Kıbrıs'ta yeşil çevre protestosu
Kıbrıs'ta Büyükkonuk'tan geçecek anayol için birçok ağacın kesileceğini hatırlatan Sürdürülebilir Çevre Platformu, bu ağaçların kesilmesine izin vermeyeceklerini açıkladı.
Sürdürülebilir Çevre Platformu, kuzey sahil yolunun bir kolunun “Eko-Köy” olan Büyükkonuk içinden geçeceğini ve burada bulunan birçok ağacın yok edileceğini savunarak, bunun “yanlış” olduğunu ve “yanlıştan” dönülmesi gerektiğini kaydetti.
Platform, söz konusu yolun geçeceği bölgede bulunan ağaçların canlı olarak başka bir yere taşınması için verilecek her türlü göreve hazır olduğunu belirterek, bu ağaçları korumak için gerekirse platform üyelerinin kendilerini ağaçlara zincirleyeceğini bildirdi.
Sürdürülebilir Çevre Platformu’nu oluşturan örgütlerin temsilcileri, dün Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nde basın toplantısı düzenledi.
“Çevreye karşı daha duyarlı olun”
Basın toplantısında platform adına hazırlanan ortak metni okuyan Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir’in ardından diğer örgütlerin temsilcileri de tek tek söz alarak, ülkedeki çevre kirliliğine dikkat çekti ve vatandaşlarla yetkililerin çevreye karşı daha duyarlı olmasını istedi.
Platform üyesi örgütlerin temsilcileri, çevrenin ve ağaçların korunmasının gelecek için önemli olduğunu, bu yüzden ağaçların kesilmesinin değil, yeni fidanlar dikilmesinin gerektiğine vurgu yaparak, çevre örgütleri olarak ülkedeki çevre sorunlarını kararlılıkla ortaya koyacaklarını ve yetkililer ile vatandaşların bu konulara duyarlılığını artıracaklarını kaydetti.
Çevreye verilen zararın geleceğe verilen zarar olduğuna vurgu yapan örgütlerin temsilcileri, doğaya müdahale yerine doğayla yaşamaya alışılması gerektiğini dile getirdi.
Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, çevrenin artık layık olduğu değeri görmesi gerektiğine işaret ederek, “Yapılan yanlışlarla güzelim ülkemiz hiç hak etmediği biçimde geri kalmış ülke durumuna düşürüldü... Yurdumuzun daha fazla ağaç katliamına tahammülü yoktur, bu kıyım durdurulmalıdır” dedi.
Sahir, her geçen gün biraz daha yaralar alan ve yok olan doğal çevrenin bir daha geri gelmemek üzere yitirildiğini ifade ederek, ortaya duyarlı, bilinçli, kararlı, etkili, akılcı ve çağdaş bir politik iradenin konulamadığını ve plansızlığın hem ülke insanına, hem doğaya, hem de doğal yaşama ızdırap vermeye devam ettiğini savundu.
Platform, söz konusu yolun geçeceği bölgede bulunan ağaçların canlı olarak başka bir yere taşınması için verilecek her türlü göreve hazır olduğunu belirterek, bu ağaçları korumak için gerekirse platform üyelerinin kendilerini ağaçlara zincirleyeceğini bildirdi.
Sürdürülebilir Çevre Platformu’nu oluşturan örgütlerin temsilcileri, dün Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nde basın toplantısı düzenledi.
“Çevreye karşı daha duyarlı olun”
Basın toplantısında platform adına hazırlanan ortak metni okuyan Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir’in ardından diğer örgütlerin temsilcileri de tek tek söz alarak, ülkedeki çevre kirliliğine dikkat çekti ve vatandaşlarla yetkililerin çevreye karşı daha duyarlı olmasını istedi.
Platform üyesi örgütlerin temsilcileri, çevrenin ve ağaçların korunmasının gelecek için önemli olduğunu, bu yüzden ağaçların kesilmesinin değil, yeni fidanlar dikilmesinin gerektiğine vurgu yaparak, çevre örgütleri olarak ülkedeki çevre sorunlarını kararlılıkla ortaya koyacaklarını ve yetkililer ile vatandaşların bu konulara duyarlılığını artıracaklarını kaydetti.
Çevreye verilen zararın geleceğe verilen zarar olduğuna vurgu yapan örgütlerin temsilcileri, doğaya müdahale yerine doğayla yaşamaya alışılması gerektiğini dile getirdi.
Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, çevrenin artık layık olduğu değeri görmesi gerektiğine işaret ederek, “Yapılan yanlışlarla güzelim ülkemiz hiç hak etmediği biçimde geri kalmış ülke durumuna düşürüldü... Yurdumuzun daha fazla ağaç katliamına tahammülü yoktur, bu kıyım durdurulmalıdır” dedi.
Sahir, her geçen gün biraz daha yaralar alan ve yok olan doğal çevrenin bir daha geri gelmemek üzere yitirildiğini ifade ederek, ortaya duyarlı, bilinçli, kararlı, etkili, akılcı ve çağdaş bir politik iradenin konulamadığını ve plansızlığın hem ülke insanına, hem doğaya, hem de doğal yaşama ızdırap vermeye devam ettiğini savundu.
