Erdoğan İbranice seslendi: 'Öldürmeyeceksin'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İsrail'e yine çok sert sözlerle yüklendi,'Kundaktaki bebekleri tehdit olarak görüp öldürdüler' dedi. Başbakan, Hamas ile PKK'yı aynı kefeye koyanları da eleştirdi; 'Hamas terör örgütü değildir' diye konuştu. Erdoğan ayrıca İsrail'e kendi dilinde İbranice seslendi ve 'Tevrat'taki 10 emirden konuşuyorum. Öldürme

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İsrail'e yine çok sert sözlerle yüklendi,"Kundaktaki bebekleri tehdit olarak görüp öldürdüler" dedi. Başbakan, Hamas ile PKK'yı aynı kefeye koyanları da eleştirdi; "Hamas terör örgütü değildir" diye konuştu. Erdoğan ayrıca İsrail'e kendi dilinde İbranice seslendi ve "Tevrat'taki 10 emirden konuşuyorum. Öldürmeyeceksin'' dedi. Konya'da konuşan Erdoğan, Mevlana "Cömertlik ve yardımda akarsu gibi ol, şefkat ve merhamette güneş gibi ol, kusurları örtmekte gece gibi ol, şiddet ve asabiyette ölü gibi ol, tevazuda ve alçak gönüllükte toprak gibi ol, hoşgörüde deniz gibi ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" sözlerini anımsatarak "Bu anlayış, bu hoşgörü, bu samimiyet, bizim ruhumuzun aşıdır, ekmeğidir. Bu sözler Anadolu'nun, Anadolu'daki 73 milyon insanın vicdanının haritasıdır" dedi.

"Fakat bu sözleri duyamayın, duymak istemeyen, bizdeki terör örgütü gibi hainler var, alçaklar var. Bu güzel vatanımızı bölmek isteyenler var. Temel hak ve özgürlüklerden nasibini almayanlar var" diyen Başbakan, "Çocuklara, kadınlara musallat olanlar var. Tacizse bunlarda, çocuklara saldırı ise bunlarda ve bunları ne yazık ki savunma cüretini gösterenler de var. İşte İskenderun'da olanlar ortada. Roketatarlarla, bombalarla vatanı savunma görevini yapan Mehmedimize, Mehmetçiğimize saldıranlar ortada" diye konuştu.

Başbakan, "Bunlar son çırpınışlardır, sonuna kadar bunlarla bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Ama bunları savunma durumunda olanlara karşı milletimin uyanık olması lazım, halkımın, kardeşlerimin vatandaşlarımın uyanık olması lazım. Şehitlerimizin cenazeleri geldiği zaman onların musalla taşında olduğu anda, onlar dua bekler, onlar slogan beklemez. Onları siyasi istismar vasıtası yapanlara benim halkım benim kardeşlerim olarak inanıyorum ki sizler en güzel dersi vereceksiniz. Şehitlerimiz hepimizindir sadece ailelerinin değildir ve onlar ölü değildir onlar diridir biz onları öyle biliriz ve öyle anarız, öyle anacağız" ifadelerini kullandı.

Dün İsrail'den getirilen yaralıları ziyaret ettiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, "Eli silahsız olan bu kardeşlerimize ateşli silahlarla saldırmışlar. Plastik mermi de kullanmışlar, demir leblebi de kullanmışlar, kurşun da kullanmışlar. Hepsini gördük. Ameliyattan çıkan, yoğun bakımda olan kardeşlerimizin hallerini gördük. Onlar da yaşadıklarını bize anlattı. Dahası bu gemilerin yolcuları sadece Türkiye'den değil, 32 ülke var. Hepsini dinledikten sonra baktık ki büyük bir zulüm ve tamamen korsanca bir saldırı" değerlendirmesinde bulundu.

Tevrattan alıntı

İsrail saldırısını "açık bir devlet terörü, hukuk tanımamak, saldırganlık" olarak tanımlayan Erdoğan, saldırının, "İsrail'deki hükümetin nasıl bir hastalık ruh hali, nasıl bir paranoya, nasıl bir travma içinde bulunduğunun örneği" olduğunu söyledi.

İsrail Hükümeti'nin "dünya bize karşı ikiyüzlü davranıyor" söylemlerini hatırlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hayır. İkiyüzlü olan sensin, yalancı olan sensin, katliam yapanlardan gurur duyan sensin, 'arkanızdayım' diyen sensin, sen. Bir kez daha söylüyorum, öldürmeyi iyi bilirsiniz. Ben onlara kendi dillerinden konuşuyorum. Tevrattaki on emirden altıncısı diyor ki 'öldürmeyeceksin.' Anlamadın mı? Bak bir kez daha İngilizce söylüyorum: 'you shall not kill.' Yine mi anlamadın? Bak o zaman senin dilinden, İbranice söylüyorum: 'Lo tir'tsach.'

Buradan bir hususun da altını çizerek söylüyorum. İsrail'deki hükümetin zorba tavrı, sadece Filistin'i değil, sadece bölgeyi değil, İsrail halkını da zora sokuyor, İsrail halkını da rahatsız ediyor. Hükümetin İsrail halkını yalnızlaştıran, dünyadan tecrit eden, dünya nezrinde imajını zedeleyen bu hırçın siyaseti İsrail vatandaşlarını da zora sokuyor. Hükümetin sebep olduğu siyon yıldızını gamalı hacla yan yana gösteren dünya algısı, eminim ki İsrail halkını da rahatsız ediyor. İsrail halkını bu düşüncesiz, bu öngörüsüz, zalim ve vicdansız yöneticilere karşı daha dikkatli davranmaya İsrail'in sokulmak istendiği mecrayı daha dikkatli okumaya davet ediyorum."

"Bu iş noktalanmadı"

İsrail'in saldırısının ardından Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun sürdürdüğü diplomatik süreci anlatan Başbakan Erdoğan, TBMM'de grubu bulunan partilerin İsrail'in Gazze'ye insani yardım götüren gemilere saldırısını oy birliğiyle, ittifakla bir deklarasyon yayınlamak suretiyle yeni bir sürece bağladığını söyledi.

İsrail'de kalan yaralılardan son ikisinin de Sağlık Bakanlığına ait uçakla Türkiye'ye getirildiğini bildiren Erdoğan, böylece İsrail hastanelerinde hiçbir Türk vatandaşının kalmadığını kaydetti.

Saldırı sonrasında Türkiye'nin Dışişleri, Sağlık, İçişleri ve Adalet bakanlıklarının, Silahlı Kuvvetlerin, devletin hep birlikte STK'larla adım attığını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu: "Adım adım süratle bu işleri tamamlamanın gayreti içinde olduk. Emeği geçen, bu gayreti samimi şekilde ortaya koyan tüm kardeşlerime tüm görevlilere şahsım, milletim adına çok teşekkür ediyorum. Bütün imkanlarımızı kullandık. Uluslararası gücümüzü devreye soktuk. Ama bitirmedik. Bundan sonra da devam edeceğiz. Çünkü bu iş noktalanmadı. Bunun arkası var. Devam ediyoruz, devam edeceğiz. Ne yapılması gerekiyorsa uluslararası camiada bunları da yapmaya devam edeceğiz. Hak yerini buluncaya kadar bu devam edecek."

"Türkiye'nin sabrını test etmesinler"

Erdoğan, "Hiç kimse Türkiye'nin sabrını test etmeye kalkmasın. Hiç kimse Türkiye'yi ülkelerden bir ülke olarak görme yanılgısına düşmesin. Hiç kimse bu ülkeye bir kabile devleti muamelesi yapmaya kalkışmasın" dedi.

Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem.Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum. Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım. Çiğnerim çiğnenirim, Hak'kı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu" dizelerini okudu.

Başbakan Erdoğan, Kudüs'ün kaderinin İstanbul'un kaderinden, Gazze'nin kaderinin Ankara'nın kaderinden, Ramallah'ın, Refah'ın, Hanyunus'un, Beytüllahim'in kaderinin Konya'nın kaderinden ayrı olmadığını söyledi.

Meselelerinin Musevilerle İsrail halkıyla olmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Bizim meselemiz İsrail'in şu andaki zulmeden, devlet terör estiren yönetimiyle. Ortada devlet terörü var" dedi.

"Furkan'ı vahşice öldürdünüz"

İnsanlığın bu konudan ders almasını temenni eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: "Çünkü bu olay, İsrail ile Türkiye arasında olan bir olay değildir. Bu olay İsrail ile 32 ülke arasında cereyan eden bir olaydır. O gönüllülerin içinde 32 ülkeden insanlar vardı. İnsafsızca, alçakça yapıldı, Somali'de korsanlar bunu yapıyordu, şimdi bunlar yaptı. Başta ABD olmak üzere daimi üyelere de sesleniyorum, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Almanya hepsine sesleniyorum, eğer adilseniz adaletle yaklaşacaksınız. Uluslararası sularda bırakın sivil gemilere, askeri gemilere bile bu şekilde bulaşamazsın.

Ve şimdi bunlara saldırılmıştır, burada tabii biz Türkiye olarak ulusal ve uluslararası bazda diğer ülkelerle hep birlikte haklarımızı sonuna kadar arayacağız. Sonuna kadar bu işin mücadelesini vereceğiz. Her uluslararası toplantıda bunları dile getireceğiz. Gereği neyse bunu yapacağız. Antisemitizm insanlık suçudur, terör de insanlık suçudur. Bunu her yerde söyledim, söylüyorum ve söylemeye devam edeceğim. Ama antisemitizm istismarıyla terörle mücadele bahanesiyle artık insanlık suçu işleme, hukuku çiğneme, devlet terörü uygulama dönemi geride kalmıştır."

Savaşın bile hukuki kuralları olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: "Savaşta bile dokunulmayacak olanlar vardır. Allah aşkına beyaz bayrak asılı yardım gemilerine saldırdınız. 19 yaşındaki Furkan Doğan'ı vahşice öldürdünüz, şehit ettiniz, Furkan'ın elinde silah mı vardı, üzerinde bomba mı vardı? Alnında 'terörist' mi yazıyordu? Hangi hukuk sistemi, din, inanç, hangi kutsal kitap sizin bu korsanlığınıza, bu yargısız infazlarınıza, bu katliamlarınıza gerekçe olabilir. Uluslararası medyaları artık bunların korsanlıklarını örtemez hale geldi. Kanlı eylemlerine ortak ettikleri yazarları, çizerleri, yorumcuları, işbirlikçileri, artık bunların insanlık dışı, terör eylemlerini saklayamaz hale geldi. Ama bizde de onların ortakları ha onu da söyleyenler, biz de de var. İsrail'in bu saldırısını ve bu saldırıya karşı takınılan tavrı aynı şekilde ne yazık ki PKK'nın askerimize olan saldırısıyla Hamas'ın saldırısına, buna benzetenler var."

"Hamas'ı terör örgütü olarak kabul etmiyorum"

"Bir defa Hamas'la terör örgütü PKK'nın benzer hiç bir tarafı yoktur" diyen Erdoğan,şunları kaydetti: "PKK terör örgütünün üzerinden Türkiye Cumhuriyeti pasaportu çıkar. Bunlar bu ülkenin vatandaşı olarak bulunurlar. Dışarıdan bir saldırı değildir. Hamas, kendi topraklarını koruma mücadelesini veren direnişçilerdir, Filistinlidirler, Filistin'de seçim kazanmışlardır. Seçim kazandıkları halde hala İsrail cezaevlerinde yatmaktadırlar. Ben bunları Amerika'nın yetkililerine de söyledim.

Her yerde söyledim, 'Ben Hamas'ı terör örgütü olarak kabul etmiyorum, tanımıyorum' dedim. Bugün de böyle düşünüyorum. Düşüncem budur. Onlar topraklarını savunuyorlar. Seçim kazandılar ama onlara iktidarda kalma fırsatı bile vermediler. Hani demokrasi, ne oldu demokrasi, hani demokrasiyi savunanlar. Niye bunlara müsaade etmediniz, bırakın da bir demokratik mücadele versinler. Bak seçim kazandılar. Bir iktidar süreci tanıyın, ne yapacaklar bir görün. Ama dayanamadılar, tahammül edemediler, ekonomik yönden baskı uyguladılar, vergilerini kestiler, bu mudur adalet.

Ve bunu siz rahatlıkla PKK ile bir araya getiremezsiniz. Ey Türkiye'nin gazetelerinde yazan köşe yazarları... Şimdi benimle ilgili de bunları yazacaksınız biliyorum. Yazacaksınız ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü sizin de geçmişinizi biliyoruz. Bunların da cibilliyetlerini biliyoruz, ne yaptıklarını çok iyi biliriz. Biz dürüstün yanındayız, doğrunun yanındayız, adilin yanındayız ve bunların yanında olmaya devam edeceğiz.

Sevgili kardeşlerim, bakınız Akdeniz'de uluslararası sularda oluyor bu. Yardım malzemesi yüklü tamamen sivil yolcu, yardım gönüllüsü taşıyan gemilere hukuksuz bir saldırı, hiç bir bahaneyle bunlar izah edilemez. Hele hele dün hastanede ziyaret yaptım ve orada 19 tane yaralı kardeşimizi, vatandaşımızı gördüm. Değerli kardeşlerim eli silahsız olan bu kardeşlerimize ateşli silahlarla saldırmışlar. Plastik mermi de kullanmışlar, demir leblebi de kullanmışlar ve kurşun da kulanmışlar, hepsini gördüm. Ameliyattan çıkan o kardeşlerimizin halini gördüm. Yoğun bakımda olan kardeşlerimizin hallerini gördüm."

"Bir taşeron örgüt"

Başbakan Erdoğan, 30 yıldır kan döken terör örgütünün bir taşeron örgüt olduğunu çok açık net ortaya konduğunu vurgulayarak, bunun milletçe iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Erdoğan, şunları kaydetti: "Bunlar asla benim Kürt kökenli vatandaşlarımın temsilcisi değildir, olamaz. Bunu böyle biliniz. Bunların hak ve özgürlükler diye bir derdi yok, bunu böyle bilesiniz. Bu işin dertlisi biziz. Onun için Milli Birlik ve Kardeşlik Projesini devreye soktuk, yoğun bir şekilde bunun üzerinde çalışıyoruz. Milli birlik ve kardeşliğe bu ülkede demokratik sürece kimler karşı çıktı. Bakın CHP, bakın MHP, bakın BDP, bunlar karşı çıktı. Nasıl dayanışma içinde olduklarını anayasa değişikliğinde de gördük. Bir taraftan 'benim partim çok kapatıldı' diyeceksin. Ondan sonra partiler kapatılmasın veya partilerin kapatılmasını zorlaştıran madde gelince parlamentoya girmeyeceksin, dışarıda oturacaksın.

Bir başka grup da kendilerine güvenmiyor. Genel başkanı kendisine güvenmeyecek, 'oy kabinine de sakın hiçbiriniz girmeyeceksiniz' Niye? Güvenmiyor çünkü. Belki oy kabinine girerlerse oy kabininde farklı bir oy çıkabilir. Bunları yaşadık. Ne adına? Demokrasi adına. Böyle demokrasi olur mu Allah aşkına? Parti içi demokrasi böyle çalışır mı? Bunlar mı demokrasi olacak? Bunlar mı siyasi hayatın veya demokratik parlamenter sistemin vazgeçilmez unsurları olacak? Hayır."


CNN Türk