Meclis Genel Kurulu'nda Gensoru Görüşmeleri
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, gensoru müessesesinin istismar edilmemesi gerektiğini belirterek, geçmişte çalı fasulyesiyle ilgili gensoru önergesi bile verildiğini hatırlattı
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, gensoru müessesesinin istismar edilmemesi gerektiğini belirterek, geçmişte çalı fasulyesiyle ilgili gensoru önergesi bile verildiğini hatırlattı. Çiçek, "Getirilen gensoru konusunun ciddi olması lazım. Mesnetsiz olmaması lazım. Aksi halde bu gensoru müessesesi bir karalama kampanyasına dönüşür" dedi.
Meclis Genel Kurulu'nda, CHP'nin Başbakan Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde hükümet adına konuşan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, bilgi edinme ve denetim yollarından en önemlisinin gensoru olduğuna işaret etti. Gensorunun bir bilgi edinme ve denetim mekanizması olduğuna işaret eden Çiçek, buradan amacın doğru bilgi edinmek olduğunu söyledi. Geçmişte gensoru müessesesinin çok kötü kullanıldığının tutanaklardan anlaşıldığını
dile getiren Çiçek, şöyle konuştu:
"1982 Anayasası'nın gensoruyu düzenleyen maddeleri müzakere edilirken, geçmişte çalı fasulyesiyle ilgili gensoru önergesi verildiği de orada dikkate getiriliyor. Bu müessesenin kötüye kullanılmaması, istismar edilmemesi, o günkü Danışma Meclisi üyesi sayın Ayanoğlu tarafından ifade ediliyor. Bu müesseseyi çok iyi kullanırsak, toplumsal ahlakın korunmasında, devlet icraatlarının denetlenmesinde, kamu adına yetki kullananların bu yetkileri hak, hukuk ve yasalar çerçevesinde kullanmasında etkin bir rol
oynayacaktır. Onun için buraya getirilecek gensoru konusu, genel suçlama konusu olmamalıdır. Onu yapacak yeteri kadar imkan da var, fırsat da var, mekan da var. Bu kürsü bir suçlama kürsüsü olmamalıdır. Çünkü suçlamayı ancak ve ancak hukukumuza göre cumhuriyet savcıları yapar. Biz suçlama makamı değiliz. Gerçekleri ortaya çıkarmak üzere bu kürsüde görev yaparsak daha doğru bir iş yapacağımız kanaatini taşıyorum. Onun için getirilen gensoru konusunun hukuki dayanaklarının çok sağlam olması lazım. Ciddi olması
lazım. Mesnetsiz olmaması lazım ve çok açık, herkes tarafından anlaşılabilir tarzda bir kısım delillere dayalı olarak bunların buraya getirilmesi gerekir. Aksi halde bu gensoru müessesesi bir karalama kampanyasına dönüşür. Geçmişte bunu çok yaptık bu kürsülerden. Bunun siyasete de, Parlamento'ya da bir faydası olmadı. Bu karalama kampanyası içinde de hiçbir gerçek ortaya çıkarılmadı."
Rüşvet gibi hem bir ahlaksızlık, hem de yüz kızartıcı bir suç konusunun ima edilerek insanların zan altında bırakılacağı bir konu olamayacağını vurgulayan Çiçek, rüşvet gibi bir konunun üzerine gitmek için çok somut delillerin olması gerektiğini ifade etti. Aksi taktirde Türkiye'de devletin çalıştırılamayacağını ifade eden Çiçek, "Bu zannın altından bu devlet kalkamaz, kamu görevlileri kalkamaz" dedi.
CHP'nin rüşvet iddialarını yargıya taşıması gerektiğini belirten Çiçek, "Tiuk iddiasının arkasındaysa, kim o iddianın doğru olduğuna inanıyorsa götürecek, bunu savcılığa verecek. Ama aslı çıkmazsa o zaman iftira suçuyla karşı karşıya kalır. Öyle iddialar oluyor ki çoluğumuz çocuğumuz, 7 neslimiz, geçmiş gelecek, bir karalamanın kurbanı oluyor. Öyle olacağına herkes elinde ne bilgi, ne belge varsa yargıya götürsün" diye konuştu.
Meclis Genel Kurulu'nda, CHP'nin Başbakan Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde hükümet adına konuşan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, bilgi edinme ve denetim yollarından en önemlisinin gensoru olduğuna işaret etti. Gensorunun bir bilgi edinme ve denetim mekanizması olduğuna işaret eden Çiçek, buradan amacın doğru bilgi edinmek olduğunu söyledi. Geçmişte gensoru müessesesinin çok kötü kullanıldığının tutanaklardan anlaşıldığını
dile getiren Çiçek, şöyle konuştu:
"1982 Anayasası'nın gensoruyu düzenleyen maddeleri müzakere edilirken, geçmişte çalı fasulyesiyle ilgili gensoru önergesi verildiği de orada dikkate getiriliyor. Bu müessesenin kötüye kullanılmaması, istismar edilmemesi, o günkü Danışma Meclisi üyesi sayın Ayanoğlu tarafından ifade ediliyor. Bu müesseseyi çok iyi kullanırsak, toplumsal ahlakın korunmasında, devlet icraatlarının denetlenmesinde, kamu adına yetki kullananların bu yetkileri hak, hukuk ve yasalar çerçevesinde kullanmasında etkin bir rol
oynayacaktır. Onun için buraya getirilecek gensoru konusu, genel suçlama konusu olmamalıdır. Onu yapacak yeteri kadar imkan da var, fırsat da var, mekan da var. Bu kürsü bir suçlama kürsüsü olmamalıdır. Çünkü suçlamayı ancak ve ancak hukukumuza göre cumhuriyet savcıları yapar. Biz suçlama makamı değiliz. Gerçekleri ortaya çıkarmak üzere bu kürsüde görev yaparsak daha doğru bir iş yapacağımız kanaatini taşıyorum. Onun için getirilen gensoru konusunun hukuki dayanaklarının çok sağlam olması lazım. Ciddi olması
lazım. Mesnetsiz olmaması lazım ve çok açık, herkes tarafından anlaşılabilir tarzda bir kısım delillere dayalı olarak bunların buraya getirilmesi gerekir. Aksi halde bu gensoru müessesesi bir karalama kampanyasına dönüşür. Geçmişte bunu çok yaptık bu kürsülerden. Bunun siyasete de, Parlamento'ya da bir faydası olmadı. Bu karalama kampanyası içinde de hiçbir gerçek ortaya çıkarılmadı."
Rüşvet gibi hem bir ahlaksızlık, hem de yüz kızartıcı bir suç konusunun ima edilerek insanların zan altında bırakılacağı bir konu olamayacağını vurgulayan Çiçek, rüşvet gibi bir konunun üzerine gitmek için çok somut delillerin olması gerektiğini ifade etti. Aksi taktirde Türkiye'de devletin çalıştırılamayacağını ifade eden Çiçek, "Bu zannın altından bu devlet kalkamaz, kamu görevlileri kalkamaz" dedi.
CHP'nin rüşvet iddialarını yargıya taşıması gerektiğini belirten Çiçek, "Tiuk iddiasının arkasındaysa, kim o iddianın doğru olduğuna inanıyorsa götürecek, bunu savcılığa verecek. Ama aslı çıkmazsa o zaman iftira suçuyla karşı karşıya kalır. Öyle iddialar oluyor ki çoluğumuz çocuğumuz, 7 neslimiz, geçmiş gelecek, bir karalamanın kurbanı oluyor. Öyle olacağına herkes elinde ne bilgi, ne belge varsa yargıya götürsün" diye konuştu.
