DOĞA’YA BAKIŞIMIZ

Prof. Dr. Beyhan Asma

Prof. Dr. Beyhan Asma

Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün değişmesinde, insanlara fayda veren yüklerle denizde seyreden gemilerde, Allah`ın gökten indirerek onunla ölü haldeki toprağa can verdiği ve orada her çeşit canlının yetişmesini sağladığı yağmurda, rüzgârları ve gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutları evirip çevirip yönlendirmesinde aklını işleten bir topluluk için elbette nice deliller vardır. (Bakara:2/164)

Türüne, cinsine, yaşına, iklimine göre değişiklik gösterse de bir ağacın ortalama olarak 10-12 kişinin bir gün boyunca soluduğu oksijeni üretebildiği düşünülüyor. Yani sadece 1 ağacın kesilmesi bile 10-12 kişinin 1 günlük oksijen miktarının yok olması, başka bir ifade ile ömründen 1 gün eksilmesi diyebiliriz. Karada yaşayan hayvanların %80`inin hayatta kalması ormanlara bağlı.

Hayvanların ölmesi demek ekosistemde büyük bir delik açılması ve aynı zamanda insanoğlunun besinden de büyük oranda mahrum kalması demek. Sadece bir tane yetişkin ve büyük bir ağaç atmosfere yılda 150 ton su gönderebiliyor ve bu sayede yağmur yağabiliyor. Ormanlar olmazsa toprağın ısısı artar. Ağaçlar kurur ve devasa boyutta yangınlar çıkar.

Bu yangınlar gökyüzünün kurumla kaplanmasına sebep olur. Güneş kapanır. Tarım alanlarında hasat olmaz ve sonucunda da dünya çapında bir kıtlık söz konusu olabilir. Ağaçlar gökyüzüne doğru büyür. Bu sayede dallar uzar, yaprakları büyür ve genişler. Böylelikle de gölge oluşturur.

Bugünlerde sokağa çıkmak zorunda kaldığımızda en çok aradığımız şey olan gölgeleri. Toprak kaymaları, yani heyelanlar ve sellerin oluşumu artar. Ağaçlar kökleri sayesinde toprağın sel suyunu çok fazla çekmesini engeller. Ancak ağaçlar olmadığı takdirde toprak kaymasının ve sel oluşumunun yol açacağı maddi ve manevi kayıplar meydana gelir. İçme suyu, sanitasyon ve sulama ihtiyacının çok büyük bir kısmı için su sağlayan akiferler, yani yeraltı su depolama kaynaklarına, su ağaç köklerinden damlar. Ağaçlar suyun kayıp gitmesine izin vermez.

Suyu yer altında muhafaza eder. Yıllar içinde temiz ve taze suyun toprak altında birikmesini sağlar. Ağaçlar, hava kirliliğine sebep olan pek çok zararlı gaz ve partükülün temizlenmesinde rol alır. Yalnızca karbondioksit değil, karbonmonoksit, kükürtdioksit ve azotdioksit gibi bizler için zararlı gazların da temizlenmesini sağlayarak havayı temiz tutar. Bugün kullanılan ilaçların pek çoğunun kaynağı orman ve ormanda yaşayabilen bitkilerdir.

Çok yaygın bir solunum rahatsızlığı olan astım hastaları için gerekli olan teofilin, kakao ağaçları sayesinde elde edilir. Kanser için kullanılan ilaçların yarısından fazlası da yine yağmur ormanlarındaki bitkiler sayesinde vardır. Kesim zamanı gelen ağaçların kesilmesi ile istihdam sağlayabilen kereste endüstrisi, meyve ağaçlarının yetişmesi ve hasat edilmesi ile gelir elde eden çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar, çeşitli doğa sporları…

Ormanlar sanıldığından çok daha fazla insan için iş imkanı sağlar.Özellikle pandemi herkese turizmin önemini gösterdi. Dünyanın pek çok yerinde ekolojik turizm merkezi olan -bizim ülkemiz gibi – alan da mevcut. Kampçılık, doğa yürüyüşü, bisiklet, tırmanış, rafting ve bunlara benzer pek çok sporun yapılmasının yanı sıra sadece ekolojik zenginliğinden ötürü bile turizm alanı haline gelen alanlar ormanlar yok olursa, turizm de YOK OLUR.

Evet hep beraber araştırabilirsiniz, daha pek çok faydasını göreceksin tek bir ağacın bile. Elbette doğa kendini yenileyecek, elbette yeniden yeşerecek ağaçlar. Ancak biz de üstümüze düşeni yapmak zorundayız. Sorumluluklarımız ise sokaklara çöp atmamak, ihtiyacımız olandan fazlasını almamak, yiyecekleri israf etmemek, duşta bile çok uzun süre vakit geçirmemek gibi çok basit ve gündelik adımlar ile başlıyor.

Ama şunu unutmayalım; doğayı katletmiş olabiliriz ama yok edemeyiz. Buna gücümüz yetmez. Onun bize değil, bizim ona ihtiyacımız var. Eğer bir şey yok olacaksa bu doğa olmaz, biz oluruz. Tüm bunların farkındayız ama asla umutsuz değiliz. Çünkü yaşam, her zaman bir yolunu bulmuştur ve onun kendi yolunda ilerlemesine destek olacak insanların sayısı da hiç az değildir. Bir daha asla ve sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın hiçbir bölgesinde yaşanmaması en büyük dileğimiz!