Başbakan BDP'yle konuşmalı

Geçen cuma günü, partisinin il başkanları toplantısındaki konuşmasında Başbakan Erdoğan, BDP ile niye görüşmediğini de anlattı.


Geçen cuma günü, partisinin il başkanları toplantısındaki konuşmasında Başbakan Erdoğan, BDP ile niye görüşmediğini de anlattı.
BDP Başbakanlığa gönderdiği mektupta, öldürülen bir kişinin, ‘etkisiz hale getirilmiş’ (!) dört beş PKK’lının yanına getirilip, terörist gibi gösterildiğinden ve bu olayla ilgili gelişmelerden şikâyette bulunmuş.
Söylediğine göre bu mektup Başbakan’a ‘Terörle arasına mesafe koyup, demokrasi ve hukukun tarafında duramayan bir siyasi partiyle, terörle mücadeleyi bu şartlarda görüşmenin anlamsız olacağını’ göstermiş ve O da, ‘aslında görüşmeyi arzu ettiği halde’ BDP’yi görüşülecekler listesinden çıkarmaya karar vermiş.
Konuşmasına PKK’nın Ak Parti örgütü binalarına saldırılarını ve örgüt mensuplarına tacizleri hatırlatarak sürdüren Erdoğan, oy alan her partinin teröre karşı durması gerektiğini ve BDP’nin Kürtleri temsil etmediğini de sözlerine ekledi.
Konuya geçmeden, geçerliğine inandığım bir kanımı yazmak istiyorum: BDP ile görüşüp görüşmeme, Başbakan’ın tercihine bırakılmış bir husus değildir; Meclis’te bulunan partilerle görüşmeye karar verildiğinde, Başbaka’nın partilerden birine ayrımcılık yapması sorumsuzluktur, yanlıştır.
Ne olduysa oldu, sayın Erdoğan, hemen BDP ile görüşmelidir.
Sorun BDP’nin tanımından kaynaklanıyor; bir Kürt siyasal partiyle, ülkeye yaygın bir siyasal parti arasında örgütlenme, politikalar, öncelikler bakımlarından çok fark vardır. Kürt siyasal partisi, ne kadar geniş alanda örgütlenirse örgütlensin, onun can alacağı yer Güneydoğu’dur.
Güneydoğu’da yaşayanlar, bugünkü koşullarda PKK’ya karşı siyaset güdemezler, onunla kol kola da olamazlar.
O partilerin mensupları idaresi zor durumdadırlar; PKK’nın içine girenler de, uzak kalanlar da zeminlerinin eğiştiğini kısa zamanda anlarlar.
Kürt partisinin PKK’ya açıkça karşı çıkması da, yanında görünmesi de kimseye yarar getirmez! Dün olduğu gibi, bu gün de kimse BDP’nin PKK’ya karşı çıkmasını beklememeli, ortağı olduğunu da iddia etmemeli, PKK’nın yaptıklarından da BDP’yi sorumlu tutmamalıdır!
Terör örgütüne karşı çıkabileceği halde çıkmaması bile, Başbakan’a BDP ile görüşmeme hakkı vermez. Çünkü, Başbakan’ın Meclis’teki bir partiyi soruşturma yetkisi yoktur. Partilerin ve yöneticilerinin eylemlerinin kovuşturulmasıyla, partilerin tüzel kişiliklerinin hakları birbirine karıştırılmamalıdır. 
Diğer taraftan, Başbakan, BDP’nin mektubunda terörle ilgili bir konunun sorulmasına kızmıştır!
Öldüğü andan itibaren kişi, yaşarken yaptıklarına, zenginliğine, fakirliğine, dinine, düşüncesine bakılmadan; saygı gösterilerek defnedilir. Cesetten intikam alınır mı? BDP’nin mektubunda bahsettiği, bir gazetede de yazılan, bir cesede reva görülen işlemlerdir.
Doğru mu, yanlış mı, uydurma mı? Son aylarda duyduklarımız ve karşılaştıklarımız her ihtimali beklememize hak verdiriyor!
Keşke Başbakan, il başkanlarına söylediklerini BDP’lilere tekrarlayıp sorsaydı: ‘Ne diyorsunuz?’ Sonra isterse, onların söylediklerini dönüp bize anlatabilirdi.

Radikal