Kılıçdaroğlu: Bütün Ülkelerin Eli Ortadoğu‘da

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘‘Ortadoğu, enerji kaynaklarının yatağı, bütün ülkelerin eli orada. Dolayısıyla bir türlü barış gelmiyor o bölgeye. Ama ben eminim, demokrasi ve özgürlükler daha fazla gelişirse, o bölgeye demokrasi gel

Kılıçdaroğlu, TRT-1‘de katıldığı ‘‘Politik Açılım‘‘ adlı programda, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Darbeleri, artık insanoğlunun kabul etmediğini belirten Kılıçdaroğlu, ‘‘Devrimler, bizim gibi toplumlar için; biz onları aştık, artık daha iyiye doğru giden, özgürlükleri genişleten, demokrasiyi derinleştiren beklentilerimiz var ama baskıcı rejimlerdeki hızlı dönüşüm doğal olarak devrim dediğimiz olayı gündeme getiriyor‘‘ dedi.

‘‘Mısır‘da devrim mi oldu? Orada henüz biraz beklememiz lazım, çok erken karar vermememiz gerekir‘‘ şeklindeki düşüncesini paylaşan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘‘Mısır örneğine bakarsanız, nüfusun yüzde 50‘si 2 doların altında gelir elde ediyor. 100 binlerce insan mezar evlerde oturuyor. Siz bu toplumu baskıyla nereye kadar götürebilirsiniz? Bir süre sonra toplum patladı tabi. Mısır‘a demokrasiyi, özgürlüğü götürelim, üniversiteleri özerk olsun, medyası bağımsız olsun. Yani bir demokraside olması gereken kurallar, kurumlar olsun orada.‘‘ 

Ortadoğu‘da Mısır‘ın çok önemli bir ülke olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, o açıdan Mısır‘ın geleceği konusunda sadece Mısırlılar‘ın değil, batılıların da Türkiye‘nin de Ortadoğu‘daki diğer ülkelerin de ilgi gösterdiğini söyledi. 

Türkiye‘nin ‘‘Mısır‘a, biraz farklı ve aceleci yaklaştığı‘‘ kanısında olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, ‘‘Sayın Başbakan, doğrudan Mübarek‘i hedef alarak sert açıklamalar yaptı ve Mısır hükümeti de Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı açıklama yaptı. Doğrudan hükümetleri hedef almak yerine bana göre olması gereken o bölge için demokrasi, özgürlük söylemlerimizi dile getirebilseydik, hatta bir özel temsilci gönderip bu konudaki taleplerimizi doğrudan Mısır hükümetine götürebilseydik, gelecekte daha sağlıklı bir ilişkinin olmasının yollarını açabilirdik. Olmadı ama istiyoruz ve diliyoruz bundan sonra olabilsin. Biz Mısır‘da demokrasinin gelişmesini isteriz. Sosyal devletin Mısır‘da olmasını isteriz.‘‘

Ortadoğu‘daki yurttaşın, Türkiye‘ye özlem duymasının nedeninin, Türkiye‘deki demokrasiye, özgürlüğe olan talep olduğunu ifade eden Klıçdaroğlu, şunları söyledi:

‘‘Bu talepleri büyük bir anlayışla karşılıyoruz, bu taleplerin daha fazla seslendirilmesi bizi mutlu eder. Çünkü Ortadoğu‘da demokrasinin, çok partili rejimin olması, kadına seçme seçilme hakkının verilmesi en azından barışın sağlanması açısından çok önemlidir. 

Ortadoğu, enerji kaynaklarının yatağı, bütün ülkelerin eli orada. Dolayısıyla bir türlü barış gelmiyor o bölgeye ama ben eminim ‘demokrasi ve özgürlükler daha fazla gelişirse, o bölgeye demokrasi gelir‘ diye düşünüyorum. Türkiye‘ye bir model olarak bakarlarsa ancak onur duyarım. Türkiye‘nin demokrasi ve özgürlük açısından geldiği noktayı yetersiz görüyoruz ama Arap ülkelerinin alabilecekleri bir mesafe var. Eğer bu mesafe içinde bizi örnek olarak alırlarsa bundan mutluluk duyarım.‘‘

-‘‘BALYOZ PLANI‘‘ DAVASI-

Kılıçdaroğlu, ‘‘Balyoz Planı‘‘ davasına ilişkin olarak da ‘‘Hukuku egemen kılacaksa, hukukun gereği neyse o yapılsın. Varsa bir yerde suçlu, bunlar soruşturulabilir, buna kimse karşı çıkmaz zaten ama tutuklamayı siz niye yapıyorsunuz? Deliller karartılmasın diye yapıyorsunuz. Delilleri almışsınız, kaç duruşmadır bunlar geliyorlar. Üstelik tutuklandılar, serbest bırakıldılar, hiç birisi kaçmadı. Siz tutuklama kararı veriyorsunuz. Hangi gerekçeyle? Kamuoyunu aydınlatacak bir mantıklı gerekçe olmadı‘‘ diye konuştu.

2002 yılında hapishanelerdeki tutuklu hükümlü sayısının 50 bin civarında olduğunu, 2011 yılında aynı hapishanelerdeki tutuklu hükümlü sayısının 121 bini aştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ‘‘Bu tutuklama kararı mahkemenin kararı. Mahkemenin aldığı bu kararın arkasında başka bir şeyler yaptığı kanaatinde misiniz?‘‘ sorusu üzerine, ‘‘Kesinlikle, bu bende bir kanaat. Sayın Başbakan‘ın olayı siyasallaştırması, ‘ben bu davanın savcısıyım‘ demesi bu süreci maalesef başka bir noktaya taşıdı‘‘ yanıtını verdi.

-‘‘ORDUNUN GÜCÜ, SİLAHINDAN GELMEZ‘‘-

‘‘Asker ve CHP meselesini, Süheyl Batum‘un açıklamaları çerçevesinde nasıl yorumlayacaksınız ve bu defteri tam olarak nasıl kapattınız? Fikren tam olarak demokrasinin neresindesiniz?‘‘ şeklindeki soruya Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

‘‘Biz her kuruma saygılıyız. Devleti devlet yapan kurumlardır. Hükümetler, bu kurumları yönetirler. Bu kurumları, değiştirmek, yok etmek, itibar kaybına uğratmak gibi bir işlevleri yoktur hükümetlerin. Ordu, hepimizin üzerinde titremesi gereken bir kurumdur. Ordunun gücü silahından gelmez, ordunun gücü moral değerlerinden gelir. Moral değerleri iyiyse ordu güçlüdür, elbette silahında önemi vardır. Ama demokrasilerde ordunun gücü, silahı var, istediği yerde gelsin siyasi kurumlara müdahale etsin... Yok öyle bir şey, doğru değil bu. 

Bu, geçmişte yaşadığımız acılara rağmen, ağır bedeller ödenmesine rağmen, ‘ordu gelsin siyasete müdahale etsin‘ diye bir beklenti içine girmek demokrasimizi, kazanımlarımızı reddetmek demektir. En büyük faturayı ödeyen parti biziz, hapse giren biziz. Bizim il başkanlarımız, ilçe başkanlarımız öldürüldü. Nasıl diyebiliriz, gelin buyurun, bizi hapse atın, bizi işkenceden geçirin. Böyle şey olabilir mi? Ama orduyu eleştirirken de, eleştirilmez değil. Her kurum eleştirilir, ordu da eleştirilir ama eleştiri yaparken, ‘Amerika geldi içini oydu‘. Bunlar doğru eleştiriler değil.‘‘

-‘‘YÖNETİCİLERİMİZ DE ORTADOĞU‘NUN YÖNETİCİLERİNE İMRENİYOR‘‘-

Kaynak: AA