TOLSTOY’UN “SAVAŞ VE BARIŞ” ESERİ İLE SAVAŞTA KAZANAN VARMIDIR YOKMUDUR?

Prof. Dr. Beyhan Asma

Prof. Dr. Beyhan Asma

Aşkın, ölümün, dostluğun, ihanetin ve kaderin iç içe geçtiği bu destansı roman, yaşamın tüm yönlerini kapsar. Karakterlerin içsel yolculukları ve dönüşümleri, okuyucunun kendi hayatını ve değerlerini yeniden değerlendirmesine olanak, tanır. Savaş ve Barış, tarihin bir yansıması olmasının ötesinde, insan ruhunun derinliklerine inen bir felsefi yolculuktur. Tolstoy, bize savaşın yıkıcılığını, barışın kıymetini ve insanın evrendeki yerini sorgulatarak, unutulmaz bir deneyim sunar. Üzerinde yaşadığımız dünyada yoğun bir şiddet ve savaş olgusuyla karşılaştığımız bir gerçektir. Hatta insanlığın tarihine baktığımızda şiddet ve savaşın onun kaderinin ayrılmaz bir parçası gibi göründüğünü bile söyleyebiliriz. Peki savaş gerçekten insanlığın kaderi midir ya da savaşsız bir dünyada barış içinde yaşamak mümkün müdür? Bu mesele üzerine düşünenlerden birisi de ünlü Rus düşünür ve edebiyatçı Lev Tolstoy'dur elbet. Tolstoy'un savaş karşıtlığı ve barış ideali konusunda kişiliğine münhasır bir pozisyonda olduğudur. Şöyle ki, söz konusu problemi felsefelerinin merkezine yerleştiren Kant ve Russell gibi filozoflar meseleyi daha çok hukuki ve siyasi bir zeminde ele alıp çözümü de evrensel bir barış antlaşması ve küresel bir dünya devleti üzerinden kurgulamaya çalışırken, Tolstoy meseleye ahlaki ve dini bir perspektiften yaklaşmakta ve çözümü de insanların duygu, düşünce ve inançlarını bir bütün olarak çatışmacı motivasyonlardan arındırıp, barışçıl duygu ve eylemleri hayatlarının merkezine yerleştirmek suretiyle mümkün olabileceğini düşünmektedir.Bu anlamda Rusya'nın sosyal ve insani coğrafyasını evrensel bir çerçeveye taşıyacak şekilde aktaran Tolstoy karakterlerini en iyi yansıtan yazarlardan birisidir. Tolstoy'un dünya görüşü ve bu eserde altına çizerek belirttiği tek şey : Tanrının buyruklarının yerine getirildiği bir dünyada, toplum düzeninin kendiliğinden oluşacağı inancına dayanır.Bu hadislerden özellikle sabır, hoşgörü, adalet ve affedicilik temalı olanlar için, 'Bu ilahi kelimeler ve cümleler insanlık için gereklidir' der. Savaş ve Barış adlı eserini yazarken ve sonrasında Tolstoy Hz. Muhammed'e olan derin hayranlığını her yerde dile getirir. Hayatı boyunca yazdığı bitirdiği ama içinde hala bitiremediği “Savaş ve Barış” eseri için gerçek adalet, hakkaniyet, eşitlik, hoşgörü, fedakârlık, insana saygı ve sevginin rehberliğinde İslam olduğunu yazmaya çalıştığını belirtir. Bu eser “Savaş ve Barış”, okuyucuya sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz. Aynı zamanda, insan olmanın ne demek olduğunu sorgulatır. Aşkın, ölümün, dostluğun, ihanetin ve kaderin iç içe geçtiği bu destansı roman, yaşamın tüm yönlerini kapsar. Karakterlerin içsel yolculukları ve dönüşümleri, okuyucunun kendi hayatını ve değerlerini yeniden değerlendirmesine olanak, tanır. Savaş ve Barış, tarihin bir yansıması olmasının ötesinde, insan ruhunun derinliklerine inen bir felsefi yolculuktur. Tolstoy, bize savaşın yıkıcılığını, barışın kıymetini ve insanın evrendeki yerini sorgulatarak, unutulmaz bir deneyim sunar.