Erdoğn :Bunların hesabı sorulmayacak mı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Kendi otellerinde terör ile işbirliği yapanları, yatırıp kaldıranları da çok iyi biliyoruz. Bunların hesabı sorulmayacak mı?" dedi.
Erdoğan, Zeytinburnu Kazlıçeşme Meydanı'nda düzenlenen "Milli İradeye Saygı" mitinginde yaptığı konuşmada, geçmişte uluslararası medyanın iktidarlar üzerindeki etkisinin büyük olduğunu dile getirdi.
Uluslararası medya için "İktidarı istedikleri gibi indiriyorlar, istediklerini yapıyorlardı" diyen ve Türkiye'de de bazı medya kuruluşlarının aynı oyunun içinde olduklarını kaydeden Erdoğan, ancak hepsinin turnusol kağıdı gibi bugün ortaya çıktığını kaydetti.
Faiz lobisinin de çok iyi şekilde ortaya çıktığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Taksim Meydanı'na 30 bin kumanyayı kimlerin gönderdiğini gayet iyi biliyoruz. Kendi otellerinde terör ile işbirliği yapanları, yatırıp kaldıranları da çok iyi biliyoruz. Bunların hesabı sorulmayacak mı? Bu hesabı sormazsak, o zaman millet bizden hesap sorar. Milletimizin verdiği emanete hıyanet edemeyiz. Milletin verdiği emaneti hakkıyla yerine getireceğiz. Bu uluslararası medya, Avrupa Parlamentosu Suriye'yi görmez. Suriye'de akan kanı, Suriye'deki vahşeti görmez. Bu medya, bu Avrupa Parlamentosu, Filistin'deki katliamları görmez, Gazze'de olanları bitenleri görmez. Bunlar sürekli olarak Türkiye üzerinde; tabii 10 yıl içinde güç olan Türkiye birilerini kıskandırıyor, birilerini tahrik ediyor. Türkiye nereden nereye geldi, artık buna tahammül edemiyorlar. Kişi başına milli gelirin 10 bin 500 dolara çıktığı bir Türkiye bunları tahrik ediyor. Bunlar bundan dolayı rahatsız oluyorlar."
Erdoğan, uluslararası medyadan Türkiye'yi gerçekten tanımak ve anlamak isteyenlerin, "Türkiye fotoğrafını yansıtmayan" örgütlere değil, kitlesel örgütlere bakmalarını ve özelikle AK Parti'yi tanımaya çalışmalarını istedi.
Kendi ideolojilerini, kendi yaşam tarzlarını Türkiye'nin geneli gibi yansıtanlara karşı, özellikle dezenformasyona karşı Avrupalıların duyarlı olmasını isteyen Erdoğan, "AK Parti olarak, 10.5 yıldır iktidarız. Millet bize bir emanet verdi. Bu emaneti hakkıyla götürme gayretindeyiz. Şu anda yaşı 20 ile 25 arasında olan gençler, Gezi Parkı'nda olan gençler -samimi olanlar vardı, şu an hepsi çekildiler- ama şunu unutmayın; kişi arkadaşının dinindendir, kişi sevdikleriyle beraberdir. O samimi gençler, ben '3-5 çapulcu' dediğimde rahatsız olanlar oldu, olsunlar. Yarası olan gocunur. Türk Dil Kurumu'nun çapulcu tanımını yaptım. Çapulcu, kamu düzenini bozmaya gayret edenlere denir. Bunlar kamu düzenini bozmak isteyenler değil mi? Bunlar terör örgütleriyle ilişki içinde olanlar değil mi? Bunları görmeyecek miyiz? Bunları es mi geçeceğiz?" şeklinde konuştu.
Türkiye'de polisin sınırsız güç kullanma hakkı varken, bunu, kendi dönemlerinde çıkardıkları yasalarla sınırlandırdıklarını, gözaltı sürelerini kısalttıklarını, polisin toplumsal olaylara müdahalesini demokrasi ve hukukun çerçevesi içine aldıklarını belirten Erdoğan, bazı karakollarda ve cezaevlerinde kötü muamele olduğunu, "işkenceye sıfır tolerans" dediklerini, gösteri ve yürüyüş yapmanın, demokratik hakların ve ifade özgürlüğünün önünü açtıklarını ifade etti.
Erdoğan, "Siz miting yapmak istediniz de size müsaade mi edilmedi? Siz toplantı, gösteri yapmak istediniz de size müsaade mi edilmedi? Hepsinin önü açık ama nerede? Miting alanı neresiyse orada. Toplantı, gösteri yürüyüşlerine nerede müsaade ediliyorsa orası. Bize ne diyorlar biliyor musunuz, bizimle görüşmeye gelenler. 'Biz istediğimiz yerde miting yapabilmeliyiz '.Şimdi bunlara ne diyeceksin?" ifadelerini kullanınca katılımcılar "Yuh" diyerek karşılık verdi.
"Ben sizin dediğinizi demedim, kibarca davrandım" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bu ülke yol geçen hanı değil. İstediğin yerde istediğin gibi miting yapamazsın. Burası hukuk devletidir, neresi gösterilirse orada gider yaparsın. Yürüyüşünü orada yaparsın. Neden? Şu anda Beyoğlu'nda, bakın 30 bin yatak kapasitesi var, hemen hemen hepsi boşaldı. Günah değil mi, yazık değil mi? O çevredeki esnaf kan ağlıyor. 17-18 gün cam çerçeve her şey kırıldı. Oradaki vatandaşa, esnafımıza yazık değil mi? Zararlarını kim karşılayacak? Aynı şey Ankara'da. Bütün otobüs durakları yakıldı, yıkıldı. Camı, alt geçitlerdeki seramikler kırıldı. Polis araçlarından 150'ye yakını yakıldı, 200'ü aşkın sivil vatandaşın aracı, kamu binaları yakıldı yıkıldı."
-"Ey ulusalcılar..."
"Şimdi buradan, İstanbul'dan Türkiye'ye sesleniyorum" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Atatürk Kültür Merkezi bir kamu kuruluşudur, işgal edildi. Kimler tarafından? Bu illegal ve legal zannedilen örgütler tarafından. Oraya bazı paçavralar asıldı. Teröristlerin resimleri vardı orada. Bu illegal örgütlerin paçavraları vardı ama burada Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na hakaretler vardı. Sevgili kardeşlerim, bunlara sorarsam, 'Biz de bunlara üzüldük ama... '.Ne ama? Onları oradan indirmeyecektik ne yapacaktık? Kuzey Afrika'dan döner dönmez İçişleri Bakanıma şunu söyledim: '24 saat içinde bunlar temizlenecek' 24 saat. Çünkü bu ülkede bu teröristelere burayı bırakamayız. Temizlendi. Bitmedi. Cumhuriyet Anıtı'nda gördünüz; bölücü başı, yanında Atatürk'ün resmi, yanında Türk bayrağı. Buradan ulusalcılara sesleniyorum; ey ulusalcılar, ey CHP yandaşları; terörist başıyla, Atatürk'ün ve Türk bayrağının resimlerini nasıl yan yana getirdiniz? Nasıl bunu yaptınız? Niye gidip de onları indiremediniz? Milletvekiliniz bunlarla beraber yürüyor, niye bunları temizlemediler? Sağ olsun polisimiz görevini yaptı ve bu talimat üzerine 24 saat içinde onlar da temizlendi. Bitmedi. Üçüncü hareketiniz; 'Gezi Parkı'nı da temizleyeceksiniz' dedik. Artık burada sona geldik işte, dün de biliyorsunuz o operasyon yapıldı ve temizlendi. Kardeşlerim, bu benim başbakanlık görevim. Eğer bunu yapmıyorsam bu makamda durmamın bir anlamı yok."
Avrupa ve dünyanın çeşitli yerlerinden bazı "aklı evvellerin", Taksim Gezi Parkı'ndaki görüntüler için, "Bu özgürlüktür" dediğini kaydeden Erdoğan, "Bunun nesi özgürlük? Özgürlük, hukuka saygı içerisinde icra edilir veya kazanılır. Bir başkasının özgürlük alanına saldırmak suretiyle değil. Bunlar milletin özgürlük alanına saldırdılar. O park, bu işgal güçlerinin değil, samimi duygularla orada olan o gençlerin de değil, tüm İstanbullularındır. 'Buraya biz çadırlarımız kurduk ';'Kuramazsın kadreşim!' Çadır kurulacak yerler bellidir. Yaylalar çok, çık yaylalarda çadırını kur. Dünyanın hiçbir yerinde bunu göremezsin" dedi.
-"Sanatçı terör estiren olmaz"
Gezi Parkı için "Bir tane çadır olsun da diğerleri de burada kendilerini ifade etsin" şeklindeki görüşü hatırlatan Erdoğan, "Bunların derdi mesaj falan değil, dert başka. Ne diyor bir tanesi; sözüm ona sanatçı. Sanatçı terör estiren olmaz. Teröre yataklık yapanı ben sanatçı olarak tanımıyorum. Ne diyor? 'Mesele Gezi Parkı mı? Hala anlamadın mı?' diyor. Şu hale bak. CHP'li milletvekili ne diyor? 'Mesele Gezi Parkı değil, bu iktidarı devirmek' diyor. Tamam da bu iktidarı devirmenin yolu belli. Nedir? Seçimdir" diye konuştu.
Erdoğan, 2014'te yerel seçim yapılacağını hatırlatarak, "Yerel seçimde gücünü görürüz, orada görelim. Niye böyle abidik gubidik numaralar yapıyorsun? Dürüst ol, samimi ol" dedi.
Kaynak: AA
Uluslararası medya için "İktidarı istedikleri gibi indiriyorlar, istediklerini yapıyorlardı" diyen ve Türkiye'de de bazı medya kuruluşlarının aynı oyunun içinde olduklarını kaydeden Erdoğan, ancak hepsinin turnusol kağıdı gibi bugün ortaya çıktığını kaydetti.
Faiz lobisinin de çok iyi şekilde ortaya çıktığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Taksim Meydanı'na 30 bin kumanyayı kimlerin gönderdiğini gayet iyi biliyoruz. Kendi otellerinde terör ile işbirliği yapanları, yatırıp kaldıranları da çok iyi biliyoruz. Bunların hesabı sorulmayacak mı? Bu hesabı sormazsak, o zaman millet bizden hesap sorar. Milletimizin verdiği emanete hıyanet edemeyiz. Milletin verdiği emaneti hakkıyla yerine getireceğiz. Bu uluslararası medya, Avrupa Parlamentosu Suriye'yi görmez. Suriye'de akan kanı, Suriye'deki vahşeti görmez. Bu medya, bu Avrupa Parlamentosu, Filistin'deki katliamları görmez, Gazze'de olanları bitenleri görmez. Bunlar sürekli olarak Türkiye üzerinde; tabii 10 yıl içinde güç olan Türkiye birilerini kıskandırıyor, birilerini tahrik ediyor. Türkiye nereden nereye geldi, artık buna tahammül edemiyorlar. Kişi başına milli gelirin 10 bin 500 dolara çıktığı bir Türkiye bunları tahrik ediyor. Bunlar bundan dolayı rahatsız oluyorlar."
Erdoğan, uluslararası medyadan Türkiye'yi gerçekten tanımak ve anlamak isteyenlerin, "Türkiye fotoğrafını yansıtmayan" örgütlere değil, kitlesel örgütlere bakmalarını ve özelikle AK Parti'yi tanımaya çalışmalarını istedi.
Kendi ideolojilerini, kendi yaşam tarzlarını Türkiye'nin geneli gibi yansıtanlara karşı, özellikle dezenformasyona karşı Avrupalıların duyarlı olmasını isteyen Erdoğan, "AK Parti olarak, 10.5 yıldır iktidarız. Millet bize bir emanet verdi. Bu emaneti hakkıyla götürme gayretindeyiz. Şu anda yaşı 20 ile 25 arasında olan gençler, Gezi Parkı'nda olan gençler -samimi olanlar vardı, şu an hepsi çekildiler- ama şunu unutmayın; kişi arkadaşının dinindendir, kişi sevdikleriyle beraberdir. O samimi gençler, ben '3-5 çapulcu' dediğimde rahatsız olanlar oldu, olsunlar. Yarası olan gocunur. Türk Dil Kurumu'nun çapulcu tanımını yaptım. Çapulcu, kamu düzenini bozmaya gayret edenlere denir. Bunlar kamu düzenini bozmak isteyenler değil mi? Bunlar terör örgütleriyle ilişki içinde olanlar değil mi? Bunları görmeyecek miyiz? Bunları es mi geçeceğiz?" şeklinde konuştu.
Türkiye'de polisin sınırsız güç kullanma hakkı varken, bunu, kendi dönemlerinde çıkardıkları yasalarla sınırlandırdıklarını, gözaltı sürelerini kısalttıklarını, polisin toplumsal olaylara müdahalesini demokrasi ve hukukun çerçevesi içine aldıklarını belirten Erdoğan, bazı karakollarda ve cezaevlerinde kötü muamele olduğunu, "işkenceye sıfır tolerans" dediklerini, gösteri ve yürüyüş yapmanın, demokratik hakların ve ifade özgürlüğünün önünü açtıklarını ifade etti.
Erdoğan, "Siz miting yapmak istediniz de size müsaade mi edilmedi? Siz toplantı, gösteri yapmak istediniz de size müsaade mi edilmedi? Hepsinin önü açık ama nerede? Miting alanı neresiyse orada. Toplantı, gösteri yürüyüşlerine nerede müsaade ediliyorsa orası. Bize ne diyorlar biliyor musunuz, bizimle görüşmeye gelenler. 'Biz istediğimiz yerde miting yapabilmeliyiz '.Şimdi bunlara ne diyeceksin?" ifadelerini kullanınca katılımcılar "Yuh" diyerek karşılık verdi.
"Ben sizin dediğinizi demedim, kibarca davrandım" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bu ülke yol geçen hanı değil. İstediğin yerde istediğin gibi miting yapamazsın. Burası hukuk devletidir, neresi gösterilirse orada gider yaparsın. Yürüyüşünü orada yaparsın. Neden? Şu anda Beyoğlu'nda, bakın 30 bin yatak kapasitesi var, hemen hemen hepsi boşaldı. Günah değil mi, yazık değil mi? O çevredeki esnaf kan ağlıyor. 17-18 gün cam çerçeve her şey kırıldı. Oradaki vatandaşa, esnafımıza yazık değil mi? Zararlarını kim karşılayacak? Aynı şey Ankara'da. Bütün otobüs durakları yakıldı, yıkıldı. Camı, alt geçitlerdeki seramikler kırıldı. Polis araçlarından 150'ye yakını yakıldı, 200'ü aşkın sivil vatandaşın aracı, kamu binaları yakıldı yıkıldı."
-"Ey ulusalcılar..."
"Şimdi buradan, İstanbul'dan Türkiye'ye sesleniyorum" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Atatürk Kültür Merkezi bir kamu kuruluşudur, işgal edildi. Kimler tarafından? Bu illegal ve legal zannedilen örgütler tarafından. Oraya bazı paçavralar asıldı. Teröristlerin resimleri vardı orada. Bu illegal örgütlerin paçavraları vardı ama burada Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na hakaretler vardı. Sevgili kardeşlerim, bunlara sorarsam, 'Biz de bunlara üzüldük ama... '.Ne ama? Onları oradan indirmeyecektik ne yapacaktık? Kuzey Afrika'dan döner dönmez İçişleri Bakanıma şunu söyledim: '24 saat içinde bunlar temizlenecek' 24 saat. Çünkü bu ülkede bu teröristelere burayı bırakamayız. Temizlendi. Bitmedi. Cumhuriyet Anıtı'nda gördünüz; bölücü başı, yanında Atatürk'ün resmi, yanında Türk bayrağı. Buradan ulusalcılara sesleniyorum; ey ulusalcılar, ey CHP yandaşları; terörist başıyla, Atatürk'ün ve Türk bayrağının resimlerini nasıl yan yana getirdiniz? Nasıl bunu yaptınız? Niye gidip de onları indiremediniz? Milletvekiliniz bunlarla beraber yürüyor, niye bunları temizlemediler? Sağ olsun polisimiz görevini yaptı ve bu talimat üzerine 24 saat içinde onlar da temizlendi. Bitmedi. Üçüncü hareketiniz; 'Gezi Parkı'nı da temizleyeceksiniz' dedik. Artık burada sona geldik işte, dün de biliyorsunuz o operasyon yapıldı ve temizlendi. Kardeşlerim, bu benim başbakanlık görevim. Eğer bunu yapmıyorsam bu makamda durmamın bir anlamı yok."
Avrupa ve dünyanın çeşitli yerlerinden bazı "aklı evvellerin", Taksim Gezi Parkı'ndaki görüntüler için, "Bu özgürlüktür" dediğini kaydeden Erdoğan, "Bunun nesi özgürlük? Özgürlük, hukuka saygı içerisinde icra edilir veya kazanılır. Bir başkasının özgürlük alanına saldırmak suretiyle değil. Bunlar milletin özgürlük alanına saldırdılar. O park, bu işgal güçlerinin değil, samimi duygularla orada olan o gençlerin de değil, tüm İstanbullularındır. 'Buraya biz çadırlarımız kurduk ';'Kuramazsın kadreşim!' Çadır kurulacak yerler bellidir. Yaylalar çok, çık yaylalarda çadırını kur. Dünyanın hiçbir yerinde bunu göremezsin" dedi.
-"Sanatçı terör estiren olmaz"
Gezi Parkı için "Bir tane çadır olsun da diğerleri de burada kendilerini ifade etsin" şeklindeki görüşü hatırlatan Erdoğan, "Bunların derdi mesaj falan değil, dert başka. Ne diyor bir tanesi; sözüm ona sanatçı. Sanatçı terör estiren olmaz. Teröre yataklık yapanı ben sanatçı olarak tanımıyorum. Ne diyor? 'Mesele Gezi Parkı mı? Hala anlamadın mı?' diyor. Şu hale bak. CHP'li milletvekili ne diyor? 'Mesele Gezi Parkı değil, bu iktidarı devirmek' diyor. Tamam da bu iktidarı devirmenin yolu belli. Nedir? Seçimdir" diye konuştu.
Erdoğan, 2014'te yerel seçim yapılacağını hatırlatarak, "Yerel seçimde gücünü görürüz, orada görelim. Niye böyle abidik gubidik numaralar yapıyorsun? Dürüst ol, samimi ol" dedi.
