Memur-Sen‘in Kuruluşunun 16. Yılı
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, "En ucube şey vesayet anayasasıdır, en çılgın proje yeni anayasa olacaktır" dedi.
Memur-Sen‘in kuruluşunun 16. yılı vesilesiyle Başkent Rixos Otel‘de basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, şube başkanları ve çok sayıda sendika üyesi katıldı.
Gündoğdu, 1995 yılında Mehmet Akif İnan ve arkadaşları tarafından kurulan sendikanın, bugün yarım milyondan fazla üyesi olduğunu belirtti. İlk yılında 44 bin üyeleri olduğunu söyleyen Gündoğdu, her yıl bir o kadar da kişiyi üyeleri yaptıklarını kaydetti. Türkiye ve dünyadaki temel insan haklarının da savunucusu olduklarını belirten Gündoğdu, Filistinlilere karşı yapılan haksızlıkları ve Doğu Türkistan‘daki Çin zulmünü protesto ettiklerini dile getirdi. 3 yıldır heyet başkanı olduğunu ifade eden Gündoğdu,
bu süre zarfı içerisinde çok fazla başarı elde ettiklerini belirterek, "Toplu sözleşmenin önünü açtık ve kamu çalışanları toplu sözleşme hakkına kavuştu. Bundan sonra yapılacak anayasa değişikliklerinde olmazsa olmaz taleplerimizden biri de grev ve siyaset hakkı olacaktır" dedi.
1 Mayıs‘ın emekçi günü olmasına da lokomotiflik ettiklerini dile getiren Gündoğdu, daima mağdurların yanında olduklarını kaydetti. Kamudaki 4-B‘lilerin, 4 Haziran‘dan itibaren kadroya geçtiğini belirten Gündoğdu, bu durumun olumlu olduğunu belirtti. Gündoğdu 4-C‘li personelin de kadroya alınarak, mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdi. 4-C‘lilerin ne işçi ne de memur olduğunun belirsizliğinin sürdüğünü dile getiren Gündoğdu, "Mali ve özlük haklarında uçurumun oluşmasını engellenmek
amacıyla kadroya geçiş, ücret artışı, aile yardımından faydalanmaları ve özlük haklarında kapsamlı bir statü değişikliğine gidilmelidir. Özellikle TÜİK‘de görev yapan 4-C‘li personelin yıllardır devam eden mağduriyetinin, ancak bu şekilde giderileceğini düşünüyoruz. 1 Ocak‘tan itibaren bununla ilgili olarak mücadele ediyoruz" diye konuştu.
KİT‘lerde çalışanların durumlarına da değinen Ahmet Gündoğdu, 233 ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname‘ye tabi görev yapan KİT‘lerdeki personelin isteklerine bağlı olarak, durumlarına uygun memur kadrolarına atanmasının yanı sıra, kamu kurum ve kuruluşlarında özel kanunlara göre hizmet sözleşmesiyle çalışanlarla, üniversite mezunu olduğu halde işçi statüsünde istihdam edilen personelin unvanlarına uygun memur kadrolarına atanmasını istedi. Gündoğdu, 515 bin 413 üyelerinin olduğu bilgisini vererek,
bundan sonraki hedeflerinin 750 bin üyeye ulaşmak olduğunu belirtti.
"KAPSAM DIŞI KALAN SÖZLEŞMELİLER DE KADROLU OLMALI"
Sözleşmelilere yönelik kararnamenin ise beklentilerinin tamamını karşılamadığını da ifade eden Gündoğdu, yaşananları bir iş kazası olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Gündoğdu, Başbakan Erdoğan‘ın gerek kongredeki beyanı, gerekse kamuoyuna ilk duyulmasında tüm sözleşmeli personeli kapsayacak şekilde açıklaması ve sayı bildirerek 308 bin rakamını telaffuz ederek yapmasının, beklentileri artırdığını, ancak bazı sözleşmelilerin hayal kırıklığı yaşadığını ifade etti. Gündoğdu, "Kapsam dışı kalan TRT‘deki
sözleşmeli personel, GSGM bünyesindeki sözleşmeli spor uzmanları, belediyeler ve il özel idareleri gibi kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan diğer sözleşmeli personelin kadrolu olmasını istiyoruz. Bu kapsamda Salı günü, Bem-Bir-Sen Genel Başkanımızla birlikte Maliye Bakanlığı müsteşarını ziyaret ettik. Başta belediye ve özel idarelerde çalışan sözleşmeli personel olmak üzere, kadroya geçişle ilgili beklentileri karşılanmayan sözleşmeli personelin kadroya geçişleriyle ilgili değerlendirme ve önerilerimiz
ilettik, raporumuzu sunduk" dedi.
"BU MİLLETİN ÇEMONTOSU DİNDİR, EZANDIR"
Son günlerde yaşanan bazı olaylara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Memur-Sen Genel Başkanı Gündoğdu, "Milletimizin birlik ve beraberliğinden rahatsız olan, demokratikleşmesinden memnun olmayan ve kaostan beslenenler yine sahneye çıkmış ve huzuru ateşe vermeye çalışmışlardır. Geçtiğimiz hafta, Cizre‘de imam hatipli öğrencileri diri diri yakma girişiminde bulunan terör örgütü ve yandaşları, bu hafta da Diyarbakır, Yenişehir İmam Hatip Lisesi Devlet Parasız Öğrenci Pansiyonu‘na saldırmış, ciddi
zararlar vermişlerdir. Facia, yurt müdürünün tedbirli davranarak öğrencileri evlerine göndermesi ile önlenmiştir" diye konuştu.
Ezan dilinin Kürtçe okunmasıyla ilgili olarak da Gündoğdu, dini değerlere saygısı olmayanların, ülke gündemine cuma namazı ayrılığından sonra Kürtçe ezanı getirdiğini belirterek, "Ezanın dili, evrenseldir. Arapça ezan, buluşma noktasıdır. Ülkemizde, Türkçe ezan okunmasının açtığı yaralar hepimizin malumudur. Birlik ve beraberlik yolunda önemli adımların atıldığı, demokratikleşme sürecinin gündemde olduğu bir zamanda, Kürtçe ezan tartışmalarını provokasyon olarak görüyor, milletimizin bu tür kısır döngü
ve tartışmalara prim vermemesini istiyoruz. Bu milletin çimentosu dindir, ezandır" şeklinde konuştu.
"EN UCUBE VESAYET ANAYASASIDIR, EN ÇILGIN PROJE YENİ ANAYASA OLACAKTIR"
Yeni anayasa için de fikirleri olduğunu ve bunu yetkililere sunacaklarını dile getiren Gündoğdu, "61, 12 Eylül ve 82 anayasaları vesayet anayasasıdır. Yeni anayasa, sivil özgürlükçü, bütün insanları eşit konumlandıran bir nitelikte olmalıdır. Yani kısacası, en ucube vesayet anayasasıdır, en çılgın proje yeni anayasa olacaktır. Bu benzetmeleri de Kars‘a ya da projelere gönderme yapmak amacıyla yapmadım " dedi.
Kaynak: İHA
Gündoğdu, 1995 yılında Mehmet Akif İnan ve arkadaşları tarafından kurulan sendikanın, bugün yarım milyondan fazla üyesi olduğunu belirtti. İlk yılında 44 bin üyeleri olduğunu söyleyen Gündoğdu, her yıl bir o kadar da kişiyi üyeleri yaptıklarını kaydetti. Türkiye ve dünyadaki temel insan haklarının da savunucusu olduklarını belirten Gündoğdu, Filistinlilere karşı yapılan haksızlıkları ve Doğu Türkistan‘daki Çin zulmünü protesto ettiklerini dile getirdi. 3 yıldır heyet başkanı olduğunu ifade eden Gündoğdu,
bu süre zarfı içerisinde çok fazla başarı elde ettiklerini belirterek, "Toplu sözleşmenin önünü açtık ve kamu çalışanları toplu sözleşme hakkına kavuştu. Bundan sonra yapılacak anayasa değişikliklerinde olmazsa olmaz taleplerimizden biri de grev ve siyaset hakkı olacaktır" dedi.
1 Mayıs‘ın emekçi günü olmasına da lokomotiflik ettiklerini dile getiren Gündoğdu, daima mağdurların yanında olduklarını kaydetti. Kamudaki 4-B‘lilerin, 4 Haziran‘dan itibaren kadroya geçtiğini belirten Gündoğdu, bu durumun olumlu olduğunu belirtti. Gündoğdu 4-C‘li personelin de kadroya alınarak, mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdi. 4-C‘lilerin ne işçi ne de memur olduğunun belirsizliğinin sürdüğünü dile getiren Gündoğdu, "Mali ve özlük haklarında uçurumun oluşmasını engellenmek
amacıyla kadroya geçiş, ücret artışı, aile yardımından faydalanmaları ve özlük haklarında kapsamlı bir statü değişikliğine gidilmelidir. Özellikle TÜİK‘de görev yapan 4-C‘li personelin yıllardır devam eden mağduriyetinin, ancak bu şekilde giderileceğini düşünüyoruz. 1 Ocak‘tan itibaren bununla ilgili olarak mücadele ediyoruz" diye konuştu.
KİT‘lerde çalışanların durumlarına da değinen Ahmet Gündoğdu, 233 ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname‘ye tabi görev yapan KİT‘lerdeki personelin isteklerine bağlı olarak, durumlarına uygun memur kadrolarına atanmasının yanı sıra, kamu kurum ve kuruluşlarında özel kanunlara göre hizmet sözleşmesiyle çalışanlarla, üniversite mezunu olduğu halde işçi statüsünde istihdam edilen personelin unvanlarına uygun memur kadrolarına atanmasını istedi. Gündoğdu, 515 bin 413 üyelerinin olduğu bilgisini vererek,
bundan sonraki hedeflerinin 750 bin üyeye ulaşmak olduğunu belirtti.
"KAPSAM DIŞI KALAN SÖZLEŞMELİLER DE KADROLU OLMALI"
Sözleşmelilere yönelik kararnamenin ise beklentilerinin tamamını karşılamadığını da ifade eden Gündoğdu, yaşananları bir iş kazası olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Gündoğdu, Başbakan Erdoğan‘ın gerek kongredeki beyanı, gerekse kamuoyuna ilk duyulmasında tüm sözleşmeli personeli kapsayacak şekilde açıklaması ve sayı bildirerek 308 bin rakamını telaffuz ederek yapmasının, beklentileri artırdığını, ancak bazı sözleşmelilerin hayal kırıklığı yaşadığını ifade etti. Gündoğdu, "Kapsam dışı kalan TRT‘deki
sözleşmeli personel, GSGM bünyesindeki sözleşmeli spor uzmanları, belediyeler ve il özel idareleri gibi kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan diğer sözleşmeli personelin kadrolu olmasını istiyoruz. Bu kapsamda Salı günü, Bem-Bir-Sen Genel Başkanımızla birlikte Maliye Bakanlığı müsteşarını ziyaret ettik. Başta belediye ve özel idarelerde çalışan sözleşmeli personel olmak üzere, kadroya geçişle ilgili beklentileri karşılanmayan sözleşmeli personelin kadroya geçişleriyle ilgili değerlendirme ve önerilerimiz
ilettik, raporumuzu sunduk" dedi.
"BU MİLLETİN ÇEMONTOSU DİNDİR, EZANDIR"
Son günlerde yaşanan bazı olaylara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Memur-Sen Genel Başkanı Gündoğdu, "Milletimizin birlik ve beraberliğinden rahatsız olan, demokratikleşmesinden memnun olmayan ve kaostan beslenenler yine sahneye çıkmış ve huzuru ateşe vermeye çalışmışlardır. Geçtiğimiz hafta, Cizre‘de imam hatipli öğrencileri diri diri yakma girişiminde bulunan terör örgütü ve yandaşları, bu hafta da Diyarbakır, Yenişehir İmam Hatip Lisesi Devlet Parasız Öğrenci Pansiyonu‘na saldırmış, ciddi
zararlar vermişlerdir. Facia, yurt müdürünün tedbirli davranarak öğrencileri evlerine göndermesi ile önlenmiştir" diye konuştu.
Ezan dilinin Kürtçe okunmasıyla ilgili olarak da Gündoğdu, dini değerlere saygısı olmayanların, ülke gündemine cuma namazı ayrılığından sonra Kürtçe ezanı getirdiğini belirterek, "Ezanın dili, evrenseldir. Arapça ezan, buluşma noktasıdır. Ülkemizde, Türkçe ezan okunmasının açtığı yaralar hepimizin malumudur. Birlik ve beraberlik yolunda önemli adımların atıldığı, demokratikleşme sürecinin gündemde olduğu bir zamanda, Kürtçe ezan tartışmalarını provokasyon olarak görüyor, milletimizin bu tür kısır döngü
ve tartışmalara prim vermemesini istiyoruz. Bu milletin çimentosu dindir, ezandır" şeklinde konuştu.
"EN UCUBE VESAYET ANAYASASIDIR, EN ÇILGIN PROJE YENİ ANAYASA OLACAKTIR"
Yeni anayasa için de fikirleri olduğunu ve bunu yetkililere sunacaklarını dile getiren Gündoğdu, "61, 12 Eylül ve 82 anayasaları vesayet anayasasıdır. Yeni anayasa, sivil özgürlükçü, bütün insanları eşit konumlandıran bir nitelikte olmalıdır. Yani kısacası, en ucube vesayet anayasasıdır, en çılgın proje yeni anayasa olacaktır. Bu benzetmeleri de Kars‘a ya da projelere gönderme yapmak amacıyla yapmadım " dedi.
