Bakan Varank Genel Kurul'a Hitap Etti

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2019 yılı bütçesi, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülerek kabul edildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, bakanlığının bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, “Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi” vizyonunu anlattı. Türk sanayisini daha da rekabetçi hale getirmek için üretimde yapısal dönüşümü hızlandıracaklarını kaydeden Bakan Varank, “Bu dönüşüm; yüksek katma değerli üretim, verimlilik artışları, dijitalleşme ve bölgesel kalkınma eksenlerinde hayat bulacak” dedi.

Varank, konuşmasında TÜBİTAK tarafından üretilen ve ileri teknolojili lazer, detektör çipi gösterdi. Çipin, terörle mücadelede kullanılan SİHA’ların kullandığı bombaların arayıcı başlıklarının içinde yer aldığını ifade eden Varank, “Türkiye artık İHA ve SİHA’ların üretiminden tutun da, içindeki yazılım sistemlerine ve burada gördüğünüz çiplere kadar inen bir teknolojik derinliğe ulaştı. Gururla ifade etmeliyim ki, TÜBİTAK ürünü bu lazer detektör çipleri bugüne kadar yapılan tüm SİHA, CİRİT, LUMTAS ve TEBER atışlarında kullanıldı. Burada CHP adına konuşan konuşmacılar, ‘Bu bütçede teknoloji yok sanayi yok, Ar-Ge yok’ dediler. Ben kendilerine teknolojiyi de Ar-Ge’yi de burada gösteriyorum” diye konuştu.

Varank, daha sonra toplardamar yetmezliği olarak bilinen venöz dolaşım bozukluklarına karşı kullanılmak üzere geliştirilen ve ruhsatlandırma aşamasında olan ilacı tanıttı. İlacın tavşan elması bitkisinin kökünden elde edildiğini belirten Varank, “3 bin 750’den fazla endemik bitki hazinemizden faydalanarak, Sağlık Bakanlığı ihtiyaçları doğrultusunda yenilikçi ilaçları bilimsel yöntemlerle geliştiriyoruz. Bu sayede, yüksek katma değerli bitkisel ilaçların üretilmesinin yolunu açıyoruz. Bir sonraki aşamadaysa, hem etken maddeleri hem de bitmiş ilaçları ihraç edebileceğiz. Bu bitki yurt dışına kilosu 4.5 Avro’ya satılıyor. Burada gördüğünüz gıda takviyesi ise, 20 Avro’dan Türkiye’de satışta. İnşallah biz bu ilaçları, bitkisel ilaç kategorisinde geliştirip satacağız. ‘Ar-Ge’ diyordunuz değil mi? Buyrun Ar-Ge. ‘Teknoloji’ diyordunuz, buyurun teknoloji” dedi.

Varank, bakanlık olarak Avrupa Birliği ile mali işbirliği çerçevesinde Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) Rekabetçi Sektörler Programını yönettiklerini hatırlatarak, “Bu çerçevede önemli bir örnekten bahsetmek istiyorum. Tarihin yeniden yazıldığı Göbeklitepe’deki iyileştirme çalışmalarına IPA kapsamında 10 milyon Avro aktardık. Ziyarete açılmış olan Göbeklitepe, tüm dünyadan ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor” diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu’nda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın bütçeleri görüşüldü. Görüşmelerin ardından bu bakanlıklar ile bağlı, ilgili kuruluşların bütçeleri kabul edildi.

"Sanayicinin nabzını tutuyoruz"

Bakanlığının bütçesi hakkında genel kurulda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, reel sektör ile doğrudan irtibatlı bir bakanlık olduklarını ifade ederek, “Her adımımızı görev ve sorumluluklarımızın bilincinde atıyoruz. Mesai arkadaşlarımla birlikte il il dolaşıyor, sanayicinin ve girişimcinin nabzını düzenli bir biçimde tutuyoruz. OSB’lerden teknoparklara, sanayi kuruluşlarımızdan araştırma enstitülerine, bilim insanlarımızdan genç girişimcilerimize kadar sesini duyurmak isteyen herkesi dinliyor; politikalarımızı ortak akılla oluşturuyoruz” dedi.



Destekler uçtan uca

Varank, büyüme ve istihdamın güçlenerek sürmesi için ‘Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi’ vizyonuyla var güçleriyle çalışmaya devam ettiklerini belirterek, “Sanayimizi daha da rekabetçi hale getirmek için üretimde yapısal dönüşümü hızlandıracağız. Bu dönüşüm; yüksek katma değerli üretim, verimlilik artışları, dijitalleşme ve bölgesel kalkınma eksenlerinde hayat bulacak. Yakında ilan edeceğimiz Yerlileştirme Ürün Programı, çok önemsediğimiz yapısal reformlarımızdan birisi. Ara malı ithalatını azaltarak, yerli üretimin teknoloji yoğunluğunu, uluslararası pazarlara entegre bir biçimde daha da artırmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.



Sanayi işbirliği projeleri

Kamu mal alımı ihalelerinde; orta-yüksek ve yüksek teknolojili yerli ürünlere yüzde 15 fiyat avantajını zorunlu hale getirdiklerini anımsatan Varank, “Yerli firmaların yetkinliklerinden daha fazla faydalanmak için kamu ihalelerinde ‘Sanayi İşbirliği Projeleri’ni hayata geçirdik. Türkiye’nin Otomobili Projesi de hem yerlileşme hem de markalaşma adına önemli bir adım. Bu Projeyi; elektrikli ve otonom araç teknolojilerinin milli kaynaklarla geliştirilmesi, akıllı mobilite çözümlerinin yerli olarak üretilmesi açısından bir fırsat olarak görüyoruz” dedi.



AR-GE harcamalarının yüzde 57’si özel sektörden

Varank, Ar-Ge ve yenilikçilik faaliyetlerini destekleyerek, yüksek katma değerli üretimi teşvik ettiklerini kaydederek, “Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin sayısını bin 384’e çıkardık. Ar-Ge harcamaları 2017’de bir önceki yıla göre yüzde 21 artışla 30 milyar liraya; tam zamanlı Ar-Ge personeli sayısı da yüzde 12 artışla 154 bine ulaştı. Bu harcamaların yüzde 57’sinin özel sektör tarafından gerçekleştirilmesi, doğru yolda olduğumuzun bir göstergesidir” diye konuştu.



Çarpan etkisi

Üniversitelerle sanayicileri, teorik bilgiyle pratiği bir araya getirme amacıyla kurulan 81 Teknoloji Geliştirme Bölgesinde 5 bin 200 firmanın faaliyet gösterdiğini anlatan Varank, “Bu firmalar bugüne kadar 63 milyar liralık satış gerçekleştirirken; 3,6 milyar dolarlık ihracat yaptılar. Teknoparklarda geliştirilen ürün ve teknolojiler, diğer sektörlerde çarpan etkisi oluşturarak ekonomimize kayda değer katkılar sağlamaktadır. Üniversite ile sanayi arasında önemli bir köprü vazifesi gören araştırma altyapılarını destekliyoruz. Mikro-elektromekanik sistemler, nanoteknoloji, ileri malzeme, ilaç ve aşı geliştirme alanlarında 4 araştırma altyapısına tüzel kişilik kazandırdık” dedi.



Antarktika’ya geçici üs

Varank, Cumhurbaşkanlığının himayesinde çalışmaları devam eden Antarktika’ya Bilim Üssü Kurulması Projesi hakkında bilgi vererek, “2019 yılında 3. seferimizi düzenleyip, geçici üssümüzü kuracağız. Amacımız Antarktika Antlaşmalar Sistemi’nde söz sahibi ülkeler arasına girip; bilim insanlarımıza yeni bilimsel çalışma fırsatları sunmak ve ay yıldızlı bayrağımızı kutuplarda da dalgalandırmaktır” diye konuştu.



Çevre dostu sanayi alanları

Sanayi arsalarının Türkiye’nin yüzölçümüne oranının, rekabet edilen ülkelere kıyasla düşük olduğunu, bunun da farkında olduklarını bildiren Varank, “Bu yüzden; OSB’lere ve sanayi sitelerine düşük faizli, uzun vadeli krediler veriyor, sanayiciler için altyapısı tamamlanmış parseller hazırlıyoruz. 2 kasımda Sayın Cumhurbaşkanımızın kararıyla OSB’lerde tamamen veya kısmen bedelsiz parsel tahsisinin kapsamını genişlettik. Çevre dostu, yeni ve düşük maliyetli sanayi alanları oluşturmak için tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.



Dış ticaret açığı düşecek

Varank, büyük ölçekli projeler için endüstri bölgeleri kurmaya başladıklarını hatırlatarak, “Ekim ayında İzmir’de ülkemizin ilk özel endüstri bölgesi olan SOCAR Türkiye Özel Endüstri Bölgesi’ni ilan ettik. Bu bölgedeki yatırımlarla, petrol ve petro kimya ürünlerinde dış ticaret açığımızda yıllık 1,5 milyar dolara varan düşüşler göreceğiz. Kasım ayında, Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi’nde kurulacak poli-propilen tesisinin yatırım ortaklık anlaşması imzalandı. Bu yatırımın tamamlanmasıyla yıllık 2.1 milyon tonluk poli-propilen ithalatının yüzde 25’i karşılanacak” dedi.



Yeni ekonomik programla uyumlu

Bakanlık olarak önemli görevlerinden birinin de ekonomik kalkınmayı sürekli kılacak yatırım teşvik politikalarını tasarlayıp uygulamak olduğunu söyleyen Varank, “Üretimde yapısal dönüşümü hızlandırmak üzere tasarladığımız, Proje Bazlı Teşvik Sisteminin olumlu dönüşlerini ziyadesiyle almaya başladık. Cumhurbaşkanımızın onayıyla 40 milyar lira tutarında 19 yatırım projesi için destek kararı yayımlandı. Yatırımları başlayan bu projelerin cari açığı 10,4 milyar dolar azaltmasını öngörüyoruz” diye konuştu.



Yatırım ortamı

Yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik çalışmalara değinen Varank, “2018 Ocak-Ekim döneminde ülkemize 9,2 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi oldu. Türkiye bu yıl, Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı Endeksi’nde 190 ülke arasında 17 sıralık bir sıçrama göstererek 43’üncü sıraya yükseldi. Tüm paydaşlarımız ve siz değerli milletvekillerimizin desteğiyle yatırımcı dostu çözümler üretmeye hız kesmeden devam edeceğiz” şeklinde konuştu.



İnsan sağlığı ve doğa

Varank, insan sağlığını ve doğayı tehdit eden tehlikeli ürünlerin piyasada dolaşmasını engellemek, haksız rekabetin önüne geçmek için son derece hassas davrandıklarının altını çizerek, “2018 yılında 56 bin denetim gerçekleştirdik. 200 ürün için toplatma kararı aldık. Önümüzdeki dönemde; uygunsuz ürünün kaynağında engellenmesi için proaktif piyasa gözetimi yaklaşımını benimseyerek, rehberlik faaliyetlerine de ağırlık vereceğiz” dedi.



Yoğun ilgi çekiyor

Varank, AB müktesebatına uyum çalışmaları kapsamında birçok fasılda bakanlığının önemli görevleri olduğunu kaydederek, “Avrupa Birliği İşletmelerin Rekabet Edebilirliği Programı’na katılım sağlıyor, “UFUK 2020” çalışmalarında yer alıyoruz. Mali işbirliği çerçevesinde Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) Rekabetçi Sektörler Programını yönetiyoruz. Bu çerçevede önemli bir örnekten bahsetmek istiyorum. Tarihin yeniden yazıldığı Göbeklitepe’deki iyileştirme çalışmalarına IPA kapsamında 10 milyon Avro aktardık. Ziyarete açılmış olan Göbeklitepe, tüm dünyadan ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor” dedi.

Varank, bakanlığına bağlı, ilgili kurum ve kuruluşlar hakkında da özetle şunları söyledi:

"Yerli üretimi teşvik: KOSGEB vasıtasıyla 16 yılda 220 bin işletmeye 5.9 milyar lira destek sağladık. KOBİ Finansman Destek Kredi Programıyla 520 bin işletmeye 3.9 milyar lira kaynak aktararak 20 milyar lira kredi hacmi oluşturduk. Yerli üretimi teşvik etmek amacıyla ‘Stratejik Ürün Destek Programı’nı uygulamaya koyduk. Öncelikli teknoloji alanlarında, yeni ürünlerin ticarileşmesini teşvik etmek için ‘Teknoyatırım Destek Programı’nı başlattık. Bu iki programla KOBİ’lere 5 milyon liraya kadar destek sağlıyoruz.

Pozitif ayrımcılık: Girişimcilik Destek Programıyla, kadın, gazi, engelli ve birinci derece şehit yakınları için pozitif ayrımcılık ilkesini gözeterek 8 yılda 50 binden fazla işletmenin kuruluşunu destekledik. Bu programı ülkemizin stratejik öncelikleriyle uyumlu şekilde güncelledik. Böylece yüksek teknoloji alanındaki girişimcilere 360 bin liraya kadar destek vereceğiz. Tüm KOSGEB programlarında satın alınan makine ve teçhizatın yerli malı olması durumunda ilave yüzde 15 katkı veriyoruz.

Milli ve özgün teknoloji: TÜBİTAK milli ve özgün teknolojilerin yanında olmaya devam ediyor. Özel sektör destekleri kapsamında; 16 yılda 16 bin proje için 8,2 milyar lira hibe vererek 12 milyar liralık Ar-Ge Hacmi oluşturduk. Öncül Ar-Ge Laboratuvarları Destek Programı sayesinde dünyanın önde gelen teknoloji firmaları ülkemizde araştırma laboratuvarı kurabiliyor.

Slogan değil iş ürettik: Hazine ve Maliye Bakanlığı işbirliğiyle Tech-InvesTR Programını oluşturduk. Böylece 10 yeni girişim sermayesi fonu kurarak, fon büyüklüğünün kısa vadede 1 milyar liraya ulaşmasını hedefliyoruz. Akademik Ar-Ge destekleriyle 16 senede 20 bin 155 projeye 10 milyar liranın üzerinde katkı sağladık. 2018 yılı itibarıyla projelere verdiğimiz destek miktarını yüzde 100’e yakın artırdık. Ak Parti hükümetleri boyunca bilim insanlarımızı güçlü bir şekilde destekledik. Bilim insanlarımız için slogan değil iş ürettik. Bilim alt yapısını güçlendirip, gerekli iklimi oluşturmak için mücadele verdik.

Teknoloji seviyesi yüksek: Bu yıl; sanayicilerimize, üniversitelerimize, bilim insanlarımıza ve her düzeydeki öğrencilerimize verdiğimiz destek miktarı 1.9 milyar liraya ulaştı. Teknoloji seviyesi yüksek yerli ürünlerin özel sektör ve üniversite işbirliğiyle geliştirilmesi için yeni programlar oluşturduk. Bu yolla akademinin kritik alanlarda geliştirdiği teknolojileri özel sektöre etkin biçimde aktarmasını sağlıyoruz. Yüksek katma değerli üretimde hibe ve destekler kadar, beşeri sermayenin de belirleyici olduğunun farkındayız.

İki yeni program: Bu amaçla iki yeni program başlattık. Sanayi Doktora Programıyla, sanayide ihtiyaç duyulan doktora derecesine sahip nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesini ve istihdamını teşvik ediyoruz. Gelen yoğun talep doğrultusunda, bu programın 2019 yılı çağrısına en kısa zamanda çıkmayı planlıyoruz.

Geleceğin bilim insanları: Bir diğer yenilikçi adımımız ‘Uluslararası Lider Araştırmacılar’ programıdır. Stratejik önemi haiz alanlardaki projelere katkı sağlamak üzere, ülkemize gelecek üst düzey araştırmacılara çok cazip teşvikler sunuyoruz. Bu araştırmacılar; sadece üniversite bünyesinde değil, özel sektörde de çalışma ve kendi ekiplerini kurma fırsatına sahip olacaklar. Resmi başvuru 15 Aralık’ta başladı.

Programı duyurduğumuz ilk günden itibaren çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Programa olan bu ilginin; Türkiye’deki bilim ekosistemini ideolojik önyargılarıyla değerlendirenlerin, mesnetsiz iddialarına bir cevap niteliğinde olduğunu özellikle belirtmek isterim. Geleceğin bilim insanlarının yetişmesini çok önemsiyoruz.

Teknolojik derinlik: TÜBİTAK Enstitüleri vasıtasıyla ülkemizin ihtiyaç duyduğu savunma, uzay, güvenlik, enerji, ilaç, kimya, gıda, çevre, malzeme gibi stratejik alanlarda Ar-Ge faaliyetleri yürütüyoruz. Burada sadece 2 örnek vereceğim. Elimde gördüğünüz ileri teknolojili lazer detektör çipleri, tamamen milli olarak tasarlandı ve üretildi. TÜBİTAK Yarı İletken Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı’nda ürettiğimiz bu detektör çipler, terörle mücadelemizde göğsümüzü kabartan SİHA’ların kullandığı bombaların arayıcı başlıklarının içinde yer alıyor. Türkiye artık İHA ve SİHA’ların üretiminden tutun da, içindeki yazılım sistemlerine ve burada gördüğünüz çiplere kadar inen bir teknolojik derinliğe ulaştı. Gururla ifade etmeliyim ki, TÜBİTAK ürünü bu lazer detektör çipleri bugüne kadar yapılan tüm SİHA, CİRİT, LUMTAS ve TEBER atışlarında kullanıldı. Burada CHP adına konuşan konuşmacılar, ‘Bu bütçede teknoloji yok sanayi yok, Ar-Ge yok’ dediler. Ben kendilerine teknolojiyi de Ar-Ge’yi de burada gösteriyorum.

Yenilikçi ilaçlar: Sizlere göstermek istediğim bir diğer örnekse elimde tuttuğum bu ilaç. Venöz dolaşım bozukluklarında etkin kullanılmak üzere ‘Ruscus Aculeatus’, Anadolu’daki ismiyle enir ya da tavşan elması bitkisi kökünden elde ettiğimiz ilaç, ruhsatlandırma aşamasına geldi. 3 bin 750’den fazla endemik bitki hazinemizden faydalanarak, Sağlık Bakanlığı ihtiyaçları doğrultusunda yenilikçi ilaçları bilimsel yöntemlerle geliştiriyoruz. Bu sayede, yüksek katma değerli bitkisel ilaçların üretilmesinin yolunu açıyoruz. Bir sonraki aşamadaysa, hem etken maddeleri hem de bitmiş ilaçları ihraç edebileceğiz. Bu bitki yurt dışına kilosu 4.5 Avro’ya satılıyor. Burada gördüğünüz gıda takviyesi ise, 20 Avro’dan Türkiye’de satışta. İnşallah biz bu ilaçları, bitkisel ilaç kategorisinde geliştirip satacağız. ‘Ar-Ge’ diyordunuz değil mi? Buyrun Ar-Ge. ‘Teknoloji’ diyordunuz, buyrun teknoloji. Kendiniz görebilirsiniz.

Tarihi adım: Vizyoner ve tarihi bir adım olarak Türkiye Uzay Ajansı Cumhurbaşkanımızca Bakanlığımız ilgili kuruluşu olarak kuruldu. İlk işi Milli Uzay Programını hazırlamak olacak. Ajansımız, fırlatma teknolojilerinden yer istasyonlarına, elektronik istihbarat uydularından küresel konumlama uydularına milli teknoloji hamlemizin stratejik adımlarına öncülük edecek. Uzay Ajansı, ülkemizde uzay ve havacılık teknolojileriyle ilgili tüm proje ve faaliyetlerin ana koordinasyonunu yürütecek.

Avrupa’da birinciyiz: Yıllık 120 binin üzerinde marka başvurusuyla Avrupa’da birinci sıradayız. Tasarım alanında yıllık 45 binden fazla başvuruyla Avrupa ikincisiyiz. 2019‘da faaliyete geçecek Sınai Mülkiyet Değerleme Şirketiyle, 1 milyon 600 bin tescile ulaşan sınai mülkiyet portföyümüzün ticari değere dönüşümünü hızlandıracağız. Böylece, ülkemizde yüksek katma değerli buluş, marka ve tasarımların ortaya çıkmasının önü açılacak. Biliyorsunuz, Uluslararası rekabette güçlü olmanın temel şartlarından biri, standartları belirlemede söz sahibi olmaktır. Bu çerçevede TSE; hizmet portföyünü nitelik ve nicelik olarak zenginleştirdi, yurt içinde ve dışında önemli adımlar attı.

Fuat Sezgin Özel Ödülü: Ulusal akademimiz TÜBA; bilimsel başarıları ödüllendirme, bilim temelli rehberlik, bilim insanlığını özendirme, uluslararası temsil ve yayın faaliyetlerini üyeleriyle beraber diğer bilim insanlarının gönüllü katkılarıyla sürdürmektedir. TÜBA; Uluslararası Akademi, Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı ve Bilimsel Telif Eser Ödül Programlarını titizlikle sürdürmektedir. Şimdiye kadar 480 bilim insanı ve 196 bilimsel eser ödüllendirilmiştir. İhdas edilen Halil İnalcık Özel Ödülü’nün yanı sıra; ‘Fuat Sezgin Yılı’ ilan edilen 2019 yılından itibaren ‘Fuat Sezgin Özel Ödülü’ verilmesi kararlaştırılmıştır.

Şoklara karşı sigorta: Sanayi ve teknolojide atacağımız milli adımların; küresel risklere ve dış şoklara karşı sigortamız olduğunu çok iyi biliyoruz. Ülkemizi sanayi ve teknolojide lider bir üretim üssü haline getirme yolunda tüm gayretimizle çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin yeni büyüme hikâyesi; Ar-Ge ve teknolojinin önderliğinde yüksek katma değerli üretimle yazılacak. Bu hikayede başrolü; siyasi istikrar, güçlü hükümet, yenilikçi özel sektör ve nitelikli beşeri sermaye paylaşacak."

“Laf atmakta tecrübelisiniz”

Varank, konuşması sırasında kendisine sözle müdahale etmeye çalışan bazı CHP’li milletvekillerine, “Siz laf atmakta bayağı tecrübelisiniz biz tabii burada acemiyiz. Onun farkındayız. Sıkıntı yok.” yanıtını verdi. Varank’ın cevabı, AK Parti sıralarından alkış aldı.

“Geçici hafıza kaybı”

Varank, CHP’li Kazım Aslan’ın “AK Parti hükümetleri hiç fabrika açmıyor, tesis açmıyor, yatırım yapmıyor” dediğini ifade ederek, elindeki fotoğrafı gösterdi ve “Bu gördüğünüz resim, kendisiyle beraber ziyaret ettiğimiz, 2018’de faaliyete geçen Tirsan Kardan Şaft Üretim Tesisi. Burada geçici hafıza kaybı yaşamayıp, bunu hatırlayabilirdiniz. Biz sanayiye gereken değeri veriyoruz” dedi.



"Bihaber olmak gerekiyor"

Bütçe görüşmelerinin soru-cevap kısmında bakanlığına yönelik eleştirilere yanıt veren Varank, “Bu bütçede, bilim, teknoloji, sanayi, Ar-Ge ve girişimcilik yok’ diyebilmek için bu kavramlara dair zerre fikir sahibi olmamak gerekiyor diye düşünüyorum. Bu eleştirileri hayretle izledim. ‘Fabrikalar açılmıyor.’ dendi. Son dönemde açılan veya faaliyete geçen büyük yatırımlara kısa örnekler vermek istiyorum. SOCAR üretime başladı.

Eti Bakır Maden, Mazıdağı’nda üretime başladı.

Dalgakıran firmasının dünya çapında turbo kompresör fabrikasını Gebze’de açtık. Aksaray Mercedes kamyon fabrikası kapasitesini artırmak üzere yan sanayi fabrikalarını devreye alıyor. Asgari 500 milyon TL yatırım yapacak olan firmalar yatırımlarına başladılar. 2018’in ilk 11 ayında 143 milyar tutarında 5 bin 559 yatırım teşvik belgesi düzenledik. Bunları görmezden gelmek için ya kötü niyetli olmak ya da olup bitenlerden bihaber olmak gerekiyor” dedi.



4 binden fazla ürünü inceledik

Varank, yerlileşme ile ilgili bir soru üzerine, “Ara ve yatırım mallarını ülkemizde üretmek temel amacımız. 4 binden fazla ürünü inceledik. Cari açığa etkileri, dünya ticaretindeki eğilimler, teknoloji seviyeleri ve yerli üretim yetkinliklerimizi dikkate alarak bu ürünleri önceledik. Öncelikli ürünler, Uçtan Uca Yerlileştirme dediğimiz bir programla yerli olarak üreteceğiz” diye konuştu.



109 bin yeni istihdam

“OSB’lerin yüzde 50’si boş” iddiasının doğru olmadığını belirten Varank, “311 OSB’de yer alan sanayi parsellerinin doluluk oranı, inşaatlarla birlikte yüzde 74 seviyesinde. 2002 yılına oranla OSB’lerdeki parsel sayısı 5 kat artarak, 52 bin 717 parsele ulaştı. Üretime geçen işletmelerde yaklaşık 109 bin yeni istihdam imkanı sağlandı” dedi.

Kaynak: İHA