Kışanak: Başbakan’ın ‘Sır Küpüm’ Sözü Siyasi Sorumluluk Açısından Önemli
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Gülten Kışanak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın MİT Müsteşarı Hakan Fidan için söylediği “Sır küpüm’ sözünün Kürt meselesinde siyasi sorumluluk aldığını göstermesi açısından önemli olduğunu söyledi.
Kışanak, BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Ayla Akat Ata ile partisinin Mersin 'deki Kadın Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada, Kürt sorununun çözümünde adres olarak İmralı 'yı gösterdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın “Sır küpü” meselesinin Türkiye 'de tartışıldığını ifade eden Kışanak, “Başbakan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan 'ın kendisinin devletin sır küpü olduğunu ve İmralı 'ya da Oslo 'ya da kendisinin gönderdiğini söyledi.
Bu geçmişte yapılan görüşmeler gündeme geldiğinde Başbakan her zaman ya inkar etmiş yada devletin ilgili kurumları görüşüyor diyerek siyasi sorumluluktan kaçınmıştır.” diye konuştu.
Başbakan'ın sözlerinin ilk defa bu süreçle ilgili siyasi sorumluluk aldığını gösteren sözler olması nedeniyle önemli olduğunu vurgulayan Kışanak, şöyle devam etti: “Çünkü yapılacak görüşmelerin ardından siyasi bir irade olmadan sonuç alınamayacağını her zaman söyledik. Siyasi irade açıkça çıkıp bu sorun görüşülerek müzakerede edilerek çözülecek bir sorundur. Ben de görüşmeleri başlattım demelidir. Görüşmelerin seyri ancak bundan sonra böyle olursa sonuç alınabilir.”Şimdiye kadar yaşananların çözüme götürmediğini gördüklerini anlatan Kışanak, “Güven getirici adımlar atılmadı, ardından siyasi irade ortaya konulmadı. Devamlılığını sağlamak için tedbirler alınmadı. Bir oyalama süreci olarak geçti. Bundan sonra yapılması gereken açık bir müzakere sürecini başlatmak. Siyasi sorumluluk alarak bu sonun diyalog ve müzakere ile çözülebilir” diye konuştu.
Kışanak, “Biz de müzakereleri başlattık heyetimizi görevlendirdik, diyen bir yaklaşımla bu sorunu biz çözebiliriz. Biz inanıyoruz ki BDP 'de İmralı 'da, Kandil 'de Kürtler adına politika yapan mücadele eden herkes bu süreci bir müzakare süreci olarak değerlendirmek için hazırdır. Talepleri, koşulları yaklaşımları buna fırsat veren bir tutumdur. Bu fırsatın heba edilmeden değerlendirilmesi gerekiyor.” ifadesini kullandı.
KÜRT ÇOCUKLARI ÖNCE KÜRTÇE SONRA TÜRKÇE ÖĞRENİRSE SORUN KALMAZ
Konuşmasında Kürtçe eğitim konusuna da değinen Kışanak, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 'ın “Kürtçe eğitim acaba mümkün mü biri bizi buna ikna etsin” şeklinde konuştuğunu kaydetti.
Arınç 'a tarihe bakma tavsiyesinde bulunan Kışanak, “Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Türkçe nasıl bir eğitim dili haline getirilmişse hangi yollardan hangi merhalelerden geçti ise bi zahmet dönüp tarihe bir baksın ondan sonra bize Kürtçe eğitim yapılabilir mi onun cevabını versin” dedi.
Cumhuriyet kurulduğu yıllarda bu ülkede Türkçe eğitim şartlarının bulunmadığı gibi Türkçe alfabenin bile bulunmadığını ifade eden Kışanak şunları söyledi: “Alfabeyi değiştirdiler.
Tevhid-i Tedrisat kanunu ile zorunlu hale getirdiler. Bunun için köylerden okur-yazarlığı olanları eğitmen atadılar. Bunun üzerinden Türkçe'yi bir eğitim dili haline getirdiler. Bu gün Kürtçe, cumhuriyet kurulduğundaki Türkçe'den eğitim için daha hazırdır. Kürtçe eğitim konusunda devlet engelleyici yaklaşımı kaldırdığı takdirde çok kısa bir sürede organize edilebilecek ve hayata geçirilebilecek bir zemine sahiptir. Bu konuda sayın Arınç 'ı ikna etmek için uğraşmayacağız. Bu konu, Kürt sorununu çözebilecek en temel sorunlardan birisidir.”Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın Almanya 'da 'Ey Türk vatandaşlarım çocuklarınıza önce Türkçe öğretin sonra Almanca” dediğini hatırlatan Kışanak, “Eğer bu ülkede yönetim Kürtlere derse ki Ey Kürt vatandaşlarım çocuklarınıza önce Kürtçe öğretin sonra Türkçe öğretin Kürt sorunu diye bir sorun ortada kalmaz. Bu kadar kolay çözülebilecek bir sorunla karşı karşıyayız.” şeklinde konuştu.
Bu geçmişte yapılan görüşmeler gündeme geldiğinde Başbakan her zaman ya inkar etmiş yada devletin ilgili kurumları görüşüyor diyerek siyasi sorumluluktan kaçınmıştır.” diye konuştu.
Başbakan'ın sözlerinin ilk defa bu süreçle ilgili siyasi sorumluluk aldığını gösteren sözler olması nedeniyle önemli olduğunu vurgulayan Kışanak, şöyle devam etti: “Çünkü yapılacak görüşmelerin ardından siyasi bir irade olmadan sonuç alınamayacağını her zaman söyledik. Siyasi irade açıkça çıkıp bu sorun görüşülerek müzakerede edilerek çözülecek bir sorundur. Ben de görüşmeleri başlattım demelidir. Görüşmelerin seyri ancak bundan sonra böyle olursa sonuç alınabilir.”Şimdiye kadar yaşananların çözüme götürmediğini gördüklerini anlatan Kışanak, “Güven getirici adımlar atılmadı, ardından siyasi irade ortaya konulmadı. Devamlılığını sağlamak için tedbirler alınmadı. Bir oyalama süreci olarak geçti. Bundan sonra yapılması gereken açık bir müzakere sürecini başlatmak. Siyasi sorumluluk alarak bu sonun diyalog ve müzakere ile çözülebilir” diye konuştu.
Kışanak, “Biz de müzakereleri başlattık heyetimizi görevlendirdik, diyen bir yaklaşımla bu sorunu biz çözebiliriz. Biz inanıyoruz ki BDP 'de İmralı 'da, Kandil 'de Kürtler adına politika yapan mücadele eden herkes bu süreci bir müzakare süreci olarak değerlendirmek için hazırdır. Talepleri, koşulları yaklaşımları buna fırsat veren bir tutumdur. Bu fırsatın heba edilmeden değerlendirilmesi gerekiyor.” ifadesini kullandı.
KÜRT ÇOCUKLARI ÖNCE KÜRTÇE SONRA TÜRKÇE ÖĞRENİRSE SORUN KALMAZ
Konuşmasında Kürtçe eğitim konusuna da değinen Kışanak, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 'ın “Kürtçe eğitim acaba mümkün mü biri bizi buna ikna etsin” şeklinde konuştuğunu kaydetti.
Arınç 'a tarihe bakma tavsiyesinde bulunan Kışanak, “Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Türkçe nasıl bir eğitim dili haline getirilmişse hangi yollardan hangi merhalelerden geçti ise bi zahmet dönüp tarihe bir baksın ondan sonra bize Kürtçe eğitim yapılabilir mi onun cevabını versin” dedi.
Cumhuriyet kurulduğu yıllarda bu ülkede Türkçe eğitim şartlarının bulunmadığı gibi Türkçe alfabenin bile bulunmadığını ifade eden Kışanak şunları söyledi: “Alfabeyi değiştirdiler.
Tevhid-i Tedrisat kanunu ile zorunlu hale getirdiler. Bunun için köylerden okur-yazarlığı olanları eğitmen atadılar. Bunun üzerinden Türkçe'yi bir eğitim dili haline getirdiler. Bu gün Kürtçe, cumhuriyet kurulduğundaki Türkçe'den eğitim için daha hazırdır. Kürtçe eğitim konusunda devlet engelleyici yaklaşımı kaldırdığı takdirde çok kısa bir sürede organize edilebilecek ve hayata geçirilebilecek bir zemine sahiptir. Bu konuda sayın Arınç 'ı ikna etmek için uğraşmayacağız. Bu konu, Kürt sorununu çözebilecek en temel sorunlardan birisidir.”Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın Almanya 'da 'Ey Türk vatandaşlarım çocuklarınıza önce Türkçe öğretin sonra Almanca” dediğini hatırlatan Kışanak, “Eğer bu ülkede yönetim Kürtlere derse ki Ey Kürt vatandaşlarım çocuklarınıza önce Kürtçe öğretin sonra Türkçe öğretin Kürt sorunu diye bir sorun ortada kalmaz. Bu kadar kolay çözülebilecek bir sorunla karşı karşıyayız.” şeklinde konuştu.