Beyaz Gazete Ana Sayfa
Genişlet Işıklar
Bu Haber Diğer Kanallarda Nasıl Sunuldu

Terörle mücadele

16 Eylül 2012 Pazar günü yayınlandı Başbakan Yardımcı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinin rejim değişikliği anlamına gelmediğini söyledi.

Özel bir üniversitenin ‘Siyaset Okulu-Bursa’ programında konuşan Arınç, Türkiye’de üniversite sayısının 165’i bulduğunu, bunların 100’ünün devlet, kalanları vakıf üniversitesi olduğunu söyledi.

Siyaset akademisinin önemi işaret eden Arınç, siyaset akademisini bitirmenin bir prestij haline geldiğini söyledi.

Siyaset konusunda bilgi eksikliğinden de bahseden Arınç, bir yarışmacıya 30 milyon lira kaybettirdiğini anlattı. Arınç, “Pakize Suda birisine mikrofon uzattığı zaman, cevabı yüzde 80’i bilmiyordu. Dizilerle büyüyorlar ve onları çok iyi biliyorlar. Ülkeyi yönetenler arasında benim için cevap veren birisi de 30 milyon liradan mahrum oldu. Meclis başkanlığı sorusunda Mehmet Ali Şahin yerine benim adımı söyleyen yarışmacı parayı kazanamadı. Aklında ben kaldım. Bütün parayı yitirdi” dedi.

Mısırlı bir alimden örnek vererek siyasetin un çuvalını delmeden yapılması gerektiğini hatırlatan Arınç, “Mesela ebeveynin çocuklarıyla ilişkisinde de siyasetle davranması lazım. Bir koca da eşine karşı siyasetle davranmalı. Hanımlar da böyle, ama onlar bilir. Kapıdan girdiği andan itibaren suratları asıksa gülümsetmeli. Erkekler bu konuda siyaset deneyimi kazanmalı” şeklinde konuştu.

Eski dönemlerde huzurevini ziyaret eden siyasilerin yaşlıların eğlenmesi için yanlarında saz ekibiyle gittiğini ifade eden Arınç, “Bir belediye başkanı oraya gitmiş. Sosyal faaliyet yapıyorum diye düşünmüş. Saz ekibi de var. Saz ekibinin ilk çaldığı türkü ‘Yolun sonu görünüyor’. Vicdansız, zalim . Yaptığın iş, bir çuval inciri berbat etmekten beter. Böyle bir ziyarette böyle bir şeyi yapmak, siyaseti bilmemektir” dedi.

“HER GİTTİĞİM PARTİ KAPANDI” Arınç, eski bir Anayasa Mahkemesi üyesinin emekli olduktan sonraki düşüncelerinin Türk siyasetinde önemli değişiklere yol açtığını anlattı. Siyasete gençlik yıllarından beri büyük merak duyduğunu söyleyen Arınç, “Benim içinde bulunduğum partiler hep kapandı. Milli Nizam Partisi kapandı. Ardından Milli Selamet Partisi’nin il başkanlığını yaptım. 1980’de darbeyle uzaklaştırıldım. 6 sene siyasi yasaklı kaldım. Refah'a girdim, milletvekili oldum. Yine o partiyi kapattılar. Masum ve melek gibi bir parti olan Fazilet Partisi’ni de kapattılar. Hiçbir suçu yok. Hep biz duvara tosladık. Aç kapa, aç kapa. Biz siyaseti nerede yapacağız? AK Parti’yi kurduk. Bu partiyi kapatamadılar. Çok şükür para cezasıyla işi kapattık. Millet oy verdiği sürece bu hizmete devam edeceğiz” açıklamalarında bulundu.

12 Eylül darbecilerin yargılanmasına değinen Arınç, 32 yılın uzun olduğunu, bundan sonra kötülüklerin yok olması için bu kadar fazla beklemeyeceklerini dile getirdi. Türkiye’de siyasetin güçlenmesi için gençlere ve kadınlara daha fazla yer verilmesi gerektiğinin altını çizen Arınç, gençliğin dinamizm ve heyecanının parlamentoya girmesi gerektiğini söyledi.

“CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ REJİM DEĞİŞİKLİĞİ ANLAMINA GELMEZ” Bir davetlinin “Türkiye cumhurbaşkanını hangi şartlarda seçecek?” sorusuna cevap veren Arınç, “ Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye’de aktüel bir konu. Eskiden genelkurmay başkanları cumhurbaşkanı olurdu. Süresi 7 yıldı. Bu çok fazla bir süre. Vatana ihanet dışında hiçbir sorumluluğu yoktu, yargılanamazdı. Cumhurbaşkanı seçimi için itirazlar oldu. 367 ile Anayasa Mahkemesi kararıyla bunu engellediler. Daha sonra cumhurbaşkanı seçildi ve referandum oldu. Halk tarafından seçilmesi kabul edildi. Yetkiler aynen duruyor, sorumsuzluk da duruyor. Sadece seçim usulü ve süreleri değişti. Bu cumhurbaşkanlığı seçimleri Amerika ve Fransa ile karıştırılmamalı. Bunları konuşsak keşke. ABD’de doğrudan başkanlık sistemi var. Türkiye sistemi ABD sistemine hiçbir şekilde benzemiyor. Fransa ile bazı konularda benzerlikler olabilir. Tartışılır. Yeni anayasa yazımında belki oylaşma olabilirse önümüzde farklı bir sistem görürüz. Ama bu konular rejimin değişikliği anlamına gelmez. Sistem değişikliğidir. Demokratik kuralların içinde yaparsanız buna kimse karşı çıkmaz. Cumhurbaşkanının seçilmesi ile ilgili kanun çıkardık” dedi.

CUMHURBAŞKANLIĞI YORUMU Cumhurbaşkanlığı için kanuna göre seçim yapılacağını ifade eden Arınç, “Kanuna göre seçim yapılacak. Bu kanunun en önemli özelliği, 20 milletvekilinin imzası yeterli olacak. 550 milletvekilinin ayrı ayrı aday göstermesi durumunda 25’e yakın aday çıkabilir. Bağımsız aday koyacaklar. İlk önce yüzde 51 aranacak. Sonra da en çok oy alanlar seçilecek. Daha önce cumhurbaşkanı halk tarafından seçildi. Bu yetkiler devam edecek mi? Sorumsuzluk hali devam edecek mi? Yeni anayasa yazımı esnasında bu konuların tartışılması lazım. Bu yıl sonuna kadar en azından anlaşmış oluruz. 2 yıl öncesinden papatya falı yapmaya gerek yok. Sadece Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan isimlerinin geçmesi bizi mutlu edebilir. Muhalefet açısından yeni adayların çıkması bakımından başkalarına haksızlık yapmayalım. İki kişiden bahsederseniz bunlardan bir tanesi seçilecek diye gelebilir. Herkesin şartları tutuyorsa aday gösterilebilir. Türkiye bu konuları günlük hayatında konuşmamalı. 2 sene sonrasına şimdiden odaklanmak ve senaryolar uygulamak vaktimizi boşa harcamak olur” diye konuştu.

“ANAYASANIN AKORDU KALMADI” “Meclis yeni anayasayı yapabilecek mi? şeklinde soruya ise Arınç, “Yeni anayasa konusunda iyimserim. Ümitli olmak lazım. Şu an şartların biraz ağır gittiğini söyleyebiliriz. Ama siyasetin doğasında var bu. Meclis başkanımız ve bizler de anayasa yazım heyetinin görevini iyi yaptığını düşünüyoruz. Bu ilk defa yapılacak. Bu konuda hepimiz ümitli olmalıyız. Türkiye 1920’den bu yana 1921 anayasası ile karşılaştı. Anayasaları günlük düşünmemek lazım. Bir mutabakat belgesidir. Benim anayasam dediği bir mutabakattır. İyimserliğimizi fazla görenler susmalı. Bunu başarabilirsek bu anayasaya devam etmek zorunda kalacağız. Bu anayasayla da devam edilemez. Akordu kalmadı. Maddelerinin anlamak için herkesin yorum yaptığı anayasayla daha fazla gitmek mümkün değil. Bu anayasa konusu çok önemli. Bu konuda destek olmalıyız” cevabını verdi. “SİYASETTE BAĞIRANLAR UZUN SÜRE DURMAZ” Siyasetteki üslup eleştirilerini de yorumlayan Arınç, “Birbirini yok sayan, birbirine hakaret eden siyasetçileri duymak çok kötü. Bir şeye dikkat etmeliyiz. Mesela bağıran ve çağıran milletvekillerini bilirim. Sesini yükseltme, sözünü yükselt. Toprağa işleyen sağanak halinde yağan yağmur değil, çiselti halinde yağan yağmurdur. Bağıran, gürleyenler var. Bu kadar bağıranlar siyasette uzun süre olmaz. Sepetin içinde çok hatırladığım insanlar var. Arkası sıvazlanmıştır. Ağzımızdan çıkan söz ağzımızdan çıktıktan sonra onun esiri oluruz. Tutanaklara geçen her söz benimdir. Benden duymadığınız şeyi bana yakıştırmayın. Bunun için bağırmaya gerek yok. Üslupsuzluk siyasette itibar kaybettiriyor. Türkiye’de siyasetin itibar kaybetmesinde üslupsuzluk etkilidir” ifadelerini kullandı .


HABERDAR OLMAK İÇİN MAİL BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright BeyazGazete.Com ' Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Kaynakları beraberinde belirtilmiştir. Haberleri kopyalamayınız. Norm Yazılım
Ajanslar
yukarı