KTÜ Rektörü Başdanışmanı Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: 'Türkiye Bölgesel Güç Haline Geldi'

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Rektörü Başdanışmanı Prof.Dr. Ersan Bocutoğlu, "Bizim güneyimizde sorun çıkaran Suriye yönetiminin en büyük müttefiki İsrail'dir. Dikkat ederseniz İsrail bütün olaylarda derinlemesine sessiz beklemektedir" dedi.

KTÜ Rektörü Başdanışmanı Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: 'Türkiye Bölgesel Güç Haline Geldi'
Fatsa Sanayici ve İş Adamları Derneği'nce (FASİAD) 'Uluslararası Siyasi Gelişmeler ve Türkiye Ekonomisine Etkileri ' konulu konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Baş Danışmanı Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu katıldı. Fatsa Belediyesi Kültür Sarayı'nda yapılan konferansta Belediye Başkanı Hüseyin Anlayan, Fatsa Deniz Bilimleri Dekanı Prof. Dr. İsmet Balık, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda iş adamı hazır bulundu. Konferansın açılış konuşmasını yapan FASİAD Başkan Yardımcısı İbrahim Karamolla, 'Global ticaretin konuşulduğu günümüzde bulunduğumuz her ortamda 'komşu ülkemizin durumu ne olacak' gibi meseleler çokça konuşuluyor. İş adamlarımıza ufuk olması, gelişen gündemden haberdar etmek için bu konferansıdüzenledik ' diye konuştu

'TÜRKİYE İLE İRAN BİRBİRİNE TAKIŞTIRILACAK '
KTÜRektörü Baş Danışmanı Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu ise Türkiye'nin 2002 yılından sonra kazandığı ivme ile bölgesel bir güç haline geldiğini belirterek, 'Ve son gelişmelerle de bölgesel güçten global güce doğru küresel güce doğru bir yürüyüş içerinse girdi. Bu durum Batı dünyasının da olduğu kadar Doğu dünyasının da dikkatlerini çekti ve Türkiye'nin bu gelişimi karşısında alınması gereken tedbirler gündeme getirildi. Şimdi önümüzde duran en önemli sorun Suriye meselesidir. Bizim güneyimizde sorun çıkaranSuriye yönetiminin en büyük müttefiki İsrail'dir. Dikkat ederseniz İsrail bütün olaylarda derinlemesine sessiz beklemektedir. Amerika Birleşik Devletleri Irak'ı işgal etti. Buranın nüfusunun yüzde 60'ı Şii ağırlıklıdır ve İran'a sempati duyar. Amerika Birleşik Devletleri oradaki Sünni yönetimini ortadan kaldırdı, oranın Sünni yönetimini Şiilere teslim etti, sonra da aniden askerlerini çekti ve çekildi. Irak'a demokrasi getirildiğinde seçmen kitlesinin yüzde 60'ı Şii ise nasıl bir hükümet kurulabilir? Şiibir hükümet kurulabilir. Peki, İran'daki Şii hükümet Amerika'nın düşmanımıdır, evet. Amerika bunları bilir. Öyleyse sessiz sedasız neden oradan çekiliyor. Niye oraya demokrasi getiriyor ve Irak'ı niçin Şiilere teslim ediyor? Buradaki temel mesele şudur: Türkiye ile İran birbirine takıştırılacaktır, tıpkı Irak ile İran birbirine takıştırılarak bu ülkeden 10 yıl geri götürüldüğü gibi Türkiye elde ettiği bütün kazanımları, Batılı hiçbir kuvvetin müdahalesi olmaksızın 2 Müslüman ülkenin birbirini öldürürcesineortadan kaldırılmasıyla telafi edilmesi düşünülmektedir. Uygulanan temel plan budur ' şeklinde konuştu

'TÜRKİYE ASLA IRAK'LA VE İRAN'LA BİR ÇATIŞMAYA ASLA GİRMEMELİDİR '
Sürekli olarak Türkiye'ye telkin yapıldığını ifade eden Bocutoğlu, şöyle devam etti: ''Senin komşunda Müslümanlar ölüyor, senin buraya müdahale etmen gerekiyor' denilmektedir. Bu çok tehlikeli bir oyundur ve Türkiye bu oyuna asla düşmemelidir ve düşmeyecektir. Özetle, Türkiye Irak'a asla tek yanlı olarak müdahale etmeyecektir, ettiğini varsayalım. Önce Türkiye teşvik olarak oraya sokulacaktır. Sonra da denilecektir ki Arap alemine; '1917'de topraklarınızdan çıkan Osmanlı emperyalizmi tekrar sizin yüce değerlerine, ekonominize musallat olmak için geri dönmektedir.' Buradaki meseleTürkiye'nin bölgesinde meydana getirdiği bu yumuşak olumlu etkileyeceği gücün ortadan kaldırılmasıdır. Bu nedenle Türkiye asla buraya tek başına askeri bir müdahalede bulunmamalıdır. Batı'nın telkinleriyle Türkiye asla Irak'la ve İran'la bir çatışmaya asla girmemelidir. Batının söylediği yönlendirdiği istikamette planları düşünürken, mutlaka Amerika Birleşik Devletleri'nin yanında Rusya'nın ve mutlaka Rusya'nın yanında Çin'in ne düşündüğünü de takip etmelidir. Dikkat ediyorsanız Türkiye'nin izlediği planesasen budur. Bir ayağımız Washington'dan, bir ayağımız Avrupa'da NATO ile ilişkilerimizi geliştirirken bir ayağımız Moskova'dadır. Dolayısıyla Türkiye son derece dengeli bir siyaset gütmektedir ve siyasetini konuşmadan yapmaktadır. Türkiye'nin Amerika Birleşik Devletleri'ne verdiği mesaj şudur; 'sen benim müttefikimsin ve senden vazgeçmem, Amerika Birleşik Devletleri ve NATO'yla ortak hareket ederim ancak senin dediğini mutlaka senin dediğin şekliyle yapmam. Bunu yaparken mutlaka Rusya'nın ve mutlakaÇin'in görüşlerini alırım. Komşularımla asla kavga etmem. Ne kadar gerilimli olursak olalım Tahran'la görüşleri alırım' demektedir. Bu bence en dengeli siyasettir. Şu anda Türkiye'nin yürüttüğü ikinci kanal siyasetin alt yapısı şudur: Türkiye Arap Birliği ve İslam Birliği'nin onaylamadığı hiçbir politikayı gütmeyecektir. Buradaki temel mesele şudur: Osmanlı olarak tekrar terk ettiğimiz topraklara dönmek niyetinde değiliz. Bizim Türkiye olarak vermek istediğimiz mesaj sadece Türk dünyasına sadece İslamdünyasına sadece Arap dünyasına değildir. Türkiye bütün insanlığa mesaj verebilecek bir ivme yakalamıştır. Türkiye'yi yok etmek istiyorsanız onun üstüne bombalarla silahlarla saldırmanıza gerek yok. İç istikrarını bozduğunuz zaman mesele kendiliğinden hallolur. O halde bizim sivil toplum örgütleri ve aydınlar çevresi olarak, vurgulamamız gereken en önemli nokta, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü Türk milletinin yüksek çkcmet kurulabilir? Şii bir hükıkarlarını kalbimizde tutmak suretiyle içeride dışımızdagelişen 'U' çembere karşı birlik ve beraberlik sergilememiz gerekmektedir. Nitekim bu birlik ve beraberlik sergilenmektedir. Ara ara ana muhalefet partisi olsun TBMM'de diğer parti liderlerinin sert söylemleri oluyor ise de bunlar siyasetin tuzu biberidir. Yani 'sen her şeyi iyi yapıyorsun' diyen olur mu? Mutlaka 'kötü yapıyorsun' diyenler de olacaktır. Ben iddia ediyorum ki Türkiye koordineli olarak gereken yerlerden onay alarak, Arap Birliği'nden, İslam Birliği'nden, Rusya'dan Çin'den, Batı dünyasından veorganize bir tarzda Suriye'ye doğru girmek mümkün olur ise bilmeliyiz ki iç siyasetten destek görecektir. O bakımdan benim hükümetten ricam, uyguladığı politikalarla, güttüğü niyetleri mutlaka Meclis'teki parti liderleriyle ve parti ileri gelenleriyle paylaşmalarıdır. O halde içeride birlik, dışarıda da tek bir gücün inisiyatifiyle hareket etmemek doğru siyasettir. '
Kaynak: İHA