Adana İl Milli Eğitim Müdürü Abdulgafur Büyükfırat, bir çocuğun okula başlamasının, aile hayatında ilk konuşma, ilk yürüme kadar önemli bir olay olduğunu ifade ederek, okula başlamanınsa her çocuk için eğlenceli, heyecanlı olmayabileceği uyarısında bulundu.

Büyükfırat, çocukları ilk kez anne ve babalarının yanında ayrılacağı için heyecan ve korku gibi karışık duygular içinde olduğunu, bu durumun okul açıldıktan sonra bir süre daha devam ettiğini söyledi.2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı, 19 Eylül Pazartesi günü başlayacak. Okullar yeni döneme hazırlanırken, çarşı pazardaysa öğrenci velilerinin telaşıysa sürüyor. Yeni eğitim-öğretim yılıyla ilgili olarak bir mesaj yayımlayan Abdulgafur Büyükfırat, başta öğrenciler olmak üzere öğretmenlerle birlikte anne ve babalara da tavsiyelerde bulunarak, bir çocuğun okula başlamasının, aile hayatında ilk konuşma, ilk yürüme kadar önemli bir olay olduğunun altını çizdi. Büyükfırat, “Okula başlamak, bazı çocuklarımızda bir endişeye neden olabilir. Bazı çocuklar yeni bir sosyal ortama henüz hazır değil. Okula başlamak, bu yüzden her çocuk için eğlenceli, heyecanlı olmayabilir. Yeni girdikleri bu çevre, kaygılı ve güvensiz çocuklar üzerinde büyük bir psikolojik baskı yapabilir. Hatta bazı çocuklarımızda kekemelik ve tiklerin görülmesi mümkündür. Ama özellikle anne babanın desteği ve cesaretlendirmesi ile bu tür sorunların çözülmesi mümkün” dedi.“ÇOCUKLAR HEYECAN VE KORKU GİBİ KARIŞIK DUYGULAR YAŞIYOR”Çocukları ilk kez anne ve babalarının yanında ayrılacağı için heyecan ve korku gibi karışık duygular içinde olduğunu anlatan Büyükfırat, bu durumun okul açıldıktan sonra bir süre daha devam ettiğini belirtti. Bu süreçte çocuklarda; baş ve karın ağrısı, okula gitmemek için yavaş davranma, küçük ve önemsiz şeylerden huzursuzluk çıkarma gibi hiç alışık olunmayan davranışlar sergileyebileceği kaydeden Büyükfırat, bu tür davranışlar karşısında ebeveynlerin fazla endişeye kapılmadan, alacakları bazı tedbirlerle sorunun çözümünde etkili olabileceklerini söyledi. Büyükfırat, “Çocuklarımızın yaşları küçük olmasına rağmen, birçok konuda fikir yürütecek kapasiteye sahip. Bu yüzden bütün sorunlarda olduğu gibi bu sorunun çözümünde de çocuklarımızla konuşmak ve sorunu kendilerine sormak gerekir. Çocuğumuzu gireceği yeni ortama hazırlamak, öğretmeniyle işbirliği içinde olmak sorunun çözülmesine yardımcı olacaktır. Çocuğumuzun, bu dönemde okuldan uzak kalmamasına özellikle dikkat etmeliyiz. Derse girmese bile çocuğun okul bahçesinde bulunması, ortama alışmasını kolaylaştıracaktır. Çocuklarımızın evde kalışları uzadıkça, okula dönüşleri de zorlaşacaktır. Korkutmalar, dayaklar, alttan almalar sorunun çözümünde etkisiz kalır. Çocuğa soğukkanlı bir tutumla yaklaşılmalı” diye konuştu.“ÇOCUKLARA OKULDA GÜVENİ VERECEK OLAN ÖĞRETMENLERDİR”Okula yeni başlayan bir çocuğun, ilk andan itibaren yalnız başına bırakılmasının doğru bir davranış olmayacağı uyarısında bulunan Abdulgafur Büyükfırat, çocuğun göstereceği tepkilere göre birkaç gün yanında bulunulmasının uygun olabileceğini, ancak bir ebeveynlerin her zaman arka planda kalmalı, çocuğun çevresiyle iletişim kurmasına izin vermesi tavsiyesinde bulundu. Bunun yanında en kısa zamanda okuldan uzaklaşarak, çocuğun annesinin bir uzantısı değil, bir birey olarak ayakta kalmasını sağlamanın önemli olduğunu ifade eden Büyükfırat, açıklamasını da şöyle sürdürdü; “Bildiğiniz gibi birinci sınıf öğrencilerimiz 2008-2009 Eğitim-Öğretim Yılı`nda başlayan uyum programla abla ve ağabeylerinden bir hafta önce okula başlıyor. Buradaki amaç; okula yeni başlayan çocuklarımızın, girecekleri yeni sosyal çevreye uyum sürecini daha da kolaylaştırmak, yaşanacak sorunları çözmek ve çocuklarımıza okula alıştırmak, aile ortamından daha kalabalık bir ortama girmenin verdiği korku ve endişeyi en aza indirmek. Çocuklarımızın yaşayacağı bu sorunları kolay atlatmaları noktasında öğretmenlere çok önemli görevler düşüyor. Her türlü öğretim de olduğu gibi çocuğa neden burada olduğunun uygun bir dille anlatılması gerek. Çocuk okula gidiş sebebini öğrenmeli. Bunu en doğru ve en etkili biçimde anlatacak kişiler de ancak öğretmenlerdir. Bu çocukların girdikleri bu yeni ortama uyabilmeleri ve kendilerini güvenlik içinde hissedebilmeleri için kendilerine güven sağlayıcı birine ihtiyaçları vardır. Küçük çocuklara okulda bu güveni en iyi verebilecek kimse öğretmenleridir. Öğretmen onun gözünde güçlü ve önemlidir. Başöğretmen Atatürk`ün ifade ettiği gibi; `Yeni nesiller sizin eseriniz olacak`. Yeni eğitim-öğretim yılını kutluyorum.”