TÜSİAD'dan ekonomik uyarı

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, geçmiş dönemlerdeki sanayi politikalarında teşvik ağırlıklı bir politika yapısının mevcut olduğunu belirterek, "Devlet yardımlarının ağırlıklı olarak sosyal yardım modeli olarak kullanıldığı bir sistem. Ancak, Türkiye'nin teşvik sisteminden rekabetçi bir sanayi yapısına dönüşümü sağlaması için bu çelişkiden kurtulma...

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, geçmiş dönemlerdeki sanayi politikalarında teşvik ağırlıklı bir politika yapısının mevcut olduğunu belirterek, "Devlet yardımlarının ağırlıklı olarak sosyal yardım modeli olarak kullanıldığı bir sistem. Ancak, Türkiye'nin teşvik sisteminden rekabetçi bir sanayi yapısına dönüşümü sağlaması için bu çelişkiden kurtulması gerekiyor" dedi. Boyner, TÜSİAD ile Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu'nun (TÜRKONFED) kalkınma ajansları ile iş dünyasının gönüllü temsil örgütleri arasındaki işbirliğini güçlendirmek amacıyla Edirne'de düzenlenen "Bölgesel Kalkınma ve İş Dünyasının Rolü" başlıklı toplantıda yaptığı konuşmada, tüm dünyada bir dönüşüm yaşandığını ve dönüşümün sürekli bir yapısının bulunduğunu, ancak küresel boyutta bakınca sadece teknoloji ve inovasyon kültürlerini, kalkınma modellerini bir köşe taşı haline getirebilen ülkelerin rekabetçi güçlerini sürdürebildiklerini söyledi.

Diğer yandan gelişmiş, vatandaşlarının mutlu ve müreffeh bir şekilde yaşadığı ülkelerde görülen özelliğin ise bu değişim ve dönüşümden toplumun tüm kesimlerinin asgari düzeyde yararlanabilmesi, bu dönüşüme yine toplumun tüm kesimlerinin asgari olarak katılımı ve katkı sağlayabilmesi olduğunu belirten Boyner, "Türkiye'nin de hedefi bu olmalı. Bunu sağlamanın en önemli araçlarını ise analitik, güçlü bir eğitim sistemi, üretken bireyler ve güçlü sivil örgütlenmeler oluşturuyor" dedi.

Gelişmiş bir toplum olmanın sadece topyekun geliri ve imkanları artırmakla sağlanamadığına dikkati çeken Boyner, şöyle konuştu: "Gelişmiş bir toplum, bu artış ve gelişimden toplumun her kesimlerinin dengeli bir şekilde pay almasıyla mümkün olabilir. Bu dengeli paylaşımın sürdürülebilir yapıya bağlı olması ise verimlilik tabanlı sürdürülebilir bir ekonomi politikasına bağlı. Yani toplum, bir taraftan bu büyümeden dengeli bir pay alırken, bir taraftan da bu büyümeyi gerçekleştirecek üretime katılım sağlayacak mekanizmalara sahip olmalı. Kaynaklarımızı, üretimi gerçekleştirecek, istihdam yaratacak alanlarda kullanmaya ihtiyacımız var. Makro politikaların sürdürülebilir büyüme için gerekliliği kaçınılmaz, ancak yeterli olmadıklarını da biliyoruz. Refah düzeyinin yükseltilmesi, kişi başına gelir düzeyinin AB ortalamalarına yaklaşması ve yeni istihdam olanaklarının yaratılabilmesi için Türkiye ekonomisinin yıllık yüzde 6 civarında bir büyüme oranını yakalayabilmesi gerekiyor. Bu da arz yönlü, yani üretimi etkileyen, tetikleyen politikaların geliştirilmesini gerektiriyor" dedi.

"Adil yaklaşımın istisnası..."

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla gerçekleştirdikleri "Sanayi Politikası Yuvarlak Masa Toplantısı"na değinen Boyner, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu toplantıda da dile getirdiğimiz gibi, geçmiş dönemlerdeki sanayi politikalarımızda, teşvik ağırlıklı bir politika yapısı mevcut. Devlet yardımlarının ağırlıklı olarak sosyal yardım modeli olarak kullanıldığı bir sistem... Burada, bölgeler arası gelişmişlik farklarının da etkisi var elbette. Ancak, Türkiye'nin teşvik sisteminden rekabetçi bir sanayi yapısına dönüşümü sağlaması için bu çelişkiden kurtulması gerekiyor. Devlet elbette sosyal yardım politikalarına ihtiyaç doğrultusunda büyük önem vermelidir. Ancak, devlet bir şekilde ekonomi politikası içinde yer alacak ise bu sadece başarılı bir sanayi politikasının taraflar ile birlikte kurgulanmasından ibaret olmalıdır. 21. yüzyılda başarılı bir sanayi politikasından, öncelikle tüm sektörler ve bölgeler için eşit rekabetçi şartları hazırlayan ve koruyan bir anlayıştan bahsediyoruz. Bu adil yaklaşımın istisnası, ancak bölgesel kalkınmışlık farklarının varlığı veya teknoloji bağlantılı stratejik yaklaşımlar olmalıdır."

Sivil toplum kuruluşlarının örgütlü, bilinçli ve katılımcı bir toplum oluşturulmasında öncülük üstlendiklerini düşündüklerini de vurgulayan Boyner, "Sivil toplumun gönüllü olmasını, idari ve mali yönden bağımsız olmasını, şeffaf, hesap verebilir, siyasi partilere eşit uzaklıkta durabilmesini aramamız gerekiyor. Ancak bu yapıdaki bir sivil toplum örgütü, sürdürülebilir gerçek bir temsil niteliği taşıyabilir, katılımcı demokrasi açısından etkili olabilir ve o ölçüde de amaç ve hedeflerine ulaşılabilir" şeklinde konuştu.

TÜSİAD olarak çok uzun yıllardır pek çok farklı şehirde toplantılar düzenlediklerini, SİAD'larla bir araya geldiklerini, TÜRKONFED çatısı altındaki tüm bölgesel federasyonlara üyelikleri dolayısıyla bölgelerle ve oradaki SİAD'larla yakın işbirliği içinde olduklarını anlatan Boyner, bugün burada 7 derneğin bir araya gelerek Trakya Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu'nun (TRAKYASİFED) kuruluş protokolünü imzalayacaklarını bildirdi.

Türkiye'de AB ile uyumlu olarak bölgesel politikalar için birer araç olarak kalkınma ajansları modelinin uygulanmaya başladığına değinen Boyner, bunun bölgedeki uygulaması olan Trakya Kalkınma Ajansı'nın da faaliyete geçtiğini ifade etti.

Trakya'da kurulan Çevre ve Enerji Teknolojileri Bölgesel İnovasyon Merkezi'ne işaret eden Boyner, TÜSİAD ve TÜRKONFED işbirliği ile yürüttükleri bölgesel inovasyon merkezleri projesi ile bölgelerin rekabet gücünün artırılması için sanayici, üniversite, sivil toplum ile kamunun bir araya geldiği ve bölgedeki Ar-Ge ve inovasyon projelerinin nitelik ve niceliklerinin geliştirilmesinin hedeflendiği işbirliği platformlarının oluşturulduğunu söyledi.