AKRAN ZORBALIĞINDA AİLENİN ROLÜ
Akran zorbalığı günümüzde git gide yaygınlaşarak daha görünür hale gelen bir problem olmasına rağmen aslında çoğu zaman bir okul ortamı problemi olarak gözlemlenir. Sınıf ortamı, öğretmenin tutumları ve arkadaş gruplarının etkisi çokça ele alınır; ancak bir çocuğun en temel güven kaynağı olan aile ortamının bu süreçteki belirleyici etkisi birçok çalışmada olması gerektiği gibi incelenmemiştir. Ancak çocuğun zorbalığa karşı gösterdiği güç, zorbalığı raporlama yatkınlığı ve yaşamakta olduğu olumsuz deneyimleri işleyebilme kapasitesi doğrudan olarak ailesiyle olan ilişkisiyle bağlantılı haldedir. Birçok çocuk, yaşamakta olduğu zorbalığı ailesiyle paylaşmaz. Bu yaşanılan durum aslında genellikle çocuğun iletişim becerisinden kaynaklı değil, içsel ve çevresel bariyerlerin toplamından kaynaklanır. Çocuğun ailesine yaşanılan zorbalığı anlatamamasının altında yatan nedenlerden ilkini ‘utanç duygusu` olarak ele alabiliriz. Çocuk ona karşı yapılan zorbalığı hak ettiğini düşünür ve bunu dile getirmenin zayıflık göstergesi olacağını düşünür. İkinci olarak ise sorunu büyütmekten çekinmelerinden bahsedebiliriz. Çocuklar ebeveynlerinin ne tepki vereceğini kestiremediklerinden, bu durum karşısında korku duygusuna kapılabilirler veya onlara yük olmak istememe düşüncesi de yaşadıkları durumu anlatmayı onlar için zorlaştırır. Bazı çocuklarda ise daha önceden yaşanmış olan olumsuz deneyimler etkilidir. Mesela daha önce bir çocuk yaşamış olduğu olumsuz deneyimi ailesi ile paylaştığında küçümsendiğini veya dinlenmediğini hissettiyse eğer, bir sonraki olumsuz deneyiminde çocuk doğal olarak içe kapanma davranışı sergiler. Bu sebepten ötürü aile desteğinin ilk adımı, çocuğun anlatma cesaretini besleyen bir güven alanı oluşturmaktır. Bağlanma kuramı, çocuğun gelişimsel hayat yolculuğunda güvenli bir ebeveyn figürünün hayatı boyunca düzenleyici bir işlevi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu güvenli üs, sadece erken çocukluk dönemine has değildir; ergenlikte yaşanan zorbalık deneyimlerinde de çocuğun duygusal tamponu haline gelir. Aile ortamının “güvenli üs” işlevi üç temele dayanır: öngörülebilirlik, koşulsuz kabul ve duygusal düzenleme. Öngörülebilirlik, çocuğun ebeveyninin vereceği tepkiyi tahmin edebilmesini ifade eder. Eğer ebeveynler çocuğa karşı istikrarlı bir tutumda bulunuyorsa çocuk, yaşamış olduğu herhangi bir olumsuz deneyimini ailesine ifade etmekten çekinmez ve karşılaşacağı duygusal tepkiden de korkmaz. Koşulsuz kabul ise çocuğun eksiklikleriyle, hatalarıyla, kırgınlıklarıyla dahi aile içinde birey olarak kabul gördüğü bir ortamı ifade eder. Bu ortamın içinde çocuk, zorbalığa maruz kalmasının kendisinden kaynaklanan bir eksiklik olmadığını bilir. Duygusal düzenleme ise ebeveynin çocuğun hissettiği yoğun duyguyu birlikte düzenleme kapasitesidir. Ailenin sakinliği, çocuğun sinir sistemini yatıştırır; kaygı halinde gelen bir çocuk, ebeveynin tutarlı davranışı sayesinde daha net düşünür ve yaşadığı olayı daha sağlıklı işlemleyebilir. Zorbalık deneyimi çocuğun kendilik algısını sarsabilir. Maruz kalan çocuk kendi değerine dair şüphelere düşebilir, sosyal ilişkilerden çekinebilir veya okul ortamından uzaklaşmak isteyebilir. Bu noktada aile desteği hem koruyucu hem de iyileştirici bir rol üstlenir. Çocuğun olumlu özelliklerini hatırlatmak, ilişkilerde sınır koyma becerisini güçlendirmek ve ona kontrol edebileceği alanları göstermek iyileşme sürecini hızlandırır. Ailenin tutumu, çocuğun kendine dair inşa ettiği hikâyeyi yeniden yazmasına destek olur. “Ben sorun yaratan bir kişiyim” yerine “Ben zor bir durum yaşadım ancak ben bunu aşabilecek bir kişiyim” düşüncesi yerleşir.Akran zorbalığı, yalnızca çocuğun okulda maruz kaldığı bir eylem değildir; onun benlik algısını, ilişkisel kapasitesini ve gelecekteki sosyal güvenini etkileyen çok boyutlu bir süreçtir.
Bu sürecin en güçlü dengeleyicisi ise ailedir. Aile desteği çocuğun anlatma cesaretini artırır, duygusal yükünü hafifletir, bağışıklık sistemi gibi psikolojik bir dayanıklılık alanı oluşturur. Hem koruyucu hem de iyileştirici bu rol, çocuğun yaşadığı zorbalığın etkilerinden daha az hasarla çıkmasını sağlar. Dolayısıyla akran zorbalığıyla mücadelede aileyi yalnızca yan rolde görmek, sorunun genişliğini anlamamak olur. Asıl dönüşüm, evde kurulan güven ilişkisiyle başlar.
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Yazarın Önceki Yazısı
UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI ÇIKMAZINDA AİLE
UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI ÇIKMAZINDA AİLE
Yazarın Sonraki Yazısı
ÇOCUKLARINI KORUMADA AİLENİN ETKİSİ NEDİR NE KADAR?
ÇOCUKLARINI KORUMADA AİLENİN ETKİSİ NEDİR NE KADAR?

