GENÇLER VE ŞİDDET TOPLUMU

Prof. Dr. Beyhan Asma

Prof. Dr. Beyhan Asma

Şiddet kültürü teorisi, toplumsal bir boyut içindeki belirli şiddet kalıplarının yaygınlığını ele alır. Şiddetin Batı toplumunda ve kültüründe kökleşmiş olduğu kavramı en azından 20. yüzyıldır mevcuttur.

Şiddete meyilli insan nasıl anlaşılır? Diye sorduğumuzda ise, kendilerini överek veya başkalarını aşağılayarak güçlü hissederler. Her ne yapıyorsanız, her ne yiyor, her ne giyiyorsanız, her kimle birlikte oluyorsanız, bu, onlar için sorun olur. Onların onaylamadığı her seçiminizde sizi aşağılarlar, size lakap takarlar, kalp kırarlar. Sürekli kendinizi kötü hissettirirler.

Toplumda artan ekonomik sıkıntılar, işsizlik, gelir eşitsizliği ve sosyal adaletsizlik gibi faktörler, bireyler üzerinde yoğun bir stres yaratır. Bu stres, zamanla öfkeye ve şiddete dönüşebilir. Saldırganlık, kişinin kendisini tehlikelerden koruması için verilmiş bir duygudur. Tehlikeyi uzaklaştırma hissi, aslında insanın kendini tehdit altında hissetme duygusu ile beraber yaşanır. İnsan kendini sözlü olarak ifade edemiyorsa, o zaman ortaya şiddet çıkar.

Kanımca şiddet, insandaki iki temel duygudan birinin kapsamına girer ki, bu duygulardan bir tanesi cinsellik, diğeri saldırganlıktır. Saldırganlık, kişinin kendisini tehlikelerden koruması için verilmiş bir duygudur. Tehlikeyi uzaklaştırma hissi, aslında insanın kendini tehdit altında hissetme duygusu ile beraber yaşanır.

Teknolojik ve toplumsal değişimlerle birlikte geçmişten günümüze farklı şiddet türleri ortaya konulmuş olsa da şiddet dendiğinde, gözle görülebilen somut harabiyetler yaratması nedeniyle en fazla fiziksel yönü akla gelmektedir. Konuyla ilgili araştırmaların giderek artması ve bilgilerin de yayılmasıyla birlikte çok farklı şiddet türleri olduğu bilinmeye başlanmıştır.

Çağımızın en önemli sorunlarından biri olan şiddet; ev, okul, iş, sokak ve hatta günümüzde yaygın olan sanal dünyada, kısaca toplumun tüm alanlarında karşımıza çıkabilmektedir. Şiddetin olumsuz travmatik sonuçları sadece şiddete maruz kalan kişilerde değil, dolaylı bir şekilde şiddete maruz kalanlar, hatta şiddete tanık olan kişilerde de kendini
gösterebilmektedir. Şiddetin gözle görülür olmaması, var olmadığı ve kişileri olumsuz yönde etkilemediği anlamına gelmez. Her türlü şiddet suçtur, önlenmeli ve cezalandırılmalıdır. Bu gibi durumların bahane edilmesi şiddetin cezasını hafifletmez.

Ailede, okulda ,işte, sokakta şiddet ile bu şiddetin temelinde yatan nedenler kadına, çocuğa, gence, hayvanlara yönelik şiddetle ilgili istatistikler ve literatür bilgileriyle birlikte değerlendirilip detaylı çözüm önerileri sunulması gerekir.