Başbakan'dan İsrail'e son uyarılar

Başbakan Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'nin çizdiği yol haritası kapsamında, İsrail'den, el koyduğu gemileri geri göndermesini ve tutukluları derhal serbest bırakmasını isted...



Başbakan Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'nin çizdiği yol haritası kapsamında, İsrail'den, el koyduğu gemileri geri göndermesini ve tutukluları derhal serbest bırakmasını istedi. Türkiye'nin BM, NATO, AB, İKT ve Arap Birliği nezdinde uluslararası hukukun bütün gereklerini yerine getirdiğini belirten Erdoğan, alınan kınama kararlarının arkasında durulması gerektiğini vurguladı. Bundan sonraki süreci ise İsrail'in tavrının belirleyeceğine dikkat çekti: "Sabrımızı test etmeye kalkmayın. Türkiye'nin dostluğu ne kadar kıymetliyse, düşmanlığı da o kadar şiddetlidir."

Başbakan Tayyip Erdoğan, Gazze'ye insanî yardım götüren gemilere saldıran İsrail'e yönelik sert mesajlar verdi. Meclis'ten dünyaya seslenen Erdoğan, sözlerine, "Bugün sadece aziz milletime değil, bütün insanlığa ve insanlığın vicdanına, aklına seslenmek istiyorum." diyerek başladı. Kanlı operasyonun cezasız kalamayacağının altını çizen Erdoğan'ın anında İngilizce ve Arapçaya çevrilen konuşması, El Cezire başta olmak üzere 25 dünya televizyonu tarafından da canlı yayınlandı.
Yapılan kanlı saldırıyı "Her türlü laneti hak etmiş bir katliam." olarak değerlendiren Erdoğan, uluslararası camiayı İsrail'e karşı 'yeter artık' demeye çağırdı. Türkiye'nin Musevilerle tarihî bir dostluk ve işbirliği içinde olduğunu hatırlatan Erdoğan, kanlı baskına sebep olan yöneticilerini de İsrail halkına şikâyet etti. Saldırgan tutum sergileyenlerin bu gücü bir yerlerden aldıklarına dikkat çeken Başbakan, İsrail'in artık bütün dünyanın sorunu haline geldiğini söyledi. Erdoğan, "Bu saldırı uluslararası hukuka, dünya barışına ve Birleşmiş Milletler'in temel felsefesine yapılmıştır. Bedeli ödenmelidir." dedi. Saldırıyı kınayan BM'ye seslenen Erdoğan, kararı almanın yeterli olmadığını, sonuna kadar arkasında durulması gerektiğini belirtti. Yaşananları milat olarak niteleyerek, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını vurguladı.
İsrail'in 'Yaralıları gönderelim' teklifini, 'Kendi yaralılarımızı alacak iradeye sahibiz.' diyerek reddettiklerini anlatan Erdoğan, Tel Aviv yönetimini bir kez daha uyardı: "Türkiye, yeniyetme, köksüz bir devlet değildir, bir kabile devleti hiç değildir. Kimse sabrımızı test etmeye kalkmamalıdır. Dostluğumuz ne kadar kıymetliyse, düşmanlığımız da o kadar şiddetlidir. Dostluğumuzu kaybetmek bile başlı başına büyük bir bedeldir."
AK Parti grup toplantısı, heyecanlı bir havada gerçekleşti. Bazı partililer Filistin poşusuyla gelirken, milletvekilleri Erdoğan'ın konuşmasını sık sık alkışlarla kesti, bazı bölümleri de ayakta alkışladı. Bülent Arınç ve bazı partililerin gözlerinin dolduğu görüldü. Bu arada AK Parti grup toplantısının yapıldığı eski Senato salonunda, ilk kez iki ayrı tercüme kabini kuruldu. Erdoğan'ın açıklamalarının aynı anda Arapça ve İngilizce tercümesi yapıldı. Yabancı basının da yoğun ilgi gösterdiği grup toplantısının bazı yabancı ajanslar ve televizyonlarca canlı verildiği bildirildi.
Başbakan Erdoğan ise konuşmasında İsrail'e, "Türkiye'nin dostluğu ne kadar kıymetliyse düşmanlığı da o kadar şiddetlidir." şeklinde mesajlar verdi. Konuşmanın önemli bölümleri şöyleydi:
BM'NİN KINAMA KARARI YETMEZ: Yapılan bu saldırı açıkça uluslararası hukuka yapılmıştır, insanlığın vicdanına yapılmış, dünya barışına yapılmıştır. Bu silahlı saldırının Birleşmiş Milletler'in temel felsefesine yapılmış bir saldırı olduğu açıktır. BM'nin kınama kararı yetmez, arkasında da durmalıdır. Yalan söylemeyi devlet politikası haline getiren ve işlediği suçtan yüzü kızarmayan bir yönetimden soruşturma beklemek yerine, uluslararası camia bu olayı tüm boyutlarıyla soruşturmalı ve hukuki karşılığını vermelidir. Uluslararası toplumun 'yeter artık' deme zamanı gelmiştir. Bugün yeni bir gündür. Bir milattır. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı aşikardır.
BİZ KENDİ YARALILARIMIZI KENDİMİZ ALIRIZ: İsrail yönetimi 'Yaralıları biz gönderelim' teklifinde bulundu ama, 'Biz, kendi yaralılarımızı alacak iradeye ve güce sahibiz' diyerek onların bu teklifini reddettik.
BU ALÇAKÇA PERVASIZLIK SAVAŞTA BİLE YAPILMAZ: Üzülerek söylemeliyim ki; yaşanan olaylar, insanlığın ortak medeniyeti ve kültürü açısından kara bir leke olmuştur. İnsani yardım gemilerine silahlarla saldırıda bulunmak, masum insanları katletmek, insanlık açısından büyük bir sukuttur, alçakça bir pervasızlıktır.
ZORBALARIN BİLE BELLİ AHLAK KURALLARI VARDIR: Zorbaların, haydutların, korsanların bile belli hassasiyetleri olur, belli ahlak kurallarına uyarlar. Hiçbir ahlak kuralına, hiçbir hassasiyete uymayana bu sıfatları yakıştırmak bile iltifat olur.
İsrail, 32 milletten gönüllünün bulunduğu bir gemiye saldırarak, adeta dünyaya meydan okumuştur. Dünya barışı çok büyük bir yara almıştır. İsrail hükümetinin bu cüretkar, bu sorumsuz, bu pervasız, bu hak-hukuk tanımayan, her türlü insani erdemi ayaklar altına alan saldırısı mutlaka ama mutlaka cezalandırılmalıdır.
İSRAİL, TÜRKİYE'Yİ BAŞKALARINA BENZETMESİN: Herkes bu hukuksuzluğa göz yumabilir, görmezden gelebilir, açık söylüyorum; altını çizerek söylüyorum; sinsice destekleyebilir ama İsrail, Türkiye'yi başkalarına benzetmek gibi bir hatanın içine düşmesin, böyle bir hata işlemeye kalkmasın, bedeli ağır olur.
BİR YERLERDEN GÜÇ ALIYORLAR: İsrail yönetiminin saldırgan tutumları, şüphesiz ki bir yerlerden aldığı güçten kaynaklanıyor. Ortadoğu'da barışın zeminini yok etmek gayreti içinde olan İsrail'i bu yaptıklarıyla baş başa bırakamayız. İsrail yönetimine 'her yaptığın senin yanına kârdır' diyemeyiz. Her şeyin bir bedeli var. Bu yönetim, bunun bedelini ödemek durumundadır.
İSRAİL HALKINA SESLENİŞ: Biz her zaman antisemitizme karşı olduk, Musevilere yapılan haksızlıklara karşı sesimizi yükselttik. Şimdi aynı duyarlı tavrı, aynı insani tavrı sergilemek, yaşanan bu zulme 'dur' demek sırası İsrail halkı olarak sizdedir. Hükümet ortaklarının her türlü hak ve hukuku çiğneyerek sergilediği şiddet politikaları, sizin huzur ve güvenliğinizi açıkça tehlikeye atmaktadır. Hükümetinizin saldırgan tavırları, İsrail devletini korsanlık yapan, haydutluk yapan bir konuma düşürmekte, ülkenizin uluslararası saygınlığını zedelemektedir. Bu duruma öncelikle siz 'dur' demelisiniz.
ARTIK YALANLARINIZDAN BIKTIK: Masum insanlara silahla saldırarak kan akıtmak, katliamda bulunmak ise açıkça devlet terörüdür. 'Bize ateş edildi...' Artık sizin bu yalanlarınızdan bıktık. Dürüst olun, dürüst... Daha önce de söyledim; öldürmeyi iyi bildiklerini yüzlerine söylediğimiz İsrailli yöneticiler cinayeti, katliamı ne ölçüde iyi bildiklerini bir kez daha dünyaya göstermişlerdir.
HERKES SUSSA DA BİZ SUSMAYACAĞIZ: Herkes sussa, herkes gözünü yumsa, herkes sırtını dönse bile, biz, Türkiye olarak, Filistin'e, Filistin halkına, Gazze'ye sırtımızı dönmeyecek, gözümüzü yummayacak, Gazze için haykırmaktan vazgeçmeyeceğiz.
İSKENDERUN SALDIRISI: Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü, huzur ve güvenliğini hedef alan bu saldırı, daha öncekiler gibi akim kalacak, amacına ulaşamayacaktır. Biz 'analar ağlamasın', 'akan kan dursun' diyerek demokratik açılım, 'Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni bir sürece soktuk, takvime bağladık. Türkiye ne zaman yükselişe geçse, ne zaman demokratik standartlarını yükseltmeye başlasa bir karanlık el devreye giriyor. Bundan kim kazanıyor, kim kaybediyor? Biz, anayasa değişikliği yapıyor, 'kararı aziz milletimiz versin' diye referanduma gidiyoruz, kirli oyunlar tezgaha sürülüyor, süreç sabote edilmeye çalışılıyor.


Zaman