TAHİR ELÇİ BU SÖZLERİ NEDENİYLE Mİ ÖLDÜRÜLDÜ?

Latif Şimşek

Latif Şimşek

Tahir Elçi, CNN Türk`te 15 Ekim`de “PKK terörist bir örgüt değildir, silahlı mücadele veren siyasal bir harekettir” dediğinde, herkes gibi ben de çok şaşırmış ve tepki göstermiştim.

Oysa Tahir Elçi, uzun zamandır silahlı mücadelenin çözüm olmadığını savunan bir Kürt aydınıydı. En son 1 Kasım seçimlerinin ardından, “Kürt Halkı Kürt siyasal hareketine sarı kart gösterdi” yorumunu yapmış ve 7 Haziran'dan sonra PKK'nın çatışmaları tırmandırmasının HDP'nin oylarının düşmesinde büyük etkisi olduğunu söylemişti.

Kimsenin bilmediği bir konuyu burada açıklıyorum. Tahir Elçi PKK tarafından tehdit ediliyordu ve hayatından endişe ediyordu. Bunu nerden mi çıkarıyorum?
On beş Ekim'de Tahir Elçi CNN Türk'te Sazcı Ahmet'in programına katıldığında, “PKK terörist bir örgüt değildir” dedi. Daha program bitmeden, hatta reklam arası bile verilmeden ortalık karıştı. Ve reklam arası verildiğinde programa katılanlardan biri Tahir Elçi ile beş dakikalık sohbete daldı. Tahir Elçi'ye “Nerden çıktı bu. Durup dururken PKK terör örgütü değildir, demek, tepki geleceğini bilerek bunu söylemek niye?” diye sordu. Tahir Elçi o katılımcıya, bir süredir PKK tarafından silahlı mücadeleye karşı söylemleri nedeniyle tehdit edildiğini söyledi. “Ben silahlı mücadelenin çözüm olmadığını her söylediğimde PKK'lılar arıyor ve abuk-subuk konuşuyorlar.” Dedi. Bunları bana anlatan kişinin ismini iznini almadığım için açıklamıyorum. Ama o programa katılan altı kişiden, hatta Ahmet'i de katarsak 7 kişiden biri.

Şimdi şu sorunun sorulması gerekiyor; Tahir Elçi, “PKK terör örgütü değildir” sözünü baskı altında ve canını kurtarmak için mi söylemişti? Eğer öyleyse, üzülerek gördük ki o ifadeler de öldürülmesine engel olamadı. Ya da Tahir Elçi o tehditlere rağmen dik durmaya devam etti. Silahları yine lanetledi. Nitekim, Diyarbakır'da tarihi bir camiye PKK tarafından zarar verilmesini protesto ederken de kalleş bir kurşunla yaşamını yitirdi.

ARKADAŞIM ERDEM GÜL
Erdem Gül ve Can Dündar tutuklandığında bir gazeteci olarak içim sızladı.
Tıpkı Cumhuriyet Gazetesi MİT tırının görüntülerini yayınlayıp, “İşte yok denilen silahlar” manşetini attığında olduğu gibi.
Tıpkı Ak Parti ve Tayyip Erdoğan karşıtlığı adına, bu silahların Türkiye tarafından DEAŞ'a gönderildiği ihanetini Cumhuriyet'te okuduğumda yüreğimin sızladığı gibi.
Tıpkı gezi olaylarında öz yurdunun seçimle işbaşına gelmiş hükümetini haçlı dünyası ile el ele verip devirmeye yeltenen zavallı gazetecileri taksim meydanında gördüğümde ruhumun kanadığı gibi.

Ve mesela… Yedi Haziran seçimleri öncesinde HDP barajı aşsında Ak Parti siyasi mevtaya dönsün diye PKK'nın siyasi kanadına ölümüne destek veren meslektaşlarımı her dinlediğimde içimin acıdığı gibi.

Basın hürdür, gazeteci özgürdür, haberin dokunulmazlığı vardır. Hepsinin altına imzamı atarım. Ama bir gazetecinin bir siyasi partiyi düşman belleme, kin gütme, aleyhinde haber üretme, varlığını o siyasi partinin yok olmasına adama özgürlüğü yoktur.

Bir gazetecinin ulusal çıkarları, habercilik refleksine(!) kurban etme lüksü ve hakkı da olmadığı gibi.

Can Dündar Cumhuriyet Gazetesi'nin başına geldiğinden bu yana Cumhuriyet'in paralel örgütün kontrolüne girdiği ve adeta PKK'nın sesi haline geldiğini, birer birer Cumhuriyet'i terk eden yazarlar söylüyor. İsteyen herkes Cumhuriyet'in son aylardaki politikasını inceleyip iddiaları test edebilir.

Erdem Gül, Ankara'da yaşı 40-50 arasında olan hemen her gazetecinin arkadaşıdır. Gazetecilik hayatının büyük bölümü, Refah, Saadet, Fazilet ve Ak Parti muhabirliğinde geçmiştir. Ak Parti'nin kurucu kadrosu, milletvekillerinin çoğu, yöneticileri de Erdem'i iyi tanır. Erdem solcudur. Ama Paralel Örgüt'le hiç işi olmamıştır. Dürüst bir gazetecidir. Yazılmaması kaydıyla siyasetçilerin anlattığı herhangi bir bilgiyi haberleştirdiğini de görmedim. Benim de okul arkadaşım. Hoşgörülü, insan sevgisiyle dolu bir adam. Erdem'in tek şanssızlığı bu dönemde Cumhuriyet'in Ankara Temsilcisi olması.

Can Dündar ve Erdem Gül için yargı bir karar verdi ve tutuklandılar. Bu her şeyin sonu anlamına gelmez. Adil yargılanmalarını beklemekten başka da yapacak bir şey yok.