Trabzon'da Hes Ve Doğa Toplantısı
TMMOB Trabzon İl Koordinasyon Kurulu Sekretaryası adına açıklama yapan İnşaat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Mustafa Yaylalı, "Doğu Karadeniz Bölgesi'nin önemli derecede hidrolik enerji potansiyeline sahip olması ve bu potansiyelin elektrik enerjisi üretiminde kullanılması ne kadar önemliyse üretimi yaparken doğanın bozulmaması ve yatağın

TMMOB Trabzon İl Koordinasyon Kurulu, bugün bir restoranda ''HES ve Doğa'' konulu bir basın toplantısı düzenledi. TMMOB'ye bağlı oda başkanları ile üyelerinin de katıldığı toplantıda TMMOB Trabzon İl Koordinasyon Kurulu Sekretaryası adına açıklama yapan İnşaat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Mustafa Yaylalı, ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli göstergelerinden birisinin kişi başına tüketilen elektrik enerjisi miktarı olduğunu hatırlattı. Bu tüketimin gelişmiş Avrupa ülkelerinde 7-8 bin kWh iken ABD'de 13-15 bin kWh olduğunu ifade eden Yaylalı "Ülkemizde ise 3-3 bin 500 kWh civarındadır. Enerji tüketimi açısından Avrupa ülkelerinin seviyesine ulaşabilmemiz için elektrik enerjisi üretim miktarının arttırmamız gerektiği aşikardır. Ülkemizde elektrik üretimi termik, hidroelektrik, rüzgar ve güneş santralleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Toplam enerji üretimimizin yaklaşık yüzde 82'si termik santrallerde, yüzde 16'sı hidroelektrik santrallerde ve geri kalan kısmı ise diğer santrallerde yapılmaktadır. Ülkemizin enerji üretiminde yaklaşık yüzde 73 oranında dışa bağımlı olduğu görülmektedir. Dışa bağımlılığı engellemek için öncelikli olarak yerli ve yenilebilir birincil enerji kaynaklarımızın elektrik enerjisine dönüştürülmesi ve üretim çeşitliliğinin artırılması büyük önem arz etmektedir'' dedi.
Yaylalı, Hidro Elektrik Santralleri'nin bu tabloda önem kazandığını belirterek Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki HES Projeleri ile ilgili şu bilgileri verdi:
"Bölgemizdeki HES projesi sayısı 350 adet olup, bunların 7'si işletmede, 25'i inşaat halinde, 119'u su kullanım hakkı anlaşmasında ve 199'u fizibilite çalışması aşamasındadır. Bu HES'lerin 75'i Giresun, 26'sı Gümüşhane, 66'sı Rize, 125'i Trabzon, 16'sı Artvin ve 42'si Ordu'da bulunmaktadır. Bu projelerin toplam kurulu gücü 4.704,14 MW olup, yıllık elektrik enerji üretimi ise yaklaşık 16,65 milyar kWh/yıl'dır. Bu enerji üretim miktarı yaklaşık 3 Keban hidroelektrik santralinin ürettiği enerjiye denk gelmektedir. Bu enerji miktarı aynı zamanda ülkemizde üretilen hidrolektrik enerjisinin yüzde 46'sına, toplam enerji üretiminin ise yüzde 7'sine tekabül etmektedir."
CAN SUYUNDA KARNEMİZ KÖTÜ
HES'ler yapılırken en büyük problemin plan yapılmaması ve can suyuna önem verilmemesi olduğunu ifade eden Yaylalı, şunları söyledi:
"Doğu Karadeniz Bölgesi'nin önemli derecede hidrolik enerji potansiyeline sahip olması ve bu potansiyelin elektrik enerjisi üretiminde kullanılması ne kadar önemliyse üretimi yaparken doğanın bozulmaması ve yatağından akan suyun bulunduğu vadiye verdiği hayatın yok edilmemesi o kadar önemlidir. Sivil toplum örgütleri ve bölge halkı yapılan projelerde öngörülenden fazla ağaç kesildiği için orman ve mera alanlarının yeterince önemsenmediğini düşünmektedir. Bunun yanında can suyuna gereken önem verilmediği ve gerekli denetimlerin yapılmadığı şeklinde de şikayetlerde bulunmaktadırlar. Geniş akış yatağına sahip derelerde yüzde 10'luk can suyu taşların arasında kaybolmakta ve sanki derenin kuruduğu görüntüsü ortaya çıkmaktadır. Doğal hayatın zarar görmemesi için yatağa ne kadar su bırakılmamalıdır? Bu konuda dünyada en itibar edilen çalışma Davis ve Hijri tarafından önerilen Tennant Yöntemi'dir. Bu yöntemde dere yatağına bırakılan su miktarına göre koruma dereceleri şöyle sınıflandırılmaktadır. Yüzde 60 ve üstü mükemmel, yüzde 40-60 iyi, yüzde 30-40 orta, yüzde 20-25 zayıf ve yüzde 10 kötü. Türkiye'nin birçok yerindeki HES'lerde yüzde 10 yeterli bir oran olarak kabul edildiğinden Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki vadilerin koruma derecesi kötü sınıfında yer almaktadır."
''Havzalar arası su aktarımının yapılması, inşaat atıkları, su kirliliği, tarım arazilerinin yerleşime açılması proje tipinin seçilmesinde havza özelliklerinin dikkate alınmaması, ÇED alırken bütüncül bir havza planlaması yapılmadığının göstergesidir. Birbiri ardına küçük su debisine sahip derelerde birçok projeye izin verilmesi ÇED'lerin gereği gibi hazırlanmadığının en önemi kanıtıdır" diyen Yaylalı "Diğer taraftan bölgedeki bu potansiyeli kullanırken, doğal yaşamın korunmasına da yeterince önem verilmesi gerekmektedir. Karadeniz Bölgesi'nin doğasına sahip çıkılmalı, flora ve faunasının zarar görmesine izin verilmemelidir" şeklinde konuştu.
Mustafa Yaylalı, doğal dengeyi bozmadan yapılacak her türlü HES projesinin, ülke menfaatine olduğuna dikkat çekerek şu önerilerde bulundu:
''Bir an önce HES yapımıyla ilgili tek yetkili denetleyici kurum belirlenmeli, bu kurumun belirlemiş olduğu yapım kriterlerine uymayan firmaların lisansları itiraz yolu kapalı olacak şekilde iptal edilmelidir. HES'lerle ilgili her havza ayrı ayrı planlanmalı ve verilen lisanslar gözden geçirilerek doğanın dengesini bozacak HES'ler iptal edilmelidir. 'Cezayı öderim, doğayı kirletirim' mantığıyla hareket edilmesinin önüne geçilmeli ve çevreyi kirleten firmaların şikayet edileceği merci belirlenmelidir. Koruma kapsamındaki alanlarda HES projelendirilmesine izin verilmemelidir. ÇED raporlarının mahallinde elde edilen bilimsel verilerle hazırlanmasına gerekli özen gösterilmelidir.''
