'Erdoğan, adalet ve hukukun üstünlüğü'
Yükselen otoriter rejim ile durgun ekonominin kombinasyonu gerginlik reçetesidir. Ankara, Erdoğan'ın 2002'de çizdiği yolda devam etmeli. Gerçek liberal demokraside hukuk ve siyasi özgürlük müzakere edilemez değerlerdir

Rapor ‘yargı sistemi yönetiminde uzun süredir devam eden sistemli eksikliklerin insan haklarını olumsuz etkilediğine’ işaret ediyor. Bu, bazen 10 yılı bulan yargılama ve tutukluluk sürelerini, gizli tanıkların kullanılmasını, çok sayıda gazetecinin tutuklanmasını ve yargının yönetimden bağımsızlığı konusundaki belirsizliği de içeriyor. Rapor, Erdoğan’ın insan haklarına daha fazla saygı için attığı adımları kabul ediyor.
Yeni Anayasa sözünü tutmalı
Bununla beraber Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği arzusu zayıflarken giderek otoriter bir rejim olmaya doğru gittiğine dair rahatsız edici işaretler alınıyor. Bu hafta savcılar, ana muhalefet liderine siyasi muhaliflerin tutulduğu hapishane çıkışındaki eleştirel sözleri nedeniyle soruşturma açtı. Neredeyse 100 gazeteci tutuklu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan şikayetler 2009’dan beri patlama yaptı. Konsey’in raporuna göre yargı sistemi terör aktiviteleri ile düşünce, ifade ve toplanma özgürlüğü arasındaki sınırı bulanıklaştırdı.
Hükümet apolitik yasal sistemi kötüye kullanarak eleştirmenleri boğduğunu reddediyor. Erdoğan korkuları berteraf etmek istiyorsa uzun zamandır beklenen yeni anayasa sözünü tutmalı. Yeni bir anayasa sadece ifade ve diğer özgürlükleri kutsallaştırmak için değil, Kürt azınlığın temel haklarını da güvence altına almak için de gerekli.
Suriye krizi sınırlarını gösterdi
Erdoğan bugüne dek hiçbir Türk liderin yapmadığını yapıp 1930’larda 13 bin Kürdün öldürülmesi için özür diledi. Ancak iki hafta önce 35 Kürt sivilin öldürülmesi nedeniyle özür dilememeyi sürdürüyor. Bu tür zıtlıklar giderilmeli.
Erdoğan’ın AK Partisi üçüncü kere seçilmesinin ardından kendine güveniyor. Başbakan, güçlü bir ekonomik büyüme sağladı. Dış politikası ülkenin uluslararası etkisini genişletti, Türkiye İran ve Suriye gibi hassas ülkelerde kilit bir muhattap oldu. Ankara’nın Batılı müttefiklerinin gelişmelere karşı sessiz kalmasının nedeni bu olabilir. Sessizlik kimsenin çıkarına değil. AK Parti hâla işlevsiz laik muhalefet karşısında tercih edilebilir. Ancak Suriye krizi Türk etkisinin sınırlarını gösterirken ekonomik yükselişi fos çıktı.
Yükselen otoriter rejim ile durgun ekonominin kombinasyonu gerginlik reçetesidir. Bundan kaçınmak için Ankara, Erdoğan’ın 2002’de çizdiği yolda devam etmeli. Gerçek bir liberal demokraside hukuk ve siyasi özgürlük müzakere edilemez değerlerdir.
