MADDE BAĞIMLILIĞI’NIN AİLEYE VE TOPLUMA OLUMSUZ ETKİLERİ
Aile üyelerinden bir kişi bağımlı olduğunda bu durum sadece bireyi etkilememekte tüm aileyi etkilemektedir. Bağımlılık bir aile hastalığıdır. Aile bireyleri aile üyesinin bağımlı olduğunu öğrendiğinde sabırlı ve sakin olmalıdır. Bağımlı bireyden hemen hızlı değişim beklemek yerine onu anlamalı ve dinlemelidir. Bağımlılık bir aile sorunu olduğu için bireyin değişimi kadar ailenin bağımlı bireye yaklaşımı tedavi sürecinde önemlidir. Bağımlı birey bağımlılık süresince aile ve çevreden soyutlanabilmektedir. Bu sebeple içe kapanık olabilir. Unutulmamalıdır ki bağımlılık bir beyin hastalıdır. Bu sebeple madde isteği aile ve çevreden önce gelebilmektedir. Kişinin bağımlılığına dair sebepleri aramak, bağımlı bireyden hesap sormak çözümsüzdür. Her anne ve baba, çocuklarının geleceği hakkında umutlar ve planlar yapar. Ancak çocuğun uyuşturucu madde kullanmaya başladığını öğrenmek, bu umutların yerle bir olması demektir. Bu hayal kırıklığı, ilk tepki olarak karşılarına çıkar. Ancak unutulmamalıdır ki her şey bitmemiştir ve değişiklik mümkündür. Madde kullanmaya başlama özellikle ergenlik döneminde olmaktadır. Madde kullanımına başlanması kişinin ilk ailesi içindeyken olabileceği gibi, daha sonra kendi kurduğu ailesinin içindeyken de olabilmektedir veya kişi madde kullanmaya başladıktan sonra evlenerek bu ailenin bir bağımlı ailesi olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle aile ve bağımlılık dendiği zaman aile tanımının iyi yapılması gerekliliği doğmaktadır. Aile ilişkileri kişinin toplumsal yaşamının belirlenmesinde öncül bir rol oynar. Ailenin çocuk yetiştirme tutumuna ait özelliklerin, kişinin bağımlılık davranışınım edinmesinde önemli bir etken olduğuna ilişkin yapılmış araştırmalar bulunmaktadır. Bu tutumlara örnek olarak aile içinde sözelleştirmenin yetersiz olması, dürtüsel davranış örüntüsünün bulunması, gergin ve çatışmalı bir ortamın varlığı, toplumsal desteğin eksik olması, aile içinde ödüllendirmenin yetersiz oluşu gösterilebilir. Anne ve babanın çocuklara verdiği mesajların farklı ve süreklilikten yoksun hale gelmesi ile birlikte bağımlılığa giden yol kaçınılmaz hale gelmektedir. Ayrıca ailenin maddelere karşı olan tutumu bu konuda gencin davranışlarını belirlemede çok etkin olmaktadır. Örneğin, anne babanın alkol veya çeşitli ilaçları kullanma alışkanlıkları, çeşitli sorunlarla karşılaştıklarında bunları çözmede kullandıkları başa çıkma yolları, ileride gencin de sorunlar ile karşılaştığında bunlarla başa çıkmak için çeşitli maddeleri kullanmasında anne babayı örnek almasına neden olabilmektedir. Bir diğer önemli etmen ise, ailenin çocuğuna anne-babalık yapma biçimidir. Anne-baba çocuk ilişkisinin niteliği, çocuğun topluma uyum becerilerini belirlemektedir. Çocuğun gelişiminde, anne-baba tutumunun besleyici, destekleyici, denetleyici öğeleri ve niteliği gencin ve daha sonra erişkinin davranışının alacağı yönün belirlenmesinde önemli bir güç oluşturmaktadır. Anne-babalık yapma biçiminin niteliğini belirleyen davranışlara örnek olarak çocuktan kapasitesine uygun yapabileceği isteklerde bulunulması, bazı kuralların konulması, disiplin yöntemleri, aile desteği verilebilir. Madde kullanımı ve aile ile ilgili literatür gözden geçirildiğinde, ailenin kişinin uyuşturucu madde kullanmaya başlamasındaki rolü üzerinde ağırlıklı olarak durulduğu, aile içinde bağımlı bir kişinin varlığının ailenin diğer üyelerini etkileme şekillerinin göz ardı edildiği göze çarpmaktadır. Ancak madde kullanımının sonuçta tüm aileyi etkilediği ve bu kişilerde de çeşitli ruhsal ve sosyal etkilerde bulunduğu unutulmamalıdır. Dünya genelinde en büyük problemlerden birisi olan uyuşturucunun, insanlık tarihi kadar çok eski bir geçmişi bulunmaktadır. Özellikle Avrupa ve Amerika'da yaşanan gelişmeler, 20'nci yüzyılın ikinci çeyreği ile beraber dünya gündemine alınmıştır. Dünyada sıklıkla kullanılan “esrar, afyon, kokain” gibi maddelere ek olarak çeşitli kimyasal yöntemler kullanılarak bağımlılık potansiyeli yüksek sentetik NPS eklenmiştir. Dünya genelinde uyuşturucu pazarları hızla büyümeye başlamıştır. Ancak bu pazar büyürken hükümetimize bağlı İç İşleri Bakanlığımız, uyuşturucu ile mücadelede birçok başarıya imza attığı görülmektedir. Uyuşturucu ile ilgili dünya genelinde giderek büyümekte olan problemlerden biri de, normalde reçeteli olarak satılması gereken bazı ilaçların yasal olmayan yollarla reçetesiz olarak temin edilmesidir. Madde bağımlılığı ile mücadele, yasadışı uyuşturucu ticareti global bir sorun olsa da her ülkenin belirlediği öncelikli hedefler olmalıdır. Bu nedenle bütün dünya devletlerinin, uyuşturucu ile mücadelesinde elde etmiş olduğu veri ve bulguları güncelleyerek, sağlıklı veri analizi yaparak, kendi devletlerine özgü problem ve eğilimleri gözlemlemiş olması gerekmektedir. Bu durum kapsamında, ülkelerin stratejilerinin sürekli olarak yenilenmesi uyuşturucu ticareti ve bağımlılığı konusunda yapılan mücadeleler için önem arz etmektedir. Global ve karmaşık bir sorun olan uyuşturucu pazarı her geçen gün genişlemektedir. Bu genişleme ile birlikte, madde türleri ve tehlike sürekli artmaktadır. Terör örgütleri ve diğer suç örgütleri bu pazardan payını almak için ortak çalışmakta ve madde kullanım yaşı her gün düşmektedir. Ülkemizde, uyuşturucu ile mücadele kapsamında ilgili kuruluş ve kurumlar üzerlerine düşen görevi fazlası ile başarıyla yapmakta ve bu kapsamda sürekli projeler geliştirmektedirler.
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Yazarın Önceki Yazısı
ÇOCUKLUK ANILARIMDAKİ BAYRAMLAR
ÇOCUKLUK ANILARIMDAKİ BAYRAMLAR
Yazarın Sonraki Yazısı
UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI ÇIKMAZINDA AİLE
UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI ÇIKMAZINDA AİLE

