Erdoğan, Mısır‘daki Gelişmeleri Değerlendirdi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Şu aşamadan itibaren, Mısır‘da kaosa, istikrarsızlığa, özellikle de tahriklere müsaade edilmeden, bir an önce adil ve serbest seçimlere gidilmeli, Mısır‘da anayasal demokrasi tesis edilmelidir" dedi.
Erdoğan, Sakarya‘da 54 ayrı eser ve hizmetin toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye‘nin, içinde bulunduğu coğrafyada, merkezinde bulunduğu bölgede, barıştan, huzurdan, istikrardan, refahtan başka hiçbir hedefi ve hiçbir amacı olmadığını vurguladı.
Sadece Türkiye‘nin değil, Türkiye ile birlikte komşularının, bölgedeki ülkelerin, halkların daha fazla refaha ve istikrara kavuşmasını, bölgeye kardeşlik ve dayanışmanın hakim olmasını istediklerini belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Bu coğrafyanın halkları olarak, bin yılı aşkın süre biz aynı sofraya oturduk, aynı ekmeği paylaştık, topraklarımızı birlikte savunduk, aynı kadere, aynı hüzne ve aynı sevince ortak olduk. Nasıl ki Filistin‘in sızısı, bizim sızımız, nasıl ki Filistin‘in meselesi tüm bölgenin meselesi ise Lübnan‘ın, Tunus‘un, elbette Mısır‘ın da derdi, bizim derdimiz oldu. Bizim sızımız oldu, kimse bunu başka yerlere çekmesin. Biz, Mısır‘a, Mısır‘daki olaylara her zaman ilkesel baktık. Mısır yönetiminden, halkın taleplerini, haykırışlarını duymasını, halkın sesine kulak vermesini istedik. Herkes sessiz kalırken, herkes görmezden gelirken, herkes gözünü, gönlünü Mısır‘a kapatırken, biz çıktık, kardeşçe, samimiyetle kaygılarımızı paylaştık, gönlümüzden geçeni olanca içtenliğimizle ifade ettik."
-"MISIR‘DA OLUP BİTENLERE, ÇIKARA ENDEKSLİ BAKMADIK"-
1950‘de merhum Adnan Menderes‘in "Yeter, söz milletindir" diyen bir ülkenin lideri olarak ortaya çıktığını, 2002‘de de kendilerinin, "Yeter, söz de, karar da milletindir" diyen bir kadro olarak ortaya çıktıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"12 Eylülde ileri demokrasi, hukukun üstünlüğü diye haykıran bir halk olarak, Mısır‘a biz sadece kardeşçe tavsiyelerde bulunduk. Mısır‘daki olaylara, Mısır halkının taleplerine, birilerinin yaptığı gibi seçkinci yaklaşmadık. Mısır halkının taleplerine, ‘Demokrasiyi hak etmiyorlar, demokrasiye hazır değiller‘ gibi üsttenci, ayrımcı bir anlayışla bakmadık. Demokrasiyi kendilerine doğal bir hak, başkalarına ise ‘şimdilik‘ fazla görenler sustular. İşlerine gelen yerde ‘demokrasi, insan hakları‘ deyip, işlerine gelmeyen yerde sessiz, tepkisiz kalanlar mahcup oldular. Mısır‘da olup bitenlere, çıkara endeksli bakmadık. Biz çifte standartlara prim vermedik, komşuluk hakkını gözettik, kardeşlik hukukunu gözettik ve Mısır‘ın derdini işte bu hissiyatla kendi derdimiz olarak gördük. Mısır halkının statükoya yönelik tepkisini anlamayanlardan, anlamazlıktan gelenlerden, Türkiye‘de olduğu gibi Mısır‘da da halkın mesajlarını algılamaktan aciz kalanlardan olmadık. Dik durduk, samimi olduk, gönül dilimizle konuştuk, kardeşlik hukukuyla çağrımızı, samimi tavsiyelerimizi yaptık."
-"MISIR HALKININ SEVİNCİNİ YAŞIYORUZ"-
Kaynak: AA
Sadece Türkiye‘nin değil, Türkiye ile birlikte komşularının, bölgedeki ülkelerin, halkların daha fazla refaha ve istikrara kavuşmasını, bölgeye kardeşlik ve dayanışmanın hakim olmasını istediklerini belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Bu coğrafyanın halkları olarak, bin yılı aşkın süre biz aynı sofraya oturduk, aynı ekmeği paylaştık, topraklarımızı birlikte savunduk, aynı kadere, aynı hüzne ve aynı sevince ortak olduk. Nasıl ki Filistin‘in sızısı, bizim sızımız, nasıl ki Filistin‘in meselesi tüm bölgenin meselesi ise Lübnan‘ın, Tunus‘un, elbette Mısır‘ın da derdi, bizim derdimiz oldu. Bizim sızımız oldu, kimse bunu başka yerlere çekmesin. Biz, Mısır‘a, Mısır‘daki olaylara her zaman ilkesel baktık. Mısır yönetiminden, halkın taleplerini, haykırışlarını duymasını, halkın sesine kulak vermesini istedik. Herkes sessiz kalırken, herkes görmezden gelirken, herkes gözünü, gönlünü Mısır‘a kapatırken, biz çıktık, kardeşçe, samimiyetle kaygılarımızı paylaştık, gönlümüzden geçeni olanca içtenliğimizle ifade ettik."
-"MISIR‘DA OLUP BİTENLERE, ÇIKARA ENDEKSLİ BAKMADIK"-
1950‘de merhum Adnan Menderes‘in "Yeter, söz milletindir" diyen bir ülkenin lideri olarak ortaya çıktığını, 2002‘de de kendilerinin, "Yeter, söz de, karar da milletindir" diyen bir kadro olarak ortaya çıktıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"12 Eylülde ileri demokrasi, hukukun üstünlüğü diye haykıran bir halk olarak, Mısır‘a biz sadece kardeşçe tavsiyelerde bulunduk. Mısır‘daki olaylara, Mısır halkının taleplerine, birilerinin yaptığı gibi seçkinci yaklaşmadık. Mısır halkının taleplerine, ‘Demokrasiyi hak etmiyorlar, demokrasiye hazır değiller‘ gibi üsttenci, ayrımcı bir anlayışla bakmadık. Demokrasiyi kendilerine doğal bir hak, başkalarına ise ‘şimdilik‘ fazla görenler sustular. İşlerine gelen yerde ‘demokrasi, insan hakları‘ deyip, işlerine gelmeyen yerde sessiz, tepkisiz kalanlar mahcup oldular. Mısır‘da olup bitenlere, çıkara endeksli bakmadık. Biz çifte standartlara prim vermedik, komşuluk hakkını gözettik, kardeşlik hukukunu gözettik ve Mısır‘ın derdini işte bu hissiyatla kendi derdimiz olarak gördük. Mısır halkının statükoya yönelik tepkisini anlamayanlardan, anlamazlıktan gelenlerden, Türkiye‘de olduğu gibi Mısır‘da da halkın mesajlarını algılamaktan aciz kalanlardan olmadık. Dik durduk, samimi olduk, gönül dilimizle konuştuk, kardeşlik hukukuyla çağrımızı, samimi tavsiyelerimizi yaptık."
-"MISIR HALKININ SEVİNCİNİ YAŞIYORUZ"-
