UKRAYNA-RUSYA’NIN İÇERİSİNDEKİ DURUMUN AVRUPA BİRLİĞİ ÜZERİNDE ETKİLERİ

Prof. Dr. Beyhan Asma

Prof. Dr. Beyhan Asma

24 Şubat 2022 yılında Rusya`nın Ukrayna topraklarına yönelik meşru olmayan sert güç kullanımı sadece bölgesel değil uluslararası zeminde de önemli sonuçlar doğurmuştur. Rusya`nın Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa Birliği politikalarında radikal değişiklikler meydana gelmiştir. Avrupa Birliği`nin varoluşsal bir sorun ile karşı karşıya kalması ve güvenlik odaklı dış politikanın yeniden ivme kazanması uluslararası sistemde yaşanan gelişmeler ile parelel bir çizgide ilerlemektedir. Özellikle, ABD başkanı Donald Trump`ın ‘`Önce Amerika`` odaklı dış politika anlayışı ulusal çıkar ekseninde dış politikanın varlığını ortaya koyarken, tranatlantik bağın zayıflamasında önemli sonuçlara yol açmıştır. ABD`nin sert güce yönelik artan eylemleri, çıkar odaklı dış politika anlayışı sistem içerisindeki sahip olduğu normatif gücünü gölgelerken, ulusallaşmaya yönelik artan politikaları küresel gücünü ve liberal yönetim modelini zayıflatmıştır. Donald Trump yönetiminin fayda maliyet odaklı dış politika anlayışı ulusal çıkarları öne süren politikaları ve AB içerisinde yer alan ülkelere yönelik artan talepleri uzun yıllardır değerler üzerine inşa edilen mevcut yapının büyük zarar görmesine yol açmıştır. Uluslararası sistem içerisindeki güç merkezinin Batı`dan Doğu`ya doğru kaydığı yeni bir döneme geçiş yapılmaktadır. Büyük güçlerin Asya Kıtasında artan bölgesel oluşumları ve ya yürüttüğü dengeleyici mekanizmalar Asya`nın yani Doğu`nun yeniden merkezi bir konuma doğru yükseldiğini göstermektedir. Liberal dünya düzenin geleceğinin daha fazla sorgulandığı, Batı merkezli yapısal oluşumlar karşısında yükselişe geçen kendi lehine çevirmeyi hedeflemektedir. Çin, Batı düşmanlığını kazanmadan ekonomik ve bölgesel gelişimini tamamlamayı, Avrupa ülkeleri üzerindeki nüfus edebilme kapasitesini arttırmayı ve ekonomik gücünün politik zeminde karşılık bulmasını amaçlayan girişimler içerisinde yer almaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı`nda Rusya`nın enerji faktörünü tekrar şantaj unsuru olarak kullandığı zaman AB ülkeleri önlerinde fazla bir seçeneğin olmadığını anlamıştır. Küresel politikalar karşısında bölgesel işbirliği ağlarının genişlediği bir dönemden geçerken ulusal çıkarların değerler karşısında üstünlüğü ön plana çıkmaktadır. Rusya-Ukrayna savaşı sadece söz konusu iki ülke ile sınırlı kalmamış, aynı zamanda büyük bir bölgesel ve hatta küresel bir kriz haline gelmiştir. Güç dengelerinin Atlantik`ten Asya kıtasına doğru kaydığı, ittifak ağlarının daha keskin hatlar ile çizildiği ve liberal yönetim modelinin kendi içinde yaşadığı zorlu dönemde Ukrayna krizi transatlantik fay hatlarında yaşanan kırılmanın inşasında önemli bir kaldıraç görevi görmüştür. Değişen müttefiklik ilişkileri ve yeniden şekillenen güç dengesi uluslararası sistem içerisindeki değişimi ortaya koymuştur. Avrupa Birliği üye ülkeleri askeri bağımlılığının yanı sıra, ekonomi ticaret ve enerji alanlarındaki tek taraflı bağımlılık ilişkisinin AB`nin geleceğine olumsuz etki yarattığını, alternatif projelerin inşa edilmesinin önemini Ukrayna krizi ile bir kez daha farkına varmıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı ile NATO`nun bel kemiği Washington Antlaşması`nın kolektif savunma maddesi olan 5. maddesinin önemi sık sık vurgulanmış ve tehdit altında olduğunu hisseden ülkeler bu anlaşma ile güvenliklerini garanti altına almayı hedeflemiştir. Devletlerin ortak çıkar ve ya tehditler karşısında beraber hareket edebileceklerini ortaya koyan bu çalışma, ABD ile AB politikalarını ön plana çıkartmış, fayda maliyet analizi çerçevesinde devletlerin dış politikalarına yön verdiğini, güvenlik odaklı dış politikanın uluslararası gelişmeler karşısında hala önemini koruduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.