1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı

Memur-Sen Kayseri İl Temsilcisi Aydın Kalkan, ''Memur-Sen olarak, mekân dayatmasını da, kutlama şekli dayatmasını da reddediyoruz.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı
Taksim dayatması bir senaryodur diyoruz. Bu senaryo, Taksim’e çakma bir kutsallık yükleyerek, Taksim’den yeni bir Gezi çıkarma senaryosudur. Bu tuzağın, bu komplonun da farkındayız. Taksim’den Gezi çıkarmaya çalışma olsa olsa darbeci zihniyetin ürünü olabilir'' dedi.


Kalkan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı nedeniyle bir açıklama yaptı. Açıklamasında, ''Gönül erlerine, peygamber aşıklarına, Türkiye sevdalılarına, emeğin ve özgürlüğün sahiplerine selam olsun. İnancı bir, davası bir, tarihi bir, kıblesi bir, hatırası bir olanlara, bütün emekçilere selam olsun'' diyerek, ''Memur-Sen olarak kurulduğumuz günden itibaren, emeğin, ekmeğin, hakkın, özgürlüğün barışın, milli iradenin, demokrasinin mücadelesini verdik, veriyoruz. İslam coğrafyasının ızdırabını tâ yüreğimizde hissettik, dünya mazlumlarının mağduriyetini vicdanımızda duyduk. Sadece duymakla da kalmadık, tüm mazlumlara yardım eli uzattık, yaralarını sarmaya çalıştık. 1 Mayıs’ı kavga nedeni olmaktan çıkarmak, şiddetten arındırmak, asıl amacına uygun bayram olarak kutlamak için buradayız. 1 Mayıs üzerinden toplumun iradesine ipotek koymak isteyenlerin aksine biz evrensel hukuk, ebedi kardeşlik için buradayız. 1 Mayıs ayrılık değil kardeşlik bayramıdır. Çatışma değil, emek ve dayanışma bayramıdır. Kutuplaşma değil bütünleşme bayramıdır'' ifadelerine yer verdi.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı'nın, bir mekâna, bir alana hapsedilemeyeceğini, esir alınamayacağını kaydeden Kalkan, şöyle devam etti:
''Ülkemizin ve dünyanın tüm alanları 1 Mayıs Emek ve Dayanışma alanıdır, barış alanlarıdır, kardeşlik alanlarıdır. Gündem Taksim değil, gündem bayramın nerede kutlanacağı değil; gündem emek, dayanışma ve kardeşlik olmalıdır. Memur-Sen olarak, mekân dayatmasını da, kutlama şekli dayatmasını da reddediyoruz. Taksim dayatması bir senaryodur diyoruz. Bu senaryo, Taksim’e çakma bir kutsallık yükleyerek, Taksim’den yeni bir Gezi çıkarma senaryosudur. Bu tuzağın, bu komplonun da farkındayız. Taksim’den Gezi çıkarmaya çalışma olsa olsa darbeci zihniyetin ürünü olabilir. Gezi Parkı ve 17 Aralık Küresel Operasyonuyla Türkiye’nin demokratik istikametini değiştiremeyenler, 1 Mayıs’ta emeği suistimal ederek kirli emellerine ulaşmak istiyorlar. Çözüm sürecini akamete uğratma planları yapıyorlar. Herkesin eşit yurttaş olduğu yeni Türkiye’yi Eski Türkiye’ye döndürme hesapları yapıyorlar. Geçmişte hiçbir hesapları tutmadığı gibi 1 Mayıs’ı toplu gerginlik atmosferine sokma planları da tutmayacak, hevesleri kursaklarında kalacak inşallah. Gezi’de kapitalistlerle, faiz lobileriyle, emperyalistlerle kol kola olanlarla, aynı yerde olmadık, olmayız. 17 Aralık’ta sus pus olanlarla aynı zemini paylaşmayız. Taksim’i millet ve çalışanlarla değil AB’nin çifte standartlı kuruluşlarıyla paylaşanlarla bir olmayız. Darbelere, zulümlere alkış tutup, emek örgütlerinin kürsülerini işgal edenlerle aynı yerde durmayız.''
Memur-Sen'in dünyanın dört bir yanındaki mazlumların kimliğine bakmadan her zaman yanlarında olduğunu ve olmaya devam edeceğini vurgulayan Kalkan, ''Yine kimliğine bakmadan zalimlerin karşısında oldu, olmaya devam edecek. Memur-Sen dünya mazlumları için bir şanstır, umuttur. Biz Bosna’ya sırtımızı dönemeyiz. Suriye’den bana ne diyemeyiz. Bağdat’a duyarsız kalamayız. Arakan mazlumlarına gözlerimizi kapatamayız. Mısır’daki Esmaların çığlığına sessiz kalamayız. Filistinli kardeşlerimizin feryadına kulak tıkayamayız. Bu anlayışla Mısır’daki darbeci düzenin idam kararları hükümsüzdür dedik. Katil Sisi, Mısır halkına hesap vermelidir dedik. Asıl yargılanması gereken Sisi’dir dedik'' ifadelerini kullandı.

Sınıf sendikacılığı yapmadıklarını, emek ve sermayeyi birbirinin düşmanı olarak görmediklerini belirten Kalkan, ''Onlar bir bütünün parçalarıdır. Çıkar çatışması değil ortaklık olarak görüyoruz. Birlikte üretmek ve birlikte paylaşmak olarak görüyoruz. Ülkemizin milli hasılası ne kadar büyürse biz de o kadar büyük pay alırız. Kamu görevlileri ne kadar mutlu olursa devletin işleri o kadar verimli yürür. Önemli olan emek ve sermaye arasında denge kurulması, kaynakların bölüşülmesinde adil davranılmasıdır. Milli gelirin adaletli bir şekilde dağıtılmasıdır'' dedi.

Kalkan, demokratikleşmeden eğitime, özgürlüklerden insan haklarına kadar her alanda demokratik hakların çoğalmasına, yasakların kalkmasına katkı yaptıklarını ifade ederek, ''Türkiye’de yasaklar kalkmışsa sizlerin emeği var, katkısı var. Tarafsız ve adil olması gereken yargı mensupları 28 Şubat’ta kışladan aldıkları brifinglerle haksız yere masum insanları cezalandırdılar, görevlerinden attılar, ekmeklerini ellerinden aldılar. Bu kararları yok hükmünde sayıyoruz ve haksızlığa uğrayanların haklarının iadesini istiyoruz'' dedi.

Kaynak: İHA