Chp Grup Toplantısı...(1)
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay`ın hakkındaki köstebek iddialara ilişkin verdiği yanıtı eleştirerek, "Beşir Atalay yazılı bir açıklama yaptı.

Koruma ve özel kalem müdürlerinin görev tanımlarının bu konuda önemli bir ayrıntı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Koruma müdürü bakanı, darba karşı ya da herhangi bir yasadışı olaya karşı korumakla görevli kişidir, eğitimi bunun üzerinedir. Özel kalem müdürü ise bakanın her türlü faaliyetini, gezilerini organize eden, görüşmelerini ayarlayan, telefonlarını bağlayan o konudaki bakanla yakın ilişkide olan kişidir. Dolayısıyla koruma müdürleri bakanların taleplerini bildirmezler. Bakanların talepleri varsa bildirecek olan özel kalem müdürüdür. Sanki biz bu ayrıntıları, devleti bilmiyormuşuz gibi. Sanki milleti enayiyerine koyarak bu yaptıklarını, bizi aldatacaklarını sanıyorlarmış gibi. Biz aldanmayız, biz doğruları her yerde, her ortamda ısrarla söyleyeceğiz. Geliyorum bir başka yalana. `Ben cepten arıyorum sonra sabit arıyorum ailecek görüşüyoruz` diyor. Allah aşkına siz ailecek gecenin yarısında belediyeden mi görüşüyorsunuz? Sen aileni çoluk çocuğunu o saatte belediyeye mi getirdin? Çünkü sabit telefon belediyenin telefonu. Belediyenin telefonundan sen gece Mustafa Çelik`i arıyorsun. Konuştukça batıyorlar. Peşinibırakmayacağız. Sayın Beşir Atalay `benim ofisimden herkes aranır` diyor. Bir Bakan bunu söyleyemez. Bir Bakanın özel kaleminden herkes aranmaz. `Ben o tarihte bölgenin milletvekiliyim` diyor. Sen milleti kandırıyorsun. O tarihte sen Kırakkale`nin değil, Ankara`nın milletvekilisin. Neden doğruyu söylemiyorsun. Sonra, `Korumaya sordum hatırlamıyor` diyor. Sonra gazetelerden öğrendik. Savcı soruyor, `Sen Kırıkkale Belediye Başkanı ile konuştun?` diye. `Efendim Bakan Kırıkkale`ye gidecekti haber verdim` diyor.Onu da araştırdık, Bakan Kırakkale`ye değil Irak`a gidiyordu. Bu kadar yalanın üst üste geldiği bir yerde, bizim söylediklerimizin doğruluğu hala anlaşılmıyor mu? Ey ahlak neredesin, üç kez kapıya vur belki AKP duyar." Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın bu konuda uzun süre sessizliğini koruduğunu, sonunda Kızılcahamam`da konuştuğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Sen bu ülkenin Başbakanısın. Sormuyor musun dönemin İçişleri Bakanı`na, `Kim haber verdi` diye. Sen hangi ahlaktan bahsediyorsun?" dedi
Kendilerine atılan yalan ve iftiraların peşini bırakmayacaklarını Başbakan Erdoğan`ın, Alman vakıfları ile ilgili CHP`li belediyelere yönelik açıklamalarını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Bunu 2 Ekim 2011 Pazar günü söylüyor. Ben salı günü çağrı yaptım ve `Bir Başbakan karnından konuşmaz. Başbakan vakit geçirmeden, hemen bugün ima ettiği CHP`li belediyelerin isimleri ile birlikte bildiği her şeyi kamuoyuna açıklasın. Şerefli Başbakan`ın yapması gereken budur` dedim. Bu konuda ne bilgi belge varsa gizlicebenimle değil basının önünde Türk halkı ile paylaşsın. Sesini çıkarmadı. Ben bir yalanın peşindeyim. CHP`li belediyelere iftira atıyorsun. Yalan söylemek, iftira atmak bir Başbakan`a yakışır mı? Çıkıp konuşsun. Bir tek CHP`li belediyeyi suçlayamaz. Bir hafta süre var. Konuştu konuştu. Konuşmadıysa gensoru vereceğiz, gelip Mecliste konuşsun" dedi
Öte yandan CHP Tunceli milletvekili Kamer Genç, İçişleri ve Adalet bakanları istifa edene kadar yanından ayırmayacağını söylediği feneri bugünkü grup toplantısına da getirdi
