Kuru Temizlemenin Kadın Ustası
29 yaşındaki iki çocuk annesi Hilal Karaca, asıl mesleği olan tekstili bırakarak eşiyle birlikte iş hayatına atılarak, kuru temizlemenin kadın ustası oldu.

Kuru temizlemeyi eşi Hakan Karaca’dan öğrendiğini, aslında 10 yıldır bu işin içinde olduğunu vurgulayan Hilal Karaca, “Ev hanımı olduğum için işin tiyolarını sürekli eşimden alıyordum bir nevi 10 yıldır bu işin içindeyim diyebilirim. Her kadının kuru temizlemenin inceliklerine önem vermesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.
İki çocuğu ile birlikte hem dükkanda hem de evde eşine yapabileceği her konuda sonuna kadar destek olduğunu aktaran Karaca, “Kuru temizleme denilince insanlar sadece zenginlerin pahalı kıyafetlerini temizlettiği bir kurum olarak düşünüyorlar. İşin aslı tabi ki böyle değil, her insanın kuru temizlemeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Özellikle çalışan ve çocuklu bayanlar için çok büyük bir rahatlık. Kuru temizleme az ya da çok fark etmez para vererek aldığımız kıyafetlerimizin kullanım ömrünü uzatıyor” diye konuştu.
"ÇIKARAMADIĞIMIZ LEKE YOK"
9 yaşında bir kızı ve 3 yaşında oğlu ve eşi ile birlikte kuru temizleme dükkanı işleten Karaca, mesleği ile ilgili şunları anlattı:
“Evde makinalarımızda kullandığımız deterjanlar içinde ağır kimyasallar olduğu için kıyafet vesaire her şeyin rengini ağırtır ve yıpratarak temizler. Sadece giysi temizleme olarak kısıtlamıyoruz işimizi. Yatak, yastık, yorgan, battaniye, halı, koltuk, stor yada düz perde temizliği yapıyoruz. Ayrıca sizin temizlediğiniz birçok ürününüzün ütüsünü de yapıyoruz. İşimizin zorluklarından bahsedecek olursam çok riskli bir işimiz var. Mesele bir çok insan kuru temizlediğimizi düşündüğü için temizlettiği ürününün deterjan kokmadığını ve bu yüzden temizlenmediğini düşünüp problem çıkarabiliyor. Ya da leke yaptığı kıyafetine evde tuz dökmekten tutun aklınıza gelmeyecek bir sürü işlem uyguluyor çıkaramayınca bize getiriyor, tabi ki yıprattığı kıyafetini bize getirdikten sonra yenisini almış gibi olacağını düşünüyor ve hayal kırıklığı yaşıyor. Bize de sıkıntı yaşatıyor. Eşimin tecrübesine dayanarak söylüyorum çıkaramadığımız hiç bir leke yok. Bizim işimizin gecesi gündüzü yok, sosyal yaşantı yok gibi. Çoğu zaman çocuklarımızı ve kendimizi bile ihmal ettiğimiz oluyor. Bu durum hiç hoş değil tabi ki ama biz de herkes gibi çocuklarımızın geleceği şimdiki hayatlarının rahatlığı için çalışıyoruz. Hem bir ev kadını hem de çalışan bir kadın olarak çok büyük zorluklarla mücadele etmek zorunda kalıyorum. En çok yıpratan mecburiyetler doğrultusunda çocuklarımı bütün gün dükkanda oyalamak ve onların bütün vakitlerini dükkanda geçiriyor olmaları. Haliyle hem bedenen hem de ruhen çok yıpranıyoruz."
