FETÖ 15 TEMMUZ’UN DÖRT NUMARASI!

Latif Şimşek

Latif Şimşek

Osmanlı`nın parçalanma nedenlerinin belki de en önemlisi, Filistin toprakları üzerine bir Yahudi devleti kurulması amacıdır.
İki bin yıl önce topraklarından sürülüp, dünyanın farklı bölgelerine dağılan Yahudiler, dünyanın her bölgesinde ticareti ele geçirerek, 1900`lerin başından itibaren birer ikişer Filistin`e göç etmeye başladı. Osmanlı`nın ekonomik sıkıntılarını fırsat bilerek, Sultan Abdulhamit`e, Filistin`den kendilerine toprak verilmesi karşılığında Osmanlı Devleti`nin nerdeyse bir yıllık bütçesi kadar para teklif ettiler. Abdulhamit`in, “Kanla alınan topraklar kanla verilir” sözü tarihe geçti.
Birinci Dünya Savaşı`ndan sonra Filistin`i İngilizlerin işgal etmesi, Yahudilerin bu topraklara daha fazla göç etmesi sonucunu doğurdu. İngilizlerin himayesindeki Yahudilere, Filistinli Müslümanların karşı koyacak gücü ne yazık ki yoktu. Bu arada, Filistinlilerin sefaletinden yararlanan Yahudiler, yüksek bedellerle toprak satın almaya başladı. Uzatmaya gerek yok, bunları herkes biliyor. Sonunda, 1948`de İsrail Devleti resmen kuruldu ve ne yazık ki, İsrail`i ilk tanıyan ülke de Türkiye oldu. Filistin Kurtuluş Örgütü ise 60 yıl boyunca, kendi topraklarında terörist muamelesi gördü. 1997`de Yaser Arafat, Ramallah`ta tecrit altına alındı ve evinden dışarı çıkmasına bile izin verilmedi.
İsrail`e devlet kurduran batı, Filistinlilerin gözyaşlarını hiç görmedi.
Çünkü hepsinin ipleri Yahudilerin elindeydi.
Özellikle Amerika`daki ekonomik hayat tamamen Yahudi asıllı iş adamlarının tekelindeydi. Rotshild ve Roccofeller aileleri ABD`de başkanlardan daha itibarlı isimlerdi. Amerikan ekonomisinin bel kemiği olan bu iki aile, hem İsrail`in kuruluş finansmanını sağladı, hem de ABD ve Batı`nın, İsrailli koruyup kollamasının gerekçeleri oldu. Amerika`dan ve Avrupa`dan İsrail`e, silah teknolojisi başta olmak üzere her türlü sanai ve altyapı transferinin altında da bu iki ailenin çabaları var. Şimdilerde ise bu iki aileye binlerce Yahudi asıllı, dolar milyarderi eklendi.
Herkes 15 Temmuz Darbe/İşgal girişiminin bir numarasını arıyor.
Oysa 15 Temmuz`da bir değil tam “dört” numara var.
FETÖ, yani Fethullah Gülen, 15 Temmuz Hain girişiminin bir değil dört numarasıdır.
Bir Numara Amerika Yahudi Lobisi.
İki Numara İsrail.
Üç Numara Almanya`nın liderliğinde Avrupa Yahudi Lobisi.
Dört Numara FETÖ.
FETÖ, 15 Temmuz İçin Yahudilerin ve Yahudi sevici Evangelislerin sadece bir maşasıdır.
Cezaevlerindeki Fetöcülere gönderilen mesaj; “15 Temmuz`un arkasında Amerika ve İsrail var. Ak Parti ve Erdoğan hükümeti yıkılacak ve yeni kurulan hükümette genel af çıkacak. Bu Amerika ve İsrail`in garantisi” denilerek, moral aşılanıyor.

Son yüz yılda, Hıristiyan dünyası ile Yahudiler arasında, her iki tarafın da işine gelen çıkar işbirliği var. Mesela ABD ve İngiltere, Orta Doğu`nun petrolünü sömürürken, İsrail nükleer silahlara sahip oluyor sessizce. Avrupa, Ortadoğu`yu karıştırırken, İsrail, ufaktan Filistin topraklarını işgal ediyor, sokağa attığı Filistinlilerin evlerine Yahudileri yerleştirerek, nüfus entrikaları yapıyor.
Sonuç olarak dünyada, özellikle Ortadoğu`da hangi taşı kaldırsan altından ya İsrail, ya da ABD/Avrupa Yahudi Lobisi çıkıyor. Müslümanların bir araya gelip toparlanmaları, onların korkulu rüyası. Bu yüzden, Erdoğan`ı sevmiyorlar, bu yüzden yeni Türkiye`nin önünü kesmeye çalışıyorlar ve darbe yaptırmaya yeltenmekten çekinmiyorlar.
Bu alçaklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan`a suikast de dahil olmak üzere her yolu deneyecekler.
Daha önce denediler başarılı olamadılar.
Yine deneyecekler.
Bu kez kullanacakları maşa FETÖ değil de başka bir “uşak/hain” olabilir.
Ya da alçakça bahaneler üreterek, yeni bir haçlı ordusu ile üstümüze gelebilirler. Başkan Bush, Irak`a yaptığı saldırının bir haçlı seferi olduğunu açıkça dile getirmemiş miydi? Can Dündar`ın yaptığı haberler, belki de Türkiye`ye karşı başlatılacak bir Haçlı Savaşı`nın gerekçesi olacaktı ama Allah ellerine ayaklarına dolaştırdı.
Unutmamamız gereken şu; 15 Temmuz hainleri başarılı olsalardı, Türkiye Haçlı dünyası ve Yahudiler tarafından işgal edilecekti. Türkiye`nin işgali ise, diğer Orta Doğu ülkelerinin ödünü koparacak, “Türkiye`ye bunu yapabildilerse bize ne yapmazlar” diyerek, bir yüz yıl daha uşaklık yapmaya gönüllü olacaklardı.
Ama hepsinin unuttuğu bir şey vardı:
“Allah doğrularla beraberdi” ve “Allah isterse nurunu kafirlerin omuzları üzerinde bile yükseltebilirdi.”