Tarihi davanın mağdurları konuştu
12 Eylül’ün ‘Teğmenler Davası’nda tek tip kıyafetle mahkemeye çıkarılan ve kelepçeleri açılınca kıyafetlerini yırtan ‘Üsteğmenler’ yaşadıklarını anlattı

Mehmet Şemsettin Dikmen: “O dönem jandarmada üsteğmendim. 2 yıla yakın hapis yattım. Çeşitli yerlerde çalıştım, ticaret yaptım. Firma kurdum; onu büyüttüm, geliştirdim. Evren için ‘Allah rahmet eylemesin' diyorum.”
Tuna Atalay: “Kenan Evren öldü ama onun kurduğu 12 Eylül rejimi sürüyor. Evren'in yaptığı Anayasa duruyor, yasalar duruyor. Biz o dönem hiçbir hakkımız verilmeden kapının önüne konulduk. 2.5 yıl Metris'te yattım. İşkenceli sorgulardan geçtik. Çıktığımızda mesleğimiz yoktu.”
Mehmet Sami Akdöl: “O fotoğraf, dönemin hukukunu, adaletini, mahkemelerin niteliğini, insanlık dışı durumu açıkça ifade eden bir fotoğraf. O dönem farklı biçimlerde de olsa sürüyor. Evren'in ölümünü duyunca hiçbir şey hissetmedim.Yargılanması ve cezasını alması gerekiyordu.”
Rahmi Yıldırım: “O fotoğraf o dönemde cezaevlerinde işkencenin, zulmün protesto edildiği bir fotoğraftır. Evren, işlediği günahların bu dünyadaki kefaretini fazlasıyla sürünerek ödemeliydi. Onu affetmiyoruz.”
İbrahim Coşkun: “2.5 yıl cezaevinde yattım. Sonraki süreçte seyyar köftecilik yaptım. Park bekçiliği yaptım. Hukuk Fakültesi'ni dışardan bitirdim avukat oldum.”
Ünal Çakır: “Öldüğüne üzülüyorum çünkü bize çektirdiği acılardan daha fazlasını çekmesini istiyordum. Cezaevinden çıktıktan sonra nakliyecilik yaptım. Üniversiteyi bitirip mali müşavir oldum.”
Aynı davada yargılanan Teğmen Ömer Yazgan idam edilmişti.
