Davutoğlu: İstanbul'da Bir Arabuluculuk Merkezi Açmayı Hedefliyoruz
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, uluslararası ilişkilerde yaşanan deprem enkazının tam ortasında kalan İstanbul'da bir inisiyatif merkezi açmak istediklerini söyledi.

Davutoğlu’ndan sonra Genel Kurul’a hitap eden Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja da İstanbul’da bir arabuluculuk merkezinin kurulmasına destek verdiklerini açıkladı.
Toplantıya katılan Katar ile Brezilya dışişleri bakanlarının da Türkiye’nin bu girişimine sıcak baktığı biliniyor. SURİYE BÜYÜKELÇİSİYLE TOKALAŞMADIBakan Davutoğlu, Genel Kurul'a girdiği sırada kendisi ile toklaşmak isteyen Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Beşar Caferi'nin tokalaşma isteğine olumlu karşılık vermedi.Davutoğlu ayrıca BM Genel Kurul’una hitabından sonra Ban Ki-mun ile bir araya geldi. Davuoğlu’nu sıcak bir şekilde karşılayan Ban, kendisine ‘‘uzun zamandır görüşmemiştik’’ dedi.
Ban ayrıca Türkçe olarak Davutoğlu’na teşekkür etti. Basına kapalı gerçekleştirilen görüşmede Kıbrıs ile Suriye meselelerinin ele alındığı öğrenildi
MAVİ MARMARA'NIN HESABININ HER SEVİYEDE SORULMASI DOAĞLDIR
New York temasları sırasında TRT Haber'e konuşan Ahmet Davutoğlu, "Mavi Marmara" gemisine yönelik saldırıya ilişkin hazırlanan iddianameyi değerlendirdi. Davutoğlu, konuya ilişkin bilginin kendilerine de ulaşması üzerine Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüştüğünü ve bilgi aldığını söyledi.
Bakan Davutoğlu, bunun hukuksal bir süreç olduğuna işaret ederek, "Türkiye bir hukuk devletidir ve eğer uluslararası sularda Türk vatandaşlarına yönelik bir saldırı olmuşsa, bir ölüm, yaralanma söz konusu ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devleti olarak bunun sorumluları konusunda her türlü inisiyatifi geliştirme hakkına sahiptir" diye konuştu.
Soruşturma sürecinin saldırının hemen ardından başlatıldığını hatırlatan Davutoğlu, şunları söyledi: "Bu, hukuki bir süreç olduğu için bizim nihai hükümde bulunmamız doğru olmaz çünkü iddianame değerlendirilecek, mahkeme edilecek. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak vatandaşlarımızın haklarını hem ulusal hem uluslararası düzeyde korumak, bu hakların takipçisi olmak bizim için bir görevdir. Dolayısıyla bu hukuki sürecin de böyle bir görevin bir parçası olarak telakki edilmesi icap eder. Mutlaka bunun her düzeyde hesabının sorulması doğaldır. "
