MİT’in Askeri Kökeni Değiştirilmeli

AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal, darbelerle ilgili hazırladığı raporda, “MİT’in geçmişten gelen askeri kökeni değiştirilmeli ve sivil bir yapıya kavuşturulmalıdır.” dedi.

Bal raporunda “Halihazırdaki MİT mensupları da belirli bir denetimden geçirilmeli, illegal yapılanmalarla, darbecilerle organik bağı olanlar tasfiye edilmelidir.” diye belirtti.

AK Parti Kütahya Milletvekili İdris Bal, darbelerle ilgili rapor hazırladı. Raporunda Osmanlı döneminde yaşanan darbelere de değinen Bal, “Türk devlet geleneğinde, kökleri Osmanlı’da 17. yüzyıla kadar dayanan, eli silah tutanların sivillere itaatsizlik kültürü, alışkanlığı bulunmaktadır.” ifadesine yer verdi. “Türkiye’de itaatsizlik kültürü sadece belirli bir kurum veya kişilerle ilgili değildir. İtaatsizlik kültürü olan bir zihniyet bulunmaktadır. Resmin tamamına bakıldığında, esas sorunun bir zihniyet sorunu olduğu görülecektir.” diyen Bal, “Asker silahı olduğu için darbe yapmaktadır, fakat darbeyi destekleyen ve kışkırtan medya, darbeye davetiye çıkartan siyasetçi, militarizmi alkışlayan üniversite ve diğer aktörler de göz ardı edilmemelidir. Sorun demokrasiyi içine sindirememişlerin, millet ile barışık olmayanların ortaya koyduğu bir sorundur.” değerlendirmesinde bulundu.Bal, darbe zihniyetinin oluşmasında askeri okullarda verilen eğitim önemine dikkat çekerek, “Askeri okullarda öğrencilerin yetiştirilme tarzı ve verilen dersler sonucunda, halkına tepeden bakan, kendi kurum mensupları dışındaki insanlara güvenmeyen, paranoyak bir bakışa sahip bireyler yetişmektedir. Sivil siyasete güvenmeyen, halkını cahil, yönlendirilmesi gereken insanlar olarak gören, kendileri dışında herkesi düşman olarak algılayan bu zihniyet, sorunun temel kaynaklarından birisidir.” sözlerini kaydetti.

Bal, askeri lojmanlar ve tesislere de değinerek, "Halktan kopuk, kendi içine kapanık ve toplumla etkileşimden uzaktır. Bunun sonucunda, halkın inançlarından, değer yargılarından, hassasiyetlerinden habersiz yaşayan ve kendilerini toplumun üzerinde, ayrıcalıklı ve seçkin insanlar olarak gören askerler, 'halk için, halka rağmen' anlayışıyla yönetime müdahalelerde bulunabilmektedirler.” ifadesini kullandı.

DARBENİN EN KÜÇÜK İŞARETİ BİLE CİDDİYE ALINMALI

Türkiye gibi açık ve örtülü birçok müdahalenin olduğu bir ülkede darbenin en küçük işaretinin bile ciddiye alınması gerektiğini belirten Bal, “Üstü örtülmemeli, soruşturulmalı, tartışılmalı, sorunlar teşhis edilip milletimize birinci sınıf bir demokrasi ve hayat standardı sağlamanın yolları araştırılmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

SEÇİLMİŞLER DEVLETE HAKİM OLMADA SIKINTI YAŞIYOR

Günümüzde ortaya çıkan darbe planlarının ‘seçilmişlerin devlete hakim olmada hala sıkıntılar yaşadığının’ göstergesi olduğunu kaydeden Bal, şöyle devam etti: “Sivil ve askeri bürokraside seçilmişlere tam itaat noktasında hala bazı sorunlar bulunduğunun göstergesidir. Birçok tecrübeden sonra, artık kontrolsüz gücün güç olmadığını, şeffaflığın, denetimin bulunmadığı bir ortamda bazı kişilerin illegal örgütlerle bile işbirliği içerisine girebileceğini, kendi paşasını öldürebileceğini, kendi ülkesi aleyhine komplolar kurabileceğini görmekteyiz.”TARAFSIZ

YARGI, ÇOĞULCU MEDYA DARBE PLANLARINI DEŞİFRE ETTİ

Darbe planlarının geçmişte de gün yüzüne çıkartıldığını, ancak cuntaların değil onları yargıya taşıyanların ceza aldığını ifade eden Bal, günümüzde darbe planlarının ardı ardına deşifre olmasını tarafsız yargı ve çoğulcu medyaya bağladı. Bal, şunları dile getirdi: “Geçmişte de darbe planlarını deşifre eden, cuntacı yapıları yargı önüne taşıyan kişiler vardı. Fakat gerek yargının günümüzdeki kadar bağımsız ve tarafsız olmamasından, gerekse de basın yayın kuruluşlarının çoğulcu bir yapıda bulunmamasından dolayı, darbe planlarını deşifre etme çabaları sonuçsuz kalmış, hatta cuntacılar değil, onları yargıya taşıyan subay (Samet Kuşçu) veya savcı (Ferhat Sarıkaya) ceza almıştır. Günümüzde ise hem tarafsız yargının güçlenmesi, hem de kitle iletişim araçlarının çok sesli ve yaygın olması sonucu, yapılan planlar daha rahat gün yüzüne çıkmakta ve kamuoyu bilgi sahibi olabilmektedir.”

DARBE ORTAMININ MALİYETLERİ

dris Bal, darbe ortamlarında tohumu atılan ve kök bulan sorunların ilerleyen yıllarda karşılarına olgunlaşamamış demokrasi ve siyasetçi; ekonomik krizler, terör, bölücülük; beyin göçü, geri kalmış sanayi tesisleri, edilgen dış siyaset olarak çıktığını vurguladı. Bal, darbeci zihniyetin tasfiye edilememesi durumunda ödenecek bedelleri ise şöyle sıraladı: "- Her darbe, ülkemizi olduğundan daha geriye götürmüştür.

Cumhuriyet döneminde 'Atatükçülüğü', 'laikliği' istismar ederek yapılan darbelerin sonucunda ülke gerek insan hakları, gerek uluslararası saygınlık, gerekse de ekonomik olarak hep daha geriye gitmiş, en büyük yağmalamalar bu dönemlerde gerçekleşmiştir.- Darbe dönemleri olağan dışı gücün kullanıldığı dönemlerdir. Son yıllarda ortaya çıkan darbe planlarında tutuklanacak, gözaltına alınacak insan sayısı sadece İstanbul için yaklaşık 200 bin olarak belirlenmiştir. Böylesi bir tablo toplumda çok büyük bir nüfusu etkileyecek, yaralayacak ve toplumsal bütünlüğe zarar verecek, büyük travmalara, acılara sebep olacaktır.

- Darbe dönemlerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik ortadan kaldırıldığı için, her türlü yasa dışı, insanlık dışı suistimaller yapılabilir ve yapılmıştır. Olası bir darbe durumunda, Türkiye’nin şeffaflaşma, birinci sınıf demokrasiyi tesis etme yönünde attığı adımlar bir anda ortadan kaybolacak, demokratikleşme yolunda aldığı mesafeler ve kazanımlar heba olacak, içteki ve dıştaki başarıları yok olacaktır.

- Sürekli darbe tehdidini göz önünde bulunduran sivil siyaset, kalıcı ve büyük işler yapmayı düşünemeyecek, en azından siyasetçilerin, partilerin bir kısmı darbeci zihniyet ile dirsek teması içinde olmayı marifet sayacak, rüştünü ispat edemeyecek, yitirdiği özgüveni tekrar kazanamayacak, olgunlaşamayacak, dik duramayacak, ülke adına gerçekleşmesi gereken reformlara imza atamayacaktır. Darbeler, korkak, özgüveni eksik, inisiyatif almaktan çekinen bir siyasetçi tipinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur

- Darbe söylentilerinin devam etmesi bile, son yıllarda yapılan reformlarla, gerçekleştirilen icraatlarla dünyanın ilgisini çeken ve takdirini kazanan 'Güçlü Türkiye' imajını silip, baskıcı yönetimlerin hakim olduğu ilkel bir devlet gibi algılanmasına sebep olacaktır.- Darbe dönemi icraatı olan Kürtçe konuşma yasağı gibi yıllarca devletle milletimizin arasını açan, uluslar arası platformlarda ülke imajımıza zarar veren bir yasak, ülkemizde demokrasinin güçlenmeye başlamasıyla yakın zamanlarda çözülmüştür.

Olası bir darbe ortamı Kürt sorunu gibi, zaten ciddi sıkıntılar çektiğimiz bir sorunu deşip, vatandaşlarımız arasında bölünmeye sebep olacaktır. - Hem iç siyasette hem de dış siyasette en büyük hatalar ve gaflar hep darbe dönemlerinde yapılmıştır. Yukarıda bahsedilen Kürtçe yasağı, insan hakları ihlalleri, işkenceler dışında Cumhuriyet döneminde yapılan yatırımlar, kurulan büyük sanayi tesisleri, alt yapı çalışmaları hep darbe dönemlerinde akim bırakılmıştır.

Ayrıca dış siyasette ciddi hatalar yapılmış, Yunanistan’ın NATO’ya katılması, AB’ye katılımın sürekli ertelenmesi gibi günümüzde bile etkileri süren, dış politikaya dayalı sorunların kaynağı hep darbe dönemleri olmuştur.- Darbe dönemlerinin bir uzantısı olarak, hesap vermeyen ve çeşitli imtiyazlara sahip gruplar ve kurumlar ortaya çıkmıştır.

- Geçmiş darbeler ekonomimize büyük zararlar verdiği gibi, günümüzde darbe iddiaları bile borsa üzerinde, muhtemel yatırımlar üzerinde, dış ticaretimiz üzerinde çok olumsuz etkiler yapmakta, darbe söylentileri bile ekonomimize her açıdan zarar vermeye devam etmektedir."

ÇÖZÜM SİVİL ANAYASA

Hastalığın tedavisi için ilk ve acil olarak yapılması gerekenlerden birisinin yeni ve sivil bir anayasa hazırlanması olduğunu vurgulayan Bal, “Fakat Meclis'in şu andaki kompozisyonu bunu çok zorlaştırmaktadır.” dedi.

Darbe dönemlerinin artığı olan hukuksal düzenlemelerin bir an önce demokratik düzenlemelerle yürürlükten kaldırılması için gerekli yasal çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulayan Bal, şunları dile getirdi: “Siyasallaşmamış, tarafsız, hakem görevi gören, emir-komutayla hareket etmeyen sivil bir yargı yapısının tesis edilmesi gerekir. Bağımsız, tarafsız, ideolojisiz yargı, huzurun, adaletin ve demokrasinin teminatıdır. Yargı birliği sağlanmalıdır. Askeri yargı, sivil yargı ayrımı adaletin tecelli etmesinin önünde bir engeldir. Emir komuta ile yargı olmaz. Eğer askeri yargı var olmaya devam edecekse, sadece askerlerin hizmet içi görevleri ile ilgili olmalıdır. Bu görevlerin de, teville genişletilmesinin önünü kesecek düzenlemeler yapılmalıdır.”

İKTİDAR CESUR OLMALI

İdris Bal, raporda darbelerin önlenmesi ile ilgili bazı çözüm önerileri de sunuyor. Askeri darbelerden sonra tüm devletin baştan aşağı tekrar dizayn edildiğini, sivil siyasete vesayet edecek şekilde Anayasa başta olmak üzere düzenlemeler yapıldıktan sonra yönetimin sivillere devredildiğini belirten Bal, yönetime geçen sivil iktidarların ise cesur davranıp gerekli düzenlemeleri yapamadığını, ülkeyi demokratikleştiremediğini kaydetti.

Bal şöyle devam etti: "Halk desteğini arkasına alan bizim iktidarımız daha cesur olmalı, reformları yapmalıdır. Unutmamak gerekir ki, anti-demokratik müdahalelere, girişimlere taviz vermek sorunu çözmez, tam tersine statükonun devamına katkıda bulunur.”ORDUNUN DIŞ

GÜVENLİK DIŞINDAKİ VAZİFELERİ KALDIRILMALI

TSK’nın tekrar dizayn edilmesi gerektiğini ifade eden Bal, raporunu şöyle sürdürdü: “Cuntacılar tarafından istismar edilen ordunun, dış güvenlik dışındaki görevleri yeni düzenlemelerle ortadan kaldırılmalı ve ordu asli vazifesi olan sadece dış güvenliğe yoğunlaşmalıdır. Asker sayısı azaltılmalı, son zamanlardaki iddiaların odağında olan Türk Silahlı Kuvvetleri, kendisini verimlilik, şeffaflık, hesap verebilirlik, demokrasiye bağlılık gibi farklı açılardan öz eleştiriye tabi tutmalıdır. TSK’ya asli vazifesi dışında yükler yükleyen İç Hizmetler Kanunu 35. madde gibi ihtilal dönemi hukuk kuralları ortadan kaldırılmalıdır. Darbe iddiaları ciddiye alınmalı ve ordu içi denetim çok iyi yapılmalıdır. TSK, MİT, Emniyet ve diğer kurumlarda illegaliteye bulaşan kişilerin tasfiyesi halk iradesinin, demokrasinin bir gereğidir. Ordu içerisinde, teamül haline gelmiş mevcut terfi sistemi değiştirilmelidir. Asker iç işlerinden, iç güvenlikten, siyasetten tamamen uzak tutulmalı, iç güvenlikte çift başlılığa sebebiyet veren jandarma lağvedilmelidir.”

MİT’İN ASKERİ KÖKENİ DEĞİŞTİRİLMELİ

“MİT’in geçmişten gelen askeri kökeni değiştirilmeli ve sivil bir yapıya kavuşturulmalıdır.” diyen Bal, halihazırdaki MİT mensuplarının da belirli bir denetimden geçirilmesi; illegal yapılanmalarla, darbecilerle organik bağı olanların tasfiye edilmesi gerektiğini kaydetti.

GEÇMİŞ DARBELER YARGIYA TAŞINMALI

Geçmişte yapılan darbelerin yargıya taşınması gerektiğini belirten Bal, "Darbeciler ölmüş de olsa, verilecek cezalar sembolik de olsa mutlaka geçmişin hesabı sorulmalıdır. Kimse, yaptığının yanına kar kalacağını düşünememelidir. Günümüzde Kenan Evren gibi eski darbecilerin yargılanması darbe ve darbeci zihniyetle mücadelede doğru ve faydalıdır. Üzerinden yıllar geçse de darbe ve darbeciliğin kabullenilemeyecek kadar büyük bir ayıp, suç olduğu yargı ile teyit edilecek, kamuoyu rahatlayacak, toplumun kalp ve kafasında darbeler mahkum edilecek, darbelerin kabul edilemezliği toplumun şuur altına nakşedilecektir." ifadelerine yer verdi.İSTİHBARAT KURUMLARI

ARASINDA YARIŞ DEĞİL UYUM ESAS OLMALI

Gizli kapaklı yapılan darbe planlarını ortaya çıkaran ve çıkaracak olan istihbarat kurumları olduğunu hatırlatan Bal, şöyle devam etti: "Zaten şu anda tartıştığımız darbe planları da istihbarat birimlerinin bir başarısıdır. Fakat bu yeterli değildir. Daha erken aşamalarda istihbarat sağlanmalı ve müdahale edilebilmelidir. Bunun için ise ülkemizde istihbarat birimleri arasında yarış değil, uyum esas olmalıdır. Örneğin, Emniyet İstihbaratı ülke içine bakan, daha bağımsız bir yapı kazanabilir. MİT ise sadece dışa yönelik çalışabilir. İsithbarat toplama yükü askerin üzerinden alınmalıdır. Güçlü bir istihbarat ile darbeci zihniyet her kurumda tespit edilip, dış bağlantıları, illegal örgütlerle bağı ortaya çıkarılabilir."

CUNTACILARIN İSTİSMAR ETTİĞİ TÜM TOPLUMSAL SORUNLAR ÇÖZÜLMELİ

Bal, raporunda "Cuntacı, darbeci zihniyetin istismar ettiği tüm toplumsal, ekonomik sorunlar çözülmeli, demokratik reformlar yapılmalı, etnik, ideolojik ve mezhepsel kutuplaşma ortadan kaldırılmalı, taraflar diyaloğa, işbirliğine teşvik edilmelidir." dedi.

KAMU GÖREVİNE CESUR YÖNETİCİLER GETİRİLMELİCesur yöneticilerin kamu görevlerine getirilmesi gerektiğini kaydeden Bal, olası muhtıra veya darbe hazırlıklarında cesaretle bu kanun dışılığa karşı konulmasının önemine işaret etti. Bal, cesur ve kararlı olmayan yöneticiler darbeleri önleyemeyeceği gibi bu korku ile darbeci yapıların kontrolünde iş yapacağına dikkat çekti.

ASKERİ OKULLARDAKİ DERSLER GÖZDEN GEÇİRİLMELİ

TSK personelini yetiştiren eğitim kurumlarında verilen dersler gözden geçirilmesini kaydeden Bal, raporunda şunlara yer verdi: "İnsan hakları, demokrasi vurgusu yeterince yapılmalı, meşruiyet kaynağının halk olduğu, halkı da seçilmişlerin temsil ettiği gerçeği her şeyden önce öğretilmelidir.

TSK’ya; dış güvenliği sağlayacak, idealleri ve hayalleri bu doğrultuda olan neferler yetiştirilmeli; kurtarıcılar, devrimciler, kendi halkına tepeden bakanlar, küçümseyenler, halktan kopuk, onun değerlerinden habersiz, halka güvenmeyen, Meclis’i küçümseyen 'paranoyak' insanlar TSK’dan ayıklanmalıdır.

Hem askeri, hem de sivil okullarda müfredatlar yeniden gözden geçirilmeli, belirlenmeli ve insan haklarına, demokrasiye, çoğulculuğa vurgu yapacak şekilde ders programları oluşturulmalıdır. Derslerde darbelerin verdiği zararlar ekonomik, insan hakları, iç ve dış siyaset, sosyolojik açılardan detaylı bir şekilde anlatılmalıdır."

BEDEN EĞİTİM DERSİNDEN YANAŞIK DÜZEN EĞİTİMİ GİBİ KONULAR ÇIKARILMALI

Bal, raporunda beden eğitimi derslerinden, askeri eğitimin bir parçası olan yanaşık düzen eğitimi gibi konular çıkarılmalı, öğrencilerin ruh ve beden sağlığına katkıda bulunacak aktiviteler yapılmasını önerdi. Bal, "19 Mayıs, 23 Nisan, 29 Ekim gibi Milli Bayram törenlerinde askeri düzen içerisinde gösteriler yapmak yerine, çocukların ve gençlerin maddi-manevi gelişimine katkıda bulunacak oyun, eğlence, kültürel ve sportif faaliyetler gibi etkinliklerle bayramlarını kutlamaları sağlanmalıdır. Demokrasi ve insan hakları vurgusu ilkokuldan itibaren başlamalıdır." dedi.

FİLM VE TİYATROLARLA DARBECİLER EDİLMELİ

Sanatla ilgili değerlendirmelere de yer veren Bal, raporunda şunları ifade etti: "Filmlerle, tiyatrolarla, kısacası yazılı ve görsel medyayla darbecilerin darbelerini meşrulaştırabilmek için, darbe öncesi hazırlıkları, toplumdaki çatışmaları körüklemeleri, darbe sonrası gerçekleştirdikleri haksızlıklar, zulümler deşifre edilmeli ve her seviyedeki halkımız bilgilendirilmelidir."

ORDU MENSUPLARI HALK İLE İÇ İÇE OLMALI

Güney Doğu’da olduğu gibi, güvenlik kaygıları dikkate alınmak kaydıyla, ordu mensupları mümkün olduğunca halk ile iç içe olmasının önemini belirten Bal, "Lojmanlar ve diğer askeri tesislerin halk ile TSK mensupları arasına duvarlar ördüğü unutulmamalıdır. OYAK’ın durumu incelenerek, var olan imtiyazları kaldırılmalı ve denetime açık hale getirilmelidir." dedi.

DARBECİLERİN İSİMLERİ SOKAKLARDAN KALDIRILMALI

Bal, cadde ve sokaklara, okullara, parklara, kışlalara verilen darbecilerin isimlerinin kaldırılması, yerlerine demokrasinin ülkemizde yerleşmesi için çalışan insanların isimlerinin verilmesi gerektiğini kaydetti.

MGK LAĞVEDİLMELİ

Darbe dönemlerinin ürünü olan Milli Güvenlik Kurulu’nun gerekliliği yeniden ele alınması ve lağvedilmesi gerektiğini belirten Bal, şunları kaydetti: "Darbe dönemlerinde yönetime el koyan cuntacı yapılar, kendileri gibi düşünmeyen, darbe yanlısı olmayan, demokrasiye inanan subayları da tasfiye ederek, ordumuzun yapısını bozmuş ve sadece kendileri gibi düşünen bir yapıya dönüştürmeyi amaçlamışlardır. Ordu tüm milletimizin ortak kurumudur ve tüm toplumu yansıtması gerekir. Bunun için toplumun her kesiminden insanlar, ordu içindeki disiplin ve hiyerarşiye uymak koşuluyla, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev alabilmelidir."

TSK, SAVUNMA BAKANLIĞINA BAĞLANMALI

Milli Savunma Bakanlığı'nın yapısı ve işleyişi daha güçlü hale getirilmesi ve TSK’nın Başbakanlık yerine Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı olarak çalışmasının sağlanmasına işaret eden Bal, "Darbeci zihniyetin Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tasfiyesi sağlanırken, bunun ordumuza zarar verecek, onu yıpratacak ve ordu mensuplarının çalışma şevkini kıracak şekilde yapılmamasına da azami özen göstermek gerekir." diye vurguladı.

Bal, darbelerin ekonomik, siyasi, sosyolojik ve dış siyasete dair maliyetleriyle ilgili üniversitelerde özellikle araştırma konusu olması ve bu konularda onlarca doktora tezleri ve araştırmalar yaptırılması gerektiğini dile getirdi.

BİZ BİR AİLEYİZ

İdris Bal, raporunda birlik ve beraberliğe de vurgu yaparak, "Bir ülkeyi dibe vurduracak vizyonun 'Biz kaç kişiyiz?' vizyonu olduğu, bir ülkeyi yükseltecek vizyonun ise bir kişiyi bile dışarıda bırakmayacak şekilde 'Biz bir aileyiz' vizyonu olduğu bilinciyle, halkımızın tüm kesimleri barışık hale getirilmeli, diyalog teşvik edilmeli, halk-devlet kucaklaşması tam sağlanmalı, devletin kurumları arasında bir vücudun organları gibi ahenk olmalıdır. Bu yapılabildiğinde, enerjimiz boşa harcanmayacak, darbecilere ve bölücülere fırsat verilmeyecek, gelişmeye kanalize edilecek, ülkemiz de dünyada daha saygın bir konuma gelecektir." dedi.