USD (Alış - Satış) : 6,79 - 6,80 EURO (Alış - Satış) : 7,47 - 7,49
KÖŞE YAZISI

RAMAZAN'DA "FİDYE" VERMESİ GEREKEN "HASTA" MÜSLÜMANLAR!

Ramazan orucu, ergenlik çağına ulaşmış, akıllı (deli olmayan) her Müslümana farz (zorunlu) kılınan bir ibadettir. Nitekim bu konuda Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: 'Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı...' (Bakara, 183.) Oruç iman eden her Müslümana farz kılındı ancak Ramazan âyında hasta olup da oruçlarını tutamayan Müslümanların ve bahaneler üreterek tutmak istemeyen kişilerin fidye yoluyla oruç yükümlülüğünden kurtulmaya çalıştığını ve bu konuda da sürekli fetva aradıklarını neredeyse hepimiz biliyoruz. Biz de bundan sebep bu yazımız da fidye meselesini bütün yönleriyle kaleme almaya ve bu konuda Müslümanların neler yapması gerektiğini anlatmaya karar verdik..

FİDYE'NİN ANLAMI..

Fidye, Arapça'da “bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel” anlamına gelmektedir. İslam hukukunda kullanılan terim anlamı ise düşman elindeki esiri kurtarmak için ödenen bedeli ve başta oruç ile hac olmak üzere bazı ibadetlerin eda edilmemesi veya edası esnasında birtakım kusurların işlenmesi halinde yerine getirilmesi gereken dini ve mali yükümlülüğü ifade eder.

FİDYE, KEFARET DEĞİLDİR!

Fidye ile kefaret arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Hatta zaman zaman bu iki kelimenin aynı anlamda kullanıldığını ve bazı İslam hukukçularının da fidye yerine kefaret kelimesini kaynaklarda tercih ettiğini görmekteyiz. Ancak kefaret yalnız günah sayılan bir fiilden dolayı gerekir ve bu özelliğiyle fidyeden ayrılır. Fidye ise daha çok meşru bir özür sebebiyle yerine getirilemeyen bir ibadete bedel olarak veya ibadet sırasında yapılamayan bir hususu, işlenen bir hata ve kusuru telafi etmek için ödenmektedir.

FİDYE İLE YÜKÜMLÜ OLANLAR..

Kur'an-ı Kerim'de '...Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumu fidye öder...' (Bakara, 184.) diye buyurulmaktadır.

İslam hukukçuları da ilgili bu ayetin hükmü gereği, pir-i fani (çok yaşlı) olan ihtiyarların ve iyileşme ümidi olmayan kronik hastaların tutamadıkları oruçlarının her gününe karşılık bir fidye ödemesi gerektiğini belirtmektedirler. Ancak iyileşme durumu olan geçici hastaların fidye vermeleri geçersizdir. Onlar şifa bulduktan sonra tutamadıkları gün adedince oruçlarını kaza ederler. Nitekim fidye ile ilgili yukarıda verilen ayetin başında '...İçinizden hasta veya yolcu olan, başka günlerde (tutamadıkları orucun) sayısınca (oruç) tutar...' (Bakara, 184.) diye buyurulmaktadır. Ayrıca ayette görüldüğü gibi seferi (yolcu) olanlarda bu ruhsata tâbi tutulmaktadır. Yani isterlerse yolculuk esnasında tutmayıp daha sonra kaza edebilirler. Ancak tutarlarsa onlar için daha hayırlıdır. Çünkü ayetin devamında Allah şöyle buyurmaktadır: '...Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır...' (Bakara, 184.)

FİDYE'NİN MİKTARI..

Bir fidye miktarı, bir kişiyi bir gün doyuracak yiyecek miktarı kadardır. Bu da 'sadaka-i fıtır' ile aynı miktarı ifade eder. Yani bu sene Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olan Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından belirlenen fitre bedeli bu yıl 27 ₺ olarak belirlenmiştir. Ancak bu fitre ve fidye miktarının en asgari ölçüsüdür. Dolayısıyla imkanı olanların daha fazla vermesi onlar için daha hayırlıdır. Nitekim sultanlar gibi sofra kurup da fakirler gibi sadaka vermek samimiyetten uzak bir davranış olur..

FİDYE VERİLECEK KİŞİLER..

Oruç fidyesinin tutarı yukarıda da belirttiğimiz gibi fıtır sadakası kadardır. Bu fidyeler Ramazanın başlangıcında verilebileceği gibi, Ramazanın içinde veya sonunda da verilebilir. Fidyelerin tamamı bir fakire topluca verilebileceği gibi ayrı ayrı fakirlere de verilebilir. Bu durumda olanlar, fakirlikten sebep kendileride fidye vermeye güçleri yetmiyorsa sadece Allah'tan bağışlanma dilerler.

Oruç fidyesi, tıpkı fıtır sadakasında olduğu gibi fakir Müslümanlara verilir. Fıtır sadakası ve oruç fidyesini veren kişiler bunlardan doğrudan yada dolaylı olarak yararlanamazlar. Zekat da olduğu gibi fıtır sadakası ve fidyesi de kişinin kendi usul (üst soy) ve füruuna (alt soy) verilemez. Usul (üst soy), bir kimsenin annesi, babası, dede ve nineleri; füru (alt soy) ise çocukları, torunları ve onların çocuklarıdır. Çünkü İslam hukukuna göre kişi bu sayılan kişilere bakmakla ve ihtiyaçlarını gidermekle yükümlüdür. Ayrıca bir kimse nasıl ki hanımına yada kocasına zekat veremiyorsa, fitre ve fidyesini de veremez. Bunların dışındaki kardeş, teyze, dayı, amca, hala ve onarın çocukları, gelin, damat, kayınpeder ve kayınvalide gibi akrabalar zengin değillerse kendilerine zekat, fitre ve fidye verilebilir.

FİDYE VERME GÜCÜ OLMAYANLAR..

İyileşme umudu olmayan kronik hastalar ve senenin hiçbir mevsiminde oruç tutamayacak kadar pir-i fani olan yaşlılar maddi durumları uygun durumda ise Ramazan'ın her bir günü için bir fakire fidye vermeleri gerekmektedir. Ancak İslam hukukçularının kaynaklarda belirttiğine göre fidye, verecek gücü olmayan bu durumdaki fakirler ise fidye vermekle yükümlü değillerdir. Çünkü kendileri muhtaç durumdadırlar. Lakin tutamadıkları oruçların manevi sorumluluğunu taşıdıkları için Allah'a duâ ederek bağışlanma dilemeleri gerekmektedir vesselam..

Allah, bu mübarek Ramazan-ı şerif âyında tuttuğumuz oruçları, verdiğimiz fidye, fitre ve zekatları katında kabul etsin..05.05.2020 15:46:13


Feedback
Bu sayfa veya içerik ile ilgili bir sorun olduğunu mu düşünüyorsun?
Lütfen bir kaç saniyeni ayır ve aşağıdaki form ile bize bildir
Mail Adresiniz:
Resim Doğrulama Kodu Kodu Yenile
HABERDAR OLMAK İÇİN MAİL BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright BeyazGazete.Com ' Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Kaynakları beraberinde belirtilmiştir. Haberleri kopyalamayınız. Norm Yazılım
Ajanslar
yukarı