24 Şubat 2012 Cuma günü yayınlandı
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, ''Ne yazık ki Türkiye'nin AB üyelik sürecine sahip çıkma noktasındaki kararlılığının karşılığını AB'den istediğimiz ölçüde göremiyoruz'' dedi.
Bağış, Divan Oteli'nde düzenlenen Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 68. Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin üyeliğinin her fırsatta tartışma konusu yapıldığı, Türkiye üzerinden propagandaların yürütüldüğü Avrupa'nın, İstanbul'dan anlamlı mesajlar alması gerektiğini söyledi. Bağış, İstanbul'un vereceği mesajların en doğru şekilde okunması gerektiğini ifade etti.
Bağış, ''Esasen İstanbul tek başına, Türkiye'nin AB için ne büyük önem arz ettiğini, AB'ye, Avrupa'nın değerlerine ne büyük bir zenginlik katacağını göstermek açısından yeterlidir. Zira İstanbul, Türkiye'nin özeti olduğu gibi, aynı zamanda farklı medeniyetlerin, farklı kültürlerin de bir özetini sergiliyor'' dedi.
-AB üyelik süreci-Asırlar boyunca farklılıkları zenginlik içerisinde yaşatan bu şehrin, adeta bir kültür ve medeniyet merkezi olarak yükseldiğini kaydeden Bağış, İstanbul'un üç büyük imparatorluğa başkentlik yaptığını, cami, kilise ve sinagogların aynı cadde üzerinde yan yana yüzyıllar boyunca bir arada yaşadığı bir kent olarak Türkiye'nin sevgi medeniyetinin temsilcisi olduğunu söyledi.
Bugün insanlığın ihtiyaç duyduğu barış tohumlarının yüzyıllardan süzülüp gelerek Türkiye topraklarında adeta bir çınara dönüştüğünü belirten Bağış, şöyle devam etti:''İşte o yüzden diyoruz ki, bugünün Avrupa'sında yeni bir rönesansa ihtiyaç vardır ve Türkiye bu rönesansa öncülük edebilecek birikime, tecrübeye ve isteğe sahiptir. Burada şu gerçeği tekrar dile getirmek durumundayım; AB'yi sadece aynı coğrafyayı, aynı inancı, aynı kültürü paylaşan tekdüze, tek tip bir oluşum olarak görmek, AB'nin kuruluş felsefesine ve ruhuna aykırı bir anlayıştır. Bu tek tipçi yaklaşımların Türkiye'yi olduğu gibi, Avrupa'yı da yıllar boyunca nasıl bir karanlığın içine sürüklediğini maalesef hatırlatmak durumundayım.
AB, işte tam da bu tek tipçi yaklaşımlara bir meydan okuma olarak ortaya çıkan, özgürlüklerin sınır tanımazlığına inanan, farklılıkların barış içinde bir arada yaşayabileceği iddiasını savunan çok kıymetli bir projedir. Adalet ve hakkaniyetten uzaklaşan, gerçeklere gözlerini kapayan, barış, demokrasi ve özgürlük çağrılarına kulaklarını tıkayan bir AB, dünyaya umut veremez. Bugün insanlığın ümidini boşa çıkaran bir birlik olma konumuna düşme riskiyle karşı karşıya kalması bizi de üzmektedir. Ama şunu belirtmek lazım ki, bizim sadece eleştirip kolaycılığa kaçarak bir kenara çekildiğimiz bir durum değildir.''Türkiye olarak, AB'nin yaşadığı sorunları da sahiplenme ve bu sorunların çözümüne katkı sağlama gibi bir iradeyi her zaman paylaştıklarını dile getiren Bağış, ''Ne yazık ki Türkiye'nin AB üyelik sürecine sahip çıkma noktasındaki kararlılığının karşılığını AB'den istediğimiz ölçüde göremiyoruz. Demokrasi ve özgürlükler konusunda tutarlı olmasını beklediğimiz AB, bugün adil yaklaşımlardan uzaklaşma konusunda bir tutarlılık içerisine girmiştir'' dedi.