Eski Başbakan Yardımcısı Babacan (2) Açıklaması

ANKARA - Eski Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Ankara milletvekili adayı Ali Babacan, açıkladıkları vaatlerin bütçeye ilave yükünün gelecek seneki GSYH'nin yaklaşık yüzde 1'i civarında olduğunu söyledi.

Babacan, Habertürk-Bloomberg ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

AK Parti'nin ekonomik vaatleri konusundaki değerlendirmelerinin sorulması üzerine Babacan, "Açıkladığımız vaatlerin bütçemize ilave yükü gelecek seneki GSYH'nin yaklaşık yüzde 1'i civarında" dedi.

CHP'nin seçim vaatlerinin GSYH'nin yüzde 7-9 arasındaki bir rakama karşılık geldiğine işaret eden Babacan, diğer partilerin proje ve vaatlerine bakıldığında da tutarsızlıkların olduğunu kaydetti.

Babacan, kendi açıklamalarının tamamının ardında ince hesaplamaların yer aldığını vurgulayarak, en az kaynakla en geniş kesimleri rahatlatma perspektifi ile hareket ettiklerini belirtti. Bundan önce 13 bütçe yaptıklarını hatırlatan Babacan, bu konuda ciddi bir kredibilite oluşturduklarının altını çizdi.

Ali Babacan, her yılın bütçesini yaparken mutlaka bir tedbir paketi geliştirdiklerini anlatarak, "2016 ile alakalı bütçe hazırlıklarında, yeni parametreler, enflasyon ve gelecek senenin büyüme beklentilerine göre de yaklaşık hesaplar yaptık. Diğer partilerin böyle bir hesap yapmak imkanı da yok. Bütün bu hazırlıkları yaptığımız için de altından kalkılabilir yük nedir, kalkılamayacak yük nedir, bu konuda gayet iyi fikrimiz var" diye konuştu.

Yeni kurulacak hükümetin öncelikleri olacağını kaydeden Babacan, "Tedbir paketi konusunda öncelikler belki tasarrufa doğru yönlenebilir ya da daha fazla gelir getirici yöne doğru yönlendirilebilir. Bugünden kaynak göstermenin kurulacak hükümetin öncelikleri açısından çok doğru olmayacağına karar verdik. Gelecek seneki bütçemizde nereden baksanız 550 milyar lira civarında bir bütçe ortaya çıkacak, bunun içerisinde 20 milyar lirayı konuşuyoruz. Bunların artısı ve eksisi olabilir. Bunlar yönetilebilir rakamlardır, defalarca yaptık. Böyle bir paketin kaynak sorunu kesinlikle olmaz" ifadelerini kullandı.

Babacan, diğer partilerin açıkladığı 150-180 milyar liralık rakamların kaynağını nereden bulacaklarını soracaklarını bildirdi.

- "Büyüme beklentileri aşınca harcamalara bakışımız rahatladı"

Babacan, AK Parti'nin vaatlerindeki değişikliklerin, partinin aldığı oy oranının düşmesiyle ilgisinin olup olmadığının sorulması üzerine, "7 Haziran seçimlerine giderken ocak-şubat-mart aylarındaki tahminlerle çalıştık ancak yaz aylarında yeni durumlar ortaya çıktı. Bu seneki büyümemiz yüzde 2 civarlarında beklenirken, yüzde 3'lük büyüme rahatlıkla gerçekleşecek gibi görünüyor. Gelecek senenin beklentileri de yükseliyor. Kaynak konusunda beklenenden daha yüksek gelişen büyümenin olacağı ortaya çıktıkça, bizim harcama konusundaki bakışımız biraz daha rahatladı" değerlendirmesinde bulundu.

Açıkladıkları konuların sadece oy elde etmek için yapılmadığını vurgulayan Babacan, bunların arkasında gelir dağılımının düzeltmeye çalışan, toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaçlarını dikkate alan bir yaklaşım olduğunu söyledi.

Babacan, vaatlerin rahatlıkla yönetilebilir olduğunu ve ekonomik dengelere zarar vermeyeceğini belirterek, "Yapılan yorumlar, ilk etaptaki piyasa tepkileri, uluslararası kuruluşların değerlendirmeleri şu ana kadar son derece olumlu. Burada bir aşırılık ve rasyonel olmayan bir durum yok" şeklinde konuştu.

Ali Babacan, büyümenin yüksek olduğu dönemlerde bu vaatlerin niye yapılmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken büyüme modellerinin dünya konjonktüre göre değiştiğini anlattı. Türkiye'nin cari açık diye bir gerçeği olduğuna işaret eden Babacan, kararlarda bunu dikkate aldıklarını dile getirdi. Babacan, tasarruf-harcama arasındaki dengeyi dikkate alan bir yaklaşımla hareket edilmesi gerektiğini belirtti.

- "Gelişmekte olan ülkelere fon akışı azalıyor"

Ali Babacan, son dönemde Türk lirasının diğer gelişmekte olan para birimlerine göre neden daha fazla değer kaybettiğine ilişkin ise gelişmekte olan ülkelerin son yıllarda eski performanslarını tutturamadıklarını söyledi.

Babacan, sermaye akımlarının uzunca bir sürenin ardından tersine döndüğünü ifade ederek, "Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkıyor ve gelişmiş ülkelere dönüyor. Bu durum 1988'den beri ilk kez gerçekleşiyor ve rakam da 500 milyar doların üzerinde. Bu sadece Türkiye için değil, bütün gelişmekte olan ülkeler için var olan bir gerçek" diye konuştu. Bu durumun arkasında sebepler hakkında değerlendirmeler yapan Babacan, Çin'in büyüme rakamlarındaki değişimin, dünyadaki üretim-tüketim dengesindeki sıkıntıya işaret ettiğini anlattı.

Babacan, Çin'in haricinde, Brezilya, Rusya, Ukrayna, Yunanistan gibi ülkelerdeki problemlere dikkati çekerek, "Gelişmekte olan ülkelere yatırım miktarı, fon akışı azalıyor. Bu Türkiye'ye de yansıyor. Ülkemize de fon girişi azalmış durumda. Bizden tersine dönüş olmadı, biz hala artıdayız" dedi.

Türkiye'nin ihracat pazarındaki sıkıntılara da değinen Babacan, çevredeki güvenlik şartlarının da olumsuz seyrettiğini bildirdi.

Babacan, Türkiye'nin para biriminin ortalamadan daha fazla değer kaybetmesinde siyasi belirsizliğin de etkili olduğuna işaret etti. Belirsizliklerin giderilmesi noktasında 1 Kasım seçimlerinin büyük önem taşıdığını anlatan Babacan, "1 Kasım seçimlerinden çıkacak tablo, ülkenin sürdürülebilir bir şekilde uzun vadeli bir perspektif ortaya koyabilmesini sağlarsa o zaman ekonomik göstergelerimiz de çok hızlı ve ciddi iyileşmeler olur" diye konuştu.

- "Bizim için sıhhatli büyüme, yatırım, üretim, ihracatla büyümedir"

Bu yıl beklenen yüzde 3 büyümenin tamamının tüketim harcamalarından kaynaklanacağının altını çizen Babacan, şöyle devam etti:

"İhracata bakıyoruz. İhracat yönünü eksiye çekiyor. İhracatımız başa baş olsa bu yıl biz yüzde 3 değil, yüzde 4,5 büyüyecektik. Bizim için sıhhatli büyüme, yatırım, üretim, ihracatla büyümedir. Tüketim tabii ki olacak ama önce kazanacağız, sonra harcayacağız."

- "Beyannamedekiler uygulanırsa korkmaya gerek yok"

Yabancı derecelendirme kuruluşlarının Türk bankalarının öz sermaye yeterlilik oranı ve sermaye karlılığı üzerinden yaptıkları eleştirilerin hatırlatılması üzerine Babacan, bankacılık sektörünün Türkiye'nin yüz akı konumunda bulunduğunu söyledi.

Türkiye'deki uluslararası sermayeli bankaların bile ana bankadan daha değerli olduklarını vurgulayan Babacan, "Böylesine güçlü sistemin iyi düzenlenmesi lazım. Şimdiye kadar yapılan bütün düzenlemeleri bankacılık sektörümüz sahiplendi" değerlendirmesinde bulundu.

Babacan, bir başka soruyu yanıtlarken, Türkiye için tek parti hükümetinin daha iyi olacağına inandığını belirtti. Türkiye'nin istikrarının mutlaka demokrasiye dayanması gerektiğini vurgulayan Babacan, tek parti denildiğinde keyfilik ve otoriterleşmeyi kastetmediklerini bildirdi. Babacan, AK Parti'nin seçim beyannamesinde yazılanlar aynen uygulandığı takdirde hiçbir şeyden korkulmaması gerektiğini ifade etti.

(Bitti)

Kaynak: AA