Tekstilde Çevreci Dönüsüm Vurgusu

GAIB Baskani Fikret Kileci, “Tekstili dönüstürmemiz gerekiyor. Su ana kadar ki yaptigimiz konvansiyonel üretimlerden çikip, günümüz sartlarina uygun daha çevreci, doga dostu, insanlari yok saymayan yöntemlere dogru geçmemiz lazim” dedi.

Türkiye’de Is Dünyasi dergisi tarafindan baslatilan Mahkeme Sohbetleri 18 Nisan’da dokuzuncu kez is dünyasiyla bir araya geldi. Bu kez “Tüm Sektörlerde Sürdürülebilir Inovasyon” basligi altinda toplanan farkli sektörlerden bir araya gelen temsilciler konuya iliskin bilgi ve fikir alisverisinde bulundular.

“Sürdürülebilirligin düsmani modadir”

Sürdürülebilir inovasyonu bir tekstilci gözüyle degerlendiren GAIB Baskani Fikret Kileci, bu kavramlarin eskiden bir moda ve satis argümani oldugunu ancak islerin artik degistigini söyledi.



Bu dönüsüme ayak uydurmak adina bir an önce aksiyon almak gerektigini dile getiren Kileci, “Burada da en öncelikli konu egitim. Bu egitim ve farkindaliklari olustururken de konuya inanan, bunun öneminin farkinda olanlarla süreci yönetip bu alanda bir basari hikayesi yazmamiz gerekiyor, bu sayede de toplumun geriye kalan kisminin da bu alani takip etmesini saglamamiz lazim. Bugün bu adimlari atmazsak daha sonra çok daha büyük bedeller ödemek zorunda kaliriz” diye konustu.

“Sürdürülebilirligin düsmani modadir” diyen Kileci, hizli tüketimin sürdürülebilirligi öldürdügünü de aktararak, “Iklim degisiyor, mevsimler degisiyor, dünyamiz tümüyle degisiyor. Birileri var ki bu durumu çok erken fark ettiler ve hizli aksiyon aldilar. Ama bir kesim de var ki durumun kendi menfaatlerine yarar saglamayacagini fark edip degisime direniyor. Her eylemin mutlaka dogru yapani da vardir, yanlis yapani da. Geçen haftalarda Brüksel’deydim, bir platforma katildim. Orada sunu fark ettim ki; Hindistan, Pakistan, Malezya, Banglades gibi rakip ülkelerimiz bizden çok öndeler. Mesela Pakistan ciddi anlamda olayin farkinda. Bu durumu herkes biliyor, Avrupa’da konusuluyor, dünyada konusuluyor ama aksiyon alinmiyor. Aslinda haksiz da degiller, durumda bir bilinmezlik var” dedi.

Tekstil özelinde de bir degerlendirmede bulunan Kileci, söyle konustu; “Tekstil bugün en önemli sektörlerden bir tanesi. Dolayisiyla bizim sektörümüzde bugün Türkiye’de milyarlarca Dolarlik yatirimlar var. Planli ve programli bir sekilde devletinde öncülügünde tekstili dönüstürmemiz gerekiyor. Su ana kadar ki yaptigimiz konvansiyonel üretimlerden çikip, günümüz sartlarina uygun daha çevreci, doga dostu, insanlari yok saymayan yöntemlere dogru geçmemiz lazim.”

“Gelecek, zanaati olan insanin elinde olacak”

TIAD Baskani Murat Akyüz, sürdürülebilirlik kavraminin inovasyona olan etkisine deginerek su sözleri kullandi; “Sürdürülebilirlik gelisebilir olmali. Dolayisiyla sürdürülebilirlik ve inovasyon birlikte degerlendirilebilecek bir süreç. Sürdürülebilirligin kendisi basli basina kadindir. Kadin olmazsa sürdürülebilir olamayiz.”

TIAD’in bu kapsamdaki çalismalarina deginen Akyüz, “Sürdürülebilirlik adina TEMA ile çalismalar yapiyoruz. Örnegin artik birini ziyaret etmek için gittigimizde ona çikolata almak yerine adina bagisladigimiz agaç sertifikasini veriyoruz. Bunun bir de teknolojik tarafi var. Bu alanda sürdürülebilirligi birazda kopyaliyoruz diyebiliriz. Yurt disinda bu isin öncüsü olan firmalardan bize uygun olan gelismeleri ülkemize transfer etmeye çalisiyoruz” dedi.

Teknolojinin büyük bir hizla ilerledigini de sözlerine ekleyen Akyüz, dernegin yapay zekâyi ve makinelesmeyi oldukça aktif olarak kullandigini ifade etti.

Akyüz, son olarak gençlere de bir çagrida bulunarak sunlari söyledi; “Üniversite mezunu arkadaslarimizi mutlaka teknoloji fuarlarini özellikle de endüstri ve üretim ile ilgili olan fuarlarini gezmelerini öneriyorum. Çünkü gelecek, elinde bir zanaati olan insanin elinde olacak. Ekim ayinda Maktek Avrasya Fuari var. Gelip orada teknoloji ile tanismalarini rica ediyorum.”

“Ithalata bagli olmayan tek sektör yazilim”

Sürdürülebilir inovasyon tüm dünyada yayginlasmaya devam ediyor. Bu kavrami yazilim ve teknoloji açisindan ele alan TÜYAFED Baskani Mustafa Çalis, “Inovasyon konusunda temel hedefimiz sürdürülebilirlik ve teknoloji. Bugün ülkemizi ilk 10 ekonomiye tasiyacak yegane güç; teknoloji ve yazilimdan geçiyor. Egitim ve ihracat özelinde inovasyonlari birlestirip, sirketlerin kombinasyonlarini saglayarak dünyaya adapte etmemiz gerekiyor. Su anda ilk 10 ekonominin yedisi teknoloji alanindaki sirketleri kapsiyor. Biz ise ülke olarak 21’inci sirada yer aliyoruz. Endüstri 3.0 ya da 4.0’dan artik yazilim devrimine dogru geçmis bulunuyoruz. Dolayisiyla buraya yapacagimiz yatirimlar ülkenin kaderini degistirecek unsurlardir” seklinde konustu.

Ihracat özelinde degerlendirmelerde de bulunan Çalis, “Ülkemizde su anda 3,5 milyar Dolarlik yazilim ve teknoloji ihracati var. Bu da Türkiye’nin bugün 255 milyar Dolarlik ihracatinin yüzde 1,4’üne tekabül ediyor. Sürdürülebilir inovasyon tarafindaki çalismalarla kamu, sanayi ve STK entegrasyonlariyla beraber ülkemizi yukariya dogru tasiyabiliriz. Dünya trilyon Dolarlik hacme dogru giderken Türkiye’nin de bu pazarda yerini almasi gerekiyor. Bu da inovasyonla, dijital dönüsümle gelisebilir. Bugün ithalata bagli olmayan tek sektör yazilim.”

“Sürdürülebilirlige bireysel bakmak gerek”

Konuyu hukuki yönüyle ele alan Stratejik Satin Alma Dernegi Yönetim Kurulu Üyesi, Arya Kadin Girisim Dernegi Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Kurt ise tüm alanlarda karsilasildigi gibi sürdürülebilirlik alaninda da bazi rezistanslarla karsilasildigini aktardi. Konuya bireysel bakmak gerektigini belirten Kurt, “Özellikle sürdürülebilirlik konusuna biraz bireysel bakmak gerektigini düsünüyorum. Kanunla desteklenmesi gerektigine de inaniyorum ancak diger yandan da egitimden sirket politikalarina kadar uygulamalarda aliskanliklarin degistiriliyor olmasina çalisilmasi lazim. Örnegin bu konunun okullarda ders niteliginde ögretilmesi gerekiyor. Çünkü çocuklarin dijital dünyadaki etigin nasil oldugunu dogru anlamasi önemli. Ayni sekilde sürdürülebilirligi de anlatmak gerekiyor. Çünkü bu kavram iki çöpü birbirinden ayristirmak demek degil” dedi.

“Fikrimize sahip çikalim”

Dijital ortamda sinirlarin e-ticaret ile ortadan kalktigini söyleyen Destek Patent Yönetim Kurulu Baskani Kemal Yamankaradeniz, bu durumun bazi riskleri de beraberinde getirdigini dile getirdi.

Bu risklerden de söz eden Yamankaradeniz; “Markanizi, tasarimlarinizi tescil islemleriyle koruma altina almazsaniz çok ciddi maddi kayiplara ugrayabilirsiniz. Üstelik bunun için artik markanizi veya bulusunuzu ülke çapinda tescil ettirmek de yeterli degil. Uluslararasi marka tescili, küresel pazarda rekabet avantaji elde etmek için kritik bir adimdir. Öte yandan tescilli markalarin dahi taklit edilebilmesi, global marka izlemenin önemini de ortaya koyuyor” dedi.

Kaynak: İHA