USD (Alış - Satış) : 7,38 - 7,40 EURO (Alış - Satış) : 8,96 - 8,97
KÖŞE YAZISI

KUR'AN ALLAH'IN SÖZÜMÜDÜR?

Başlık sizi her ne kadar şaşırtmış olsada malesef İslam düşmanları asırlardır Müslümanların zihinlerini bulandırmak için bu soru üzerinden farklı farklı şekillerde karşımıza çıkıyor.

Kimi zaman bir tv programındaki tartışmada, kimi zaman okuduğumuz bir makalenin arasında, kimi zaman izlediğimiz bir filmin içerisinde ve malesef kimi zaman da bazı hocaların ilmi münazara adı altında yapılan sohbetlerinde!

Kur'an, Allah tarafından Hz. Cebrail vasıtasıyla mahiyeti bilinmeyen vahiy şekli ile son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)'e indirilen, mushaflarda yazılan, sözlü olarak nakledilen, okunmasıyla ibadet edilen, Fatiha suresiyle başlayıp, Nas suresiyle biten, başkalarının benzerini getirmekten aciz kaldığı Arapça mucizevi bir kelamdır.

Kaynaklarda Kur'an'ın parça parça indirilmesindeki hikmetler üzerinde durularak, bunun Hz. Peygamberin şahsı ve ümmeti için sağladığı yararlardan söz edilmektedir. Toplumun vahye olan ilgisinin canlı tutulması, Hz. Peygambere olan bağlılığın vefatına kadar sürdürülmesi, eğitim ve uygulama kolaylığı sağlamak için hükümlerde derecelerin gözetilmesi, toplum hayatındaki önceliklerin belirlenmesi, vahye karşı düşmanlık besleyenlere zaman tanınarak gönüllerinin kazanılması bunlardan bazıları olarak açıklanmaktadır.

Kur'an sureleri ‘'Mekki' ve ‘'Medeni' olarak ayrılmaktadır. Bu iki kavram da kendine has şartları olan iki ayrı dönemi ifade etmektedir. Bazı Mekki sureler içinde Medeni ayetler, Medeni sureler içinde Mekki ayetler de bulunmaktadır. Hz. Peygamber gelen vahiyleri öncelikle insanlara tebliğ ediyor, ardından bunu vahiy katiplerine yazdırıyordu. Yazılı kültüre uzak olan Araplar güçlü ezberleme kabiliyetleri sayesinde gönderilen ayet ve sureleri ezberlemekte bir sıkıntı çekmiyorlardı. Arap yazısının gelişmemiş oluşu ve okuma yazma bilenlerin az oluşu gibi sebeplerle yazma işi de az sayıda Müslümanla sınırlı kalıyordu. Ancak Mekke döneminin sonlarından itibaren okuma yazma öğrenenlerin sayısında artış görülmüş, özellikle Medine döneminde hem yazı malzemesi hem de yazı bilenlerin sayısı çoğalmıştır. Ticaretle uğraşan, bilhassa ülkeler arası ticaret yapan Mekkeliler'de okur, yazar sayısı Medineliler'e göre daha yüksekti. Nitekim kırk kadar vahiy katibinin çoğunun Mekkeli olduğu da bilinmektedir. Hz. Peygamber tarafından görevlendirilen vahiy katipleri gönderilen ayetleri mevcut malzemeler üzerine yazıyorlardı. Bu malzemeler çok çeşitli olup en meşhurları develerin kürek ve kaburga kemikleri, tabaklanmış deri parçaları, yaprak taşlar, hurma dallarının uygun yerleri, seramik parçaları, tahta, parşömen ve papirüslerdir.

Tarih boyunca Kur'an'ın Allah katından gelmediğini iddia eden inkarcılar olmuştur. Onların bu iddialarına da Allah, Kur'an'dan bizzat kendisi meydan okumuş ve ilgili ayetlerde şöyle buyurmuştur:

'Kulumuza indirdiğimiz kitaptan dolayı bir şüphe içinde iseniz onun benzeri bir sure de siz getirin, Allah'tan başka taptıklarınızı da yardıma çağırın, eğer iddianızda samimi iseniz!' (Bakara, 23.)

'Yoksa Kur'an'ı kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer doğru söylüyorsanız Allah'tan başka çağırabildiğiniz herkesi yardıma çağırın da, siz de onun gibi uydurulmuş on sure getirin!' (Hud, 13.)

'Yoksa 'onu kendisi uydurdu' mu diyorlar? De ki: Eğer iddianızda doğru iseniz, o zaman onun benzeri bir sure de siz getirin bakalım, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de yardıma çağırın!' (Yunus, 38.)

'Onu kendisi uydurmuştur diyorlar öyle mi? Hayır, hayır; inanmak istemiyorlar. Eğer doğru sözlü iseler onun benzeri bir söz getirsinler.' (Hud, 33, 34.)

‘'De ki: Yemin ederim, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bütün insanlar ve cinler bir araya gelip birbirine destek olsa dahi onun benzerini ortaya koyamazlar.' (İsra, 88.)

‘'Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz.' (Hicr, 9.)

Kur'an-ı Kerim'in Allah tarafından gönderilmediğini, Hz. Muhammed'in sözü olduğunu iddia edenlere bir cevap niteliğinde olan bu ayetlerde, insanların görünmez varlıklardan da destek alarak Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymaya kalkışsalar da bunu başaramayacakları, çünkü Kur'an'ın, gerek ifade güzelliği, gerekse içeriğinin zenginliği ve kusursuzluğuyla Allah'tan başkasının ortaya koyması mümkün olmayacak derecede mükemmel ve ulaşılamaz bir kitap olduğu anlatılmaktadır. Nitekim inkarcılar da bütün arzularına ve girişimlerine rağmen bunu yapamamışlar, bir ayete benzer bir söz dahi söyleyememişlerdir. Böylece aciz oldukları ve bunu yapamayacakları da ortaya çıkmıştır.

Kur'an-ı Kerim'in bir suresinin, hatta bir ayetinin bile benzerinin yapılamaması özelliğine 'icaz' denilmektedir.Bu kelimenin sözlük manası ise “aciz, çaresiz bırakmak, şaşırtmak” anlamındadır. Kur'an'da burada çaresiz bırakan bir mucizdir; çünkü meydan okuduğu halde kimse benzerini yapamamıştır.

Ayrıca Kur'an mucizedir; çünkü bu eşsiz kitap, son peygamberin öğretilerinin hak ve gerçek olduğunu ispat eden en kalıcı delil özelliğindedir. Peki bu mukaddes kitabın muciz ve mucize oluşu hangi özelliklerinden kaynaklanmaktadır? Hangi bakımlardan o bir mucizedir? Bu soruların cevabı da kaynaklarda Kur'an'ın üç özelliğinden bahsedilerek anlatılmaktadır.

Birinci özellik Kur'an'ın muhteşem bir söz sanatına sahip olmasıdır. Nitekim ayetlerde seçilen kelimeler ve bu kelimelerin dizilişleri, gramer yapıları, uygulanan edebi sanatları ve kelimelere yüklenen manaları buna verilebilecek örneklerdendir.

İkinci özellik ise üslup ve şekil özelliği olarak belirtilmektedir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'den önce de Araplar'da sözlü edebiyatın iki şekli bulunmaktaydı. Bunlar 'şiir' ve 'nesir' (kahinlerin kafiyeli sözleri) olarak bilinen kavramlardı. Ancak Kur'an-ı Kerim şiir olmadığı gibi Arapların bildiği nesirden de çok farklı ve açıklayamadıkları bir üsluptaydı. Çünkü O, öğüt ve talimattan ibaret bulunan iki amacını gerçekleştirmek için üslubun en uygununu seçmiş, yerine göre de uygun geçişler yaparak; örnekler, kıssalar ve tarihi olaylardan da yararlanarak vermek istediği mesajı en güzel ve etkili şekilde vermekteydi.

Üçüncü özellik ise ‘'muhteva' (içerik) özelliğidir. Bakıldığında Kur'an-ı Kerim'in içeriği de iman, iman esasları, ibadet ve ibadet çeşitleri, hükümler ve talimatları, ahlak bilgisi ve eğitimi, yaratılış, gayb alemi ve buradaki varlıklar, kısmen peygamberler ve kavimler tarihi, insanın ve kainatın yapısı, gelecekle ilgili bazı haber ve bilgilerden oluşmaktadır. Ayrıca Kur'an, okuma yazma bilmeyen (ümmi) bir peygamberin ağzından çıkmakta ve çevredeki dinlerin ve bu dinlere ait kitapların yanlışlarını düzeltmekte, onların tahriflerini de açıklığa kavuşturmaktaydı.

Dolayısıyla Kur'an'ın asırlar öncesinden yer verdiği tespit ve değerlendirmeler onun Allah'ın kelamı olduğunun en önemli delillerindendir.


NOT: Konu ile ilgili Kur'an-ı Kerim'in bilimsel olarak da Allah'ın vahyi ve mucizesi oluşunu açıklayan 'BU SORULAR ADAMI DİNDEN ÇIKARIR' araştırma kitabının 'KUR'AN-I KERİM'İN ALLAH KATINDAN GELDİĞİNİN VE TAHRİF EDİLMEDİĞİNİN İSPATI NEDİR' Bölümünü incelemenizi mutlaka tavsiye ederim.04.12.2020 10:41:41


Feedback
Bu sayfa veya içerik ile ilgili bir sorun olduğunu mu düşünüyorsun?
Lütfen bir kaç saniyeni ayır ve aşağıdaki form ile bize bildir
Mail Adresiniz:
Resim Doğrulama Kodu Kodu Yenile
HABERDAR OLMAK İÇİN MAİL BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright BeyazGazete.Com ' Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Kaynakları beraberinde belirtilmiştir. Haberleri kopyalamayınız. Norm Yazılım
Ajanslar
yukarı
Advertisement