Hanefi Bostan Açıklaması

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M.

Hanefi Bostan, memurların dini vecibelerini yerine getirebilmesi için gerekli ekonomik imkânların sağlanıp, dini bayramlar öncesinde bayram ikramiyesi verilmesinin artık bir zorunluluk haline geldiğini söyledi.

Hanefi Bostan, ülkemizde dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin (yoksulluk sınırı) 3 bin 631 TL'ye dayandığı günümüzde ortalama memur maaşının 2 bin 4 TL'de kaldığını belirterek, “Yaşanan ekonomik gelişmeler karşısında memurların maaşları her geçen gün erimektedir. Tüketmek zorunda oldukları mal ve hizmetlere yapılan fahiş zamlar karşısında hayal kırıklığına uğrayan memurlar, bu yıl kurban vecibelerini yerine getirmeleri maaşları dışında ek gelirleri yoksa imkânsız hale gelmiş bulunmaktadır” diye konuştu.

Memurların yaklaşık %65'inin eşinin çalışmadığını, dolayısıyla tek maaşla evlerinin geçimini sağlamaya çalıştıklarını anlatan Hanefi Bostan, şunları söyledi: “Yine memurların %70'i kredi kartı ya da bireysel kredi borçlusudur. Ortalama maaşla geçinmeye çalışan memur, öğretmen, araştırma görevlisi ile 2400-2500 TL maaş alan öğretim görevlisi, okutman, en fazla 2700 TL maaş alan bir yardımcı doçent geçimini nasıl sağlayacağını düşündüğü bir durumda nasıl kurban vecibesini yerine getirsin? Uygulanan yanlış ekonomik politikalar nedeniyle memurlar kurbanlık hale getirilmiş bulunmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığının memurların fitre ve zekât alabileceğini belirtmesi durumun vahametini açıkça ortaya koymaktadır. Bu ekonomik soykırım yetmezmiş gibi, Hükümet memurların iş güvenceleri başta olmak üzere bütün kazanımlarını geri almak ve memurları köle haline getirmek için gece gündüz harıl harıl çalışmaktadır. Nitekim kısmi zamanlı, geçici, düşük ücretli ve kayıt dışı çalışmanın doruğa çıktığı günümüzde, Hükümet bu insanlık dışı durumu düzeltmek yerine, memurları da aynı koşullarda çalıştırmak için planlar üzerine planlar yapıyor. Daha doğrusu demokrasinin yok sayıldığı, sosyal diyalogun tahrip edildiği, memurluk güvencesinin yok edildiği, kamu hizmetinin, iktidar hizmetine dönüştürüldüğü, devlet memurunun hükümet memuru haline getirilmek istendiği bir girişimle karşı karşıyayız.”
“Çalışanları, bırakın yoksulluk sınırını, neredeyse açlık sınırına mahkûm eden bir ekonomik anlayışıyla ülkede huzuru yakalamak mümkün müdür?” diye soran Bostan, “Bütün bu gerçekleri görmezden gelen Hükümet, bunları bir yana bırakmış şimdi de kamu çalışanlarının iş güvencesini nasıl ellerinden alırım hesabı yapmaktadır. Hükümeti, memur düşmanlığını bir yana bırakmaya, devlet memurlarının da vatandaşı olduğunu hatırlamaya ve öncelikle kamu çalışanlarının insanca yaşayabileceği ekonomik imkânları sağlamaya davet ediyoruz. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 23. Maddesi aynen şöyledir: "(1) Herkesin çalışmaya, işini özgürce seçmeye, adil ve elverişli çalışma koşullarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır. (2) Herkesin hiçbir ayrım gözetilmeksizin, eşit çalışma karşılığı eşit ücrete hakkı vardır.
Kaynak: İHA