İnsanoğlu 'Biyoçeşitliliği' Gözardı Ediyor
TEMA Vakfı Mersin İl Temsilcisi Şükrü Altınova, insanoğlunun doğaya verdiği zararlarla iklimin istikrarını bozarak karmaşık bir ekolojik güvenlik ağının iplerini de çözdüğünü, ancak yaşamı mümkün kılan şeyin biyoçeşitlilik olduğunun göz ardı edildiğini söyledi
TEMA Vakfı Mersin İl Temsilcisi Şükrü Altınova, insanoğlunun doğaya verdiği zararlarla iklimin istikrarını bozarak karmaşık bir ekolojik güvenlik ağının iplerini de çözdüğünü, ancak yaşamı mümkün kılan şeyin biyoçeşitlilik olduğunun göz ardı edildiğini söyledi.
Birleşmiş Milletler'in (BM) 2010 yılını uluslararası kamuoyunun dikkatini dünya üzerindeki yaşam dengesini oluşturan ekosistemlerin korunmasına çekmek amacıyla 'Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Yılı' ilan ettiğini hatırlatan Şükrü Altınova, bu nedenle Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü'nün büyük bir önem kazandığını vurguladı. Dünyanın hiç bu kadar tehdit altında olmadığını söyleyen Altınova, insan kaynaklı olduğu bilim adamlarınca da kanıtlanan küresel ısınma ve buna bağlı yaşanan iklim değişiklikleriyle
birlikte erozyon, çölleşme, kuraklık, seller, toprak kaymaları, biyoçeşitlilik kayıpları, ormansızlaşma, tarım alanlarının tahribi, artan nüfus ve kontrol edilemeyen tüketim arzusunun doğal varlıklar üzerinde yarattığı baskı gibi durumların insanoğlunu ve dünyayı yok olma noktasına her geçen gün daha da yaklaştırdığını kaydetti. Altınova, "Bu nedenle insanların başta gıda olmak üzere temel ihtiyaçlarını karşılamasında vazgeçilmez bir yeri olan gen kaynaklarının temeli biyolojik çeşitliliğin korunmasının
önemi, artık daha fazla biliniyor, önemseniyor. Türkiye, dünyanın çok az yerinde rastlanır bir ekosistem çeşitliliğine ve gıda ile tarım için önemli genetik çeşitliliğe sahip. Avrupa kıtasının tümünde bulunan bitki türlerinin sayısı yaklaşık 12 bin iken, sadece Türkiye'de saptanmış bitki türü sayısı 9 bindir. Bunun yaklaşık yüzde 33'ü, yani 3 bin civarındaki kısmı sadece ülkemize özgü endemik türlerdir. Bu rakam Avrupa'nın tümünde 2 bin 500'dür. Bu istisnai derecede yüksek endemiklik düzeyi, Türkiye'ye
bu türlerin, özellikle de dünyanın büyük bölümünün bağımlı olduğu tahılların türetildiği yabani türlerin korunması, tehlike altına girmemesi veya yok olmaması konusunda daha da büyük bir sorumluluk yüklemektedir" dedi.
10 bin yıllık tarım tarihinde ekime elverişli hale getirilen 7 bin bitki türünden bugün sadece 30 kadarının günlük gıda ihtiyacının karşılanması noktasında kullanıldığına dikkat çeken Şükrü Altınova, bu ölçeğin daha da daraltılması halinde dünyada tüketilen bitkisel kaynaklı gıdaların yüzde 90'ının, sadece 15 kültür bitkisi türünden sağlandığının gözler önüne serileceğini kaydetti. Buğday, pirinç ve mısırın dünya tahıl üretiminin 3'te 2'lik bir bölümünü oluşturduğunu dile getiren Altınova, dünyada
tüketilen hayvansal kaynaklı gıdaların yüzde 90'ınından fazlasının da sadece sığır, domuz, koyun ve tavuk gibi toplam 9 evcil hayvan türünden geldiğini söyledi. Altınova, "Dünya üzerindeki türler, insanlığın yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanmasının ana unsurudur ama bu türler insan olmadan da yaşamlarını devam ettirebilirler. İnsan doğaya verdiği zararla iklimin istikrarını bozarak, karmaşık bir ekolojik güvenlik ağının iplerini çözmektedir ama yaşamı mümkün kılan şeyin biyoçeşitlilik olduğu göz ardı
edilmektedir. Orman, sulak alan, mera, sulak alan, bozkır, makilikler gibi ekosistemlerin insan tarafından tahrip edilmesi çok büyük ekolojik ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır" diye konuştu.
BM tarafından da desteklenen bir rapora göre ormansızlaşma ve toprağın verimsizleşmesine yol açan faaliyetlerin yılda 2 ila 4.5 trilyon dolar tutarında ekonomik kayba yol açtığını vurgulayan Altınova, aynı raporda koruma altına alınması gereken bölgelere yılda yapılacak 45 milyar dolar yatırımın 5 trilyon doları olarak geri döneceği belirtilirken, son ekonomik krizin sonuçlarına bakıldığındaysa bu miktarın yüksek olmadığı dile getirildiğini vurguladı. Altınova, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yaşamın kaynağı olan toprak, su ve hava ekosistemler tarafından temizlenmekte, iklim ekosistemler tarafından dengede tutulmakta, toprağın verimliliği ve polenleme yine ekosistemler sayesinde sürekli kılmaktadır. TEMA Vakfı olarak bu hazineyi koruyup gelecek nesillere aktarmayı başaramazsak kendi sonumuzu hazırlamaya devam edeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyoruz."
(SNK-CC-Y)
Birleşmiş Milletler'in (BM) 2010 yılını uluslararası kamuoyunun dikkatini dünya üzerindeki yaşam dengesini oluşturan ekosistemlerin korunmasına çekmek amacıyla 'Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Yılı' ilan ettiğini hatırlatan Şükrü Altınova, bu nedenle Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü'nün büyük bir önem kazandığını vurguladı. Dünyanın hiç bu kadar tehdit altında olmadığını söyleyen Altınova, insan kaynaklı olduğu bilim adamlarınca da kanıtlanan küresel ısınma ve buna bağlı yaşanan iklim değişiklikleriyle
birlikte erozyon, çölleşme, kuraklık, seller, toprak kaymaları, biyoçeşitlilik kayıpları, ormansızlaşma, tarım alanlarının tahribi, artan nüfus ve kontrol edilemeyen tüketim arzusunun doğal varlıklar üzerinde yarattığı baskı gibi durumların insanoğlunu ve dünyayı yok olma noktasına her geçen gün daha da yaklaştırdığını kaydetti. Altınova, "Bu nedenle insanların başta gıda olmak üzere temel ihtiyaçlarını karşılamasında vazgeçilmez bir yeri olan gen kaynaklarının temeli biyolojik çeşitliliğin korunmasının
önemi, artık daha fazla biliniyor, önemseniyor. Türkiye, dünyanın çok az yerinde rastlanır bir ekosistem çeşitliliğine ve gıda ile tarım için önemli genetik çeşitliliğe sahip. Avrupa kıtasının tümünde bulunan bitki türlerinin sayısı yaklaşık 12 bin iken, sadece Türkiye'de saptanmış bitki türü sayısı 9 bindir. Bunun yaklaşık yüzde 33'ü, yani 3 bin civarındaki kısmı sadece ülkemize özgü endemik türlerdir. Bu rakam Avrupa'nın tümünde 2 bin 500'dür. Bu istisnai derecede yüksek endemiklik düzeyi, Türkiye'ye
bu türlerin, özellikle de dünyanın büyük bölümünün bağımlı olduğu tahılların türetildiği yabani türlerin korunması, tehlike altına girmemesi veya yok olmaması konusunda daha da büyük bir sorumluluk yüklemektedir" dedi.
10 bin yıllık tarım tarihinde ekime elverişli hale getirilen 7 bin bitki türünden bugün sadece 30 kadarının günlük gıda ihtiyacının karşılanması noktasında kullanıldığına dikkat çeken Şükrü Altınova, bu ölçeğin daha da daraltılması halinde dünyada tüketilen bitkisel kaynaklı gıdaların yüzde 90'ının, sadece 15 kültür bitkisi türünden sağlandığının gözler önüne serileceğini kaydetti. Buğday, pirinç ve mısırın dünya tahıl üretiminin 3'te 2'lik bir bölümünü oluşturduğunu dile getiren Altınova, dünyada
tüketilen hayvansal kaynaklı gıdaların yüzde 90'ınından fazlasının da sadece sığır, domuz, koyun ve tavuk gibi toplam 9 evcil hayvan türünden geldiğini söyledi. Altınova, "Dünya üzerindeki türler, insanlığın yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanmasının ana unsurudur ama bu türler insan olmadan da yaşamlarını devam ettirebilirler. İnsan doğaya verdiği zararla iklimin istikrarını bozarak, karmaşık bir ekolojik güvenlik ağının iplerini çözmektedir ama yaşamı mümkün kılan şeyin biyoçeşitlilik olduğu göz ardı
edilmektedir. Orman, sulak alan, mera, sulak alan, bozkır, makilikler gibi ekosistemlerin insan tarafından tahrip edilmesi çok büyük ekolojik ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır" diye konuştu.
BM tarafından da desteklenen bir rapora göre ormansızlaşma ve toprağın verimsizleşmesine yol açan faaliyetlerin yılda 2 ila 4.5 trilyon dolar tutarında ekonomik kayba yol açtığını vurgulayan Altınova, aynı raporda koruma altına alınması gereken bölgelere yılda yapılacak 45 milyar dolar yatırımın 5 trilyon doları olarak geri döneceği belirtilirken, son ekonomik krizin sonuçlarına bakıldığındaysa bu miktarın yüksek olmadığı dile getirildiğini vurguladı. Altınova, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yaşamın kaynağı olan toprak, su ve hava ekosistemler tarafından temizlenmekte, iklim ekosistemler tarafından dengede tutulmakta, toprağın verimliliği ve polenleme yine ekosistemler sayesinde sürekli kılmaktadır. TEMA Vakfı olarak bu hazineyi koruyup gelecek nesillere aktarmayı başaramazsak kendi sonumuzu hazırlamaya devam edeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyoruz."
(SNK-CC-Y)
