Medya Aile İçerisinde Paylaşımı Azaltıyor
Doç
Doç. Dr. Nilüfer Pembecioğlu, medyanın en kötü ve sorunlu etkilerinin insanları yalnız olarak televizyon izlerken yakaladığını, bireylerin ayrı odalarda televizyon izlemesinin aile içinde paylaşımı azalttığını kaydetti.
Gaziosmanpaşa Üniversitesi ve Tokat Gazeteciler Cemiyeti İşbirliğine "Medya ve Gençlik" konulu konferans verildi. Konferansa konuşmacı olarak katılan İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nilüfer Pembecioğlu, medyanın insanlar üzerindeki etkisi ve aile içi iletişimde yaşanan aksaklıklara değindi. Medyanın en kötü ve sorunlu etkilerinin insanları yalnız olarak televizyon izlerken yakaladığını ileri süren Pembecioğlu, bir evde aile ile birlikte
televizyon izleniyorsa fazla korkulacak bir şey olmadığını kaydetti. Pembecioğlu, bilgi toplumuna doğru giderken, ailemizde, okulumuzda, çevremizde, ülkemizde ve uluslararası anlamda çok fazla değişiklik olduğunu ifade ederek, "Bunlardan birisi bizim için temel olanı da ailenin parçalanması neredeyse. Üstelik medya tarafından. Kaç kişi ailesi ile televizyon izliyor? Ailesi ile televizyon izleyen varsa o zaman korkulacak bir şey yok. Çünkü medyanın en kötü ve sorunlu etkileri bizi yalnız izlerken yakalıyor.
Tek başınayken, örneğin anne mutfakta bulaşık yıkarken, yemek pişirirken bir taraftan radyo dinliyor, televizyondaki bir diziyi izliyor. Baba salonda oturmuş gazetesine bakarken bir başka kanalı izliyor. Çocuklar da kendi odalarında kendi televizyonlarının ya da bilgisayarının başında. O zaman sormak gerekiyor! Aile nerede? Paylaşım nerede? Eğer paylaşarak izliyorsak ne mutlu. Çünkü o zaman bir uzlaşı yöntemi buluyoruz. Hangi programı, diziyi seyredeceğimizi konuşuyoruz, uzlaşıyoruz. Ya da otoriter bir baba
kumandayı eline alıp kimseye vermiyor. Yani biz aslında savaş alanındayız. Bu savaş alanında sürekli güncel kalmamız gerekiyor. Güncel kalabilmek için de başkalarını dinlememiz gerekiyor. Onlar şu diziyi izliyorlar, öyleyse bende izlemeliyim gibi bir bakış açısı ile gençlik, çocuklar, aileler ve toplum sürekli medyaya yönleniyor. Oysa sormak gerekiyor. Ben nerdeyim, neye benziyorum, nasıl olmalıyım, diye" şeklinde konuştu.
Gaziosmanpaşa Üniversitesi ve Tokat Gazeteciler Cemiyeti İşbirliğine "Medya ve Gençlik" konulu konferans verildi. Konferansa konuşmacı olarak katılan İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nilüfer Pembecioğlu, medyanın insanlar üzerindeki etkisi ve aile içi iletişimde yaşanan aksaklıklara değindi. Medyanın en kötü ve sorunlu etkilerinin insanları yalnız olarak televizyon izlerken yakaladığını ileri süren Pembecioğlu, bir evde aile ile birlikte
televizyon izleniyorsa fazla korkulacak bir şey olmadığını kaydetti. Pembecioğlu, bilgi toplumuna doğru giderken, ailemizde, okulumuzda, çevremizde, ülkemizde ve uluslararası anlamda çok fazla değişiklik olduğunu ifade ederek, "Bunlardan birisi bizim için temel olanı da ailenin parçalanması neredeyse. Üstelik medya tarafından. Kaç kişi ailesi ile televizyon izliyor? Ailesi ile televizyon izleyen varsa o zaman korkulacak bir şey yok. Çünkü medyanın en kötü ve sorunlu etkileri bizi yalnız izlerken yakalıyor.
Tek başınayken, örneğin anne mutfakta bulaşık yıkarken, yemek pişirirken bir taraftan radyo dinliyor, televizyondaki bir diziyi izliyor. Baba salonda oturmuş gazetesine bakarken bir başka kanalı izliyor. Çocuklar da kendi odalarında kendi televizyonlarının ya da bilgisayarının başında. O zaman sormak gerekiyor! Aile nerede? Paylaşım nerede? Eğer paylaşarak izliyorsak ne mutlu. Çünkü o zaman bir uzlaşı yöntemi buluyoruz. Hangi programı, diziyi seyredeceğimizi konuşuyoruz, uzlaşıyoruz. Ya da otoriter bir baba
kumandayı eline alıp kimseye vermiyor. Yani biz aslında savaş alanındayız. Bu savaş alanında sürekli güncel kalmamız gerekiyor. Güncel kalabilmek için de başkalarını dinlememiz gerekiyor. Onlar şu diziyi izliyorlar, öyleyse bende izlemeliyim gibi bir bakış açısı ile gençlik, çocuklar, aileler ve toplum sürekli medyaya yönleniyor. Oysa sormak gerekiyor. Ben nerdeyim, neye benziyorum, nasıl olmalıyım, diye" şeklinde konuştu.
