Bakan Ergün, İşadamlarıyla Bir Araya Geldi

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, "Silahlar konuşursa, insanlar susar.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, sanayici, işadamları ve esnaf odaları temsilcileri ile bir araya geldi. İşadamları ve sanayicilere hitap eden Sanayi Bakanı Nihat Ergün, bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle ekonomik göstergelerin istenilen seviyede olmadığını söyledi. Ergün, AK Parti iktidarı tarafından yapılan yatırımlar ve atılan ciddi adımlarla bölgedeki bu olumsuzluğu bitirmeye kararlı olduklarını belirterek, "Terör nedeniyle şehre sermaye akışı az olduğu gibi, şehirdeki mevcut sermaye de

dışarıya kaçmıştır çoğu zaman. Hem dışardan buraya sermaye getiremedik, hem de var olanı kaçırdık. Fakat çok şükür ki son yıllarda bu durumu önemli ölçüde değiştirdik. Yaptığımız yatırımlarla demokratikleşme konusunda attığımız adımlarla artık Türkiye‘nin genel çehresi değiştiği gibi, bölgenin de çehresi değişmeye başladı. Biz bu adımları atmaya da kararlılıkla devam edeceğiz. Kim ne derse desin, hiçbir şey bizi bu adımları atmaktan geri durduramayacaktır. Olması gereken bu. Türkiye‘de zaman zaman

yoğun tartışmalar oluyor. Bu tartışmalar devleti, hükümeti yanlış yapmaya sevk edemeyecektir. En büyük hata bu tartışmalardan yanlış sonuçlar çıkarıp, yanlış politikalar üretmektir. Zaten yıllardır yanlış politikaların faturasını ödemiyor muyuz? Bundan sonra kim ne yaparsa yapsın, bizi yanlış siyaset ve yanlış politikalar üretmeye sevk edemez. Devletin yanlış yapma lüksü yoktur. Devlet mutlaka aklı selim ile hareket etmelidir" diye konuştu.

"BÖLGEYE EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ, KİN VE ÖFKEYİ TAHRİK EDENLER YAPIYOR"

AK Parti iktidarı döneminde tüm Türkiye‘nin kalkınması için yoğun çaba sarf edildiğini belirten Bakan Ergün, atılan adımlar nedeniyle artık Türkiye‘de her şeyin rahatlıkla konuşulabildiğini söyledi. Bakan Ergün, "Bölgede kim öfkeyi, kini, düşmanlığı tahrik ediyorsa bu insanlara en büyük kötülüğü onlar yapar. Hiçbir şeyi konuşamaz hale geliriz. Silahlar konuşursa insanlar susar. Çatışma ortamında ne konuşacaksınız. En doğru şeylerin bile söylenmesi de, anlaşılması da mümkün olmaz. En haklı talepler bile

silahların gölgesinde haksız hale dönüşür. Türkiye‘nin hiçbir yerinde o zaman en haklı talebi bile doğru dürüst dile getirme şansına sahip olamaz insanlar. Bu kötülüktür. Türkiye bunları aştı. Artık her şeyi Türkiye‘de konuşabiliyoruz. Bu Türkiye‘yi muhafaza etmek ve güçlendirmek lazım. Her şeyin konuşulabildiği ve konuşularak halledilebildiği bir Türkiye‘yi muhafaza etmek zorundayız" dedi.

Konuşmasında, işadamları ve sanayicilere büyük görevler düştüğünü belirten Bakan Ergün, ülkenin ekonomik gelişiminden bahsedileceği zaman mutlaka işadamları ve sanayicilerin fikirlerine başvurulması gerektiğini söyledi. Bakan Ergün, "Sizler üreten, istihdam oluşturan, ihracat yapan, ülkemize döviz kazandıran ve vergi ödeyen insanlarsınız. Bu şehrin ekonomik gelişiminden bahsedeceksek elbette bunu ancak sizlerle birlikte başarabiliriz. Ancak sizler şehrimizin sadece ekonomik yapısı için değil, sosyal

yapısı için de son derece önemlisiniz. Bu şehrin sadece ekonomik değil, her türlü sorununda aktif rol ve sorumluluk almalısınız. Bugün artık Ankara‘dan yöneten bir iktidar yok. Bugün ülkeyi Van‘da, Diyarbakır‘da, Muğla‘da, Amasya‘da milletimizle birlikte yönetme arzusunda olan bir iktidar var. Bizim bu anlayışımız bu ülkeyi ortak akıl etrafında ve makul bir zeminde yönetme gayretimiz ve sizlerin şehrinize, ülkenize sahip çıkmanız Türkiye‘yi daha iyi noktalara taşımak için en büyük teminattır" diye

konuştu.

Türkiye‘nin son 8 yılda ekonomik, sosyal ve demokratik anlamda tarihi denilebilecek gelişmelere tanıklık ettiğini belirten Bakan Ergün, 2002 yılına kadar krizlerle malul olan ülke ekonomisinin artık küresel krizde bile dimdik ayakta durabildiğini söyledi. 2002‘den itibaren ekonomide güven ve istikrar ortamını temin ettiklerini ifade eden Bakan Ergün, bütçe açıklarını, faiz ve enflasyon oranlarını oldukça aşağılara çektiklerini, bunun neticesinde ise özel sektör yatırımlarında, iç pazarda ve ihracatta çok

önemli gelişmelere tanıklık ettiklerini kaydetti. 2002 yılında sadece 36 milyar dolar ihracat yapan Türkiye‘nin 2010 yılında 114 milyar dolar ihracat yapmayı başardığını dile getiren Bakan Ergün, 2002 yılında sadece 91 bin otomobil satışı yapılan Türkiye‘de 2009 yılında 360 bin, 2010 yılında ise 510 bin otomobil satışının gerçekleştirildiğini söyledi. 2002 yılında Türkiye‘de toplam özel sektör yatırımlarının 43 milyar lira iken, 2009 yılında bu rakamın 130 milyar liraya ulaştığını belirten Bakan Ergün,

"Bugün krizin içerisinde bile 130 milyar lira yatırım yapabilen özel sektöre sahip bir Türkiye var. Küresel kriz öncesine kadar ekonomide 27 çeyrek üst üste büyümeyi başararak bir rekora imza atmışız. Kriz nedeniyle ekonomimiz bir miktar sekteye uğradı. Ancak Türkiye krize en son giren ama en erken çıkan ve en az zararla atlatan ülkelerden oldu. 2010 yılının tamamında Türkiye yüzde 8 gibi önemli bir büyüme yakalamış olacaktır" ifadelerini kullandı.

"DEPREM VE TSUNAMİ, JAPONYA EKONOMİSİNE BÜYÜK ZARAR VERDİ"

Türk ekonomisi hızla toparlanırken, dünya ekonomilerinde toparlanmanın çok daha yavaş olduğuna dikkat çeken Bakan Ergün açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Komşumuz Yunanistan‘ın en erken 2012 yılında büyümeye geçeceği tahmin ediliyor. Japonya‘da 2010 yılının son çeyreğinde yine daralma yaşanması bekleniyor. Kaldı ki son yaşanan deprem ve tsunami olayı Japonya ekonomisine de gerçekten çok büyük zarar verdi. Japonya‘da insanlar büyük bir felaketle karşı karşıya kalmıştır."

"FAKİRLİK, BİR MİLLETİN BAŞINA GELEBİLECEK EN BÜYÜK FELAKETTİR"

Dünyada işlerin kötüye gittiği dönemde Türkiye‘nin önemli başarılar yakaladığını belirten Bakan Ergün, Türkiye‘nin her bölgesinde yatırımların arttığını ve Tunceli gibi daha önce hiç ihracatı olmayan şehirde bile ihracat yapıldığını söyledi. Bakan Ergün, "Demek ki Türkiye doğru işler yapmaktadır. Demek ki Türkiye‘de ekonomi iyi yönetilmektedir. Özel sektörü güçlendirecek adımlar atılmaktadır. Şunu memnuniyetle ifade etmek isterim ki Türkiye‘nin son 8 yılda yakaladığı başarı sonuçlarından sadece birkaç

şehrimiz değil, aslında bütün şehirlerimiz belli bir oranda istifade etmiştir. Daha da çok istifade edilme imkanı vardır. Türkiye‘nin her bölgesinde yatırımlar artmış, üretim ve istihdam artışı gerçekleşmiş. Tunceli gibi hiç ihracatı olmayan şehrimiz de ihracat yapmaya başlamıştır. Biz şuna inandık Türkiye‘de yaşanan her iyi gelişmeden bütün şehirlerimizin payı ve ağırlığı olmalı. Bütün şehirlerimizin ülkenin kalkınma sürecine katkı sağlaması temin edilmelidir. Böyle bir anlayışı içimize yerleştiremezsek

bölgeler arası farklılığı azaltmak ve sosyal sorunlarımıza çözüm üretmek de mümkün olmaz. Diyarbakır, sadece ocak ayında 12 milyon dolar ihracat yaptı. 2010 yılı toplamında 165 milyon dolar ihracat yaptı. Türkiye‘nin ihracatını 3 kat arttırdığı bu 8 yılda Diyarbakır ihracatını 27 kat arttırdı. Biz bunları arttırmak isterken başkaları bunların yapılmasından rahatsızlık duyabilir. Fakirlik kimseye yaramaz. Fakirlik bir milletin başına gelecek en büyük kötülüklerden biridir. Bir ülkenin yönetimi ne yapıp

yapacak ülkesini zenginleştirecektir. Ülkede fakirlikle mücadele bir yönetimin, bir toplumun, sivil toplum kuruluşlarının ve hatta her kesin en öncelikli mücadelesidir. Fakirliğin ortaya çıkardığı sorunlardan kimse faydalanamaz. İçinden ne büyük musibetler, ne büyük melanetler çıkacağını tahmin edemezsiniz. Onun için fakirlikle, yoksullukla mücadele en kutsal görevlerden biridir. Böylesi bir mücadelede herkes seve seve rol almalıdır. Yoksa ülkenin fakirleşmesi o bölgede zenginlik doğuracak yatırımların

engellenmesinin kimseye faydası olmaz. Nihayetinde kendi kendimize, kendi ülkemize, kendi milletimize en büyük kötülüğü yapmış oluruz" dedi.

Kaynak: İHA