HPV virüsü çiftleri tehdit ediyor
Doç.Dr. Aydın Köşüş ve Doç.Dr. Nermin Köşüş, HPV virüsünün çiftleri tehdit ettiğini söyledi.

Günümüzde HPV virüsünün bulaşmasını engellemeye yönelik aşıların geliştirildiğini ifade eden Doç.Dr. Nermin Köşüş, “Bu aşılar özellikle birliktelik başlamamış olan 9 yaşından sonraki kız çocuklarına önerilmektedir. Yurt dışında pek çok ülkede rutin aşılama takvimine eklenmiştir. HPV’ye bağlı enfeksiyonun görülme ihtimali yüzde 90 oranında azalmıştır. Ülkemizde ise sağlık bakanlığının bu konu ile ilgili çalışmaları devam etmektedir. İleride ülkemizde de aşı takvimine eklenmesi ümit edilmektedir. Tip 6, 11, 16 ve 18 suşlarını içeren (quadrivalan) aşılar yanında tip 16 ve 18 suşlarını içeren (bivalan) aşılarda mevcuttur. Günümüzde 9 tip HPV virüsünü içeren yeni bir aşı geliştirilmiş olup yurt dışında kullanıma girmiştir. Ülkemizde henüz bulunmamaktadır. Çapraz reaksiyonla pek çok virüse karşı koruma sağladığı belirtilmektedir. Aşıların koruyuculuğu yüzde 90’ın üzerindedir. Rahim ağzı kanseri virüsü bulaşan kişilerde her zaman bir bulguya rastlamak mümkün değildir. Bazı hastalarda genital bölgede siğil dediğimiz parmaksı çıkıntılar oluşabilir. Ancak bunlara neden olan tipler daha çok HPV 6 ve 11 tipleridir. Bu virüsler rahim ağzı kanseri nedeni değildir. Rahim ağzı kanseri virüslerinin tespiti, rahim ağzından alınan sürüntü örneğinin DNA testleri ile incelenmesi sonucunda konur. Yine aynı sürüntünün patolojik olarak incelenmesi sonucunda virüsün yaptığı hücresel değişiklikler de gözlemlenebilir. Bundan dolayı 20 yaşından büyük kadınlarda smear testi, 30 yaşından büyüklerde ise smear testine ilave olarak HPV testi yaptırmaları önerilir” diye konuştu.
Dr. Köşüş, HPV virüsüne bağlı testlerde anormallik tespit edilen hastalarda ileri değerlendirme yapmanın gerekli olduğunu belirterek, “Ciddi anormallik olmayanlarda sadece rahim ağzı taraması takip yapılabilirken, orta veya ileri derecede anormallik olanlarda kolposkopi dediğimiz kameralı aletler yardımıyla rahim ağzının değerlendirilmesi yapılır. İşlem esnasında gerekli olan hastalarda biyopsiler yapılır. Çıkan sonuçlara göre hastaların takipleri yapılır. Bu takipler sırasında anormal alanların çıkarılması yada yakılması yöntemleri daha sık kullanılırken bazı hastalarda, özellikle yaşı ileri olan veya çocuk sayısını tamamlamış hastalarda rahim alma operasyonu tercih edilebilir. Operasyon sonrasında dahi bu hastaların belli bir süre takibi gereklidir. HPV virüsüne bağlı siğil gelişen hastalarda tedavide geç kalmamak ve siğillerin aşırı çoğalmasına fırsat vermemek gerekir. Aksi halde tedavisi daha da zorlaşacaktır. Genital siğil gelişenlerde değişik ilaçlarla tedavi uygulanabilir. Bu ilaçlar siğilleri kimyasal ektileri ile yakarak yok etmektedir. Az siğili olanlarda ayaktan tedavide kullanabileceğimiz bir tercihtir. Ancak sağlam mukozaya mümkün olduğunda değdirmemek önemlidir. Yaygın olanlarda ise daha çok yakma yada dondurma yöntemleri tercih edilir. Çok yaygın olanlarda cerrahi eksizyon yaparak siğil olan cildin tamamen çıkarılması gerekebilir. Laser tedavisi de yakma işleminde kullanılabilmektedir. Rahim ağzının kanser öncüsü lezyonlarda ise daha çok yakma, dondurma veya cerrahi eksizyon dediğimiz rahim koruyucu tedaviler ön planda iken, rahim ağzı kanseri gelişenlerde klasik kanser cerrahisi uygulanması gerekmektedir” açıklamalarında bulundu.
