Çocuk, Aile Ve Okul İlişkileri
Çevre ve Tüketici Hakları Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, geçmişte sabıkası bulunan kişilerin eğitim kurumlarında görev yapmasını doğru bulmadıklarını ifade ederek, başta okul kantini ve öğrenci servisleri olmak üzere eğitim kurumlarındaki denetimlerin sıklaştırılmasını istedi.

Dernek tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Mersin'de 'İşte Benim Ailem' adlı bir seminer gerçekleştirildi. Mersin'in yanı sıra Adana, İzmir, Antalya, Tunceli, Edirne, Afyonkarahisar, Mardin, Kahramanmaraş, Kocaeli ve Eskişehir gibi illerden de katılımın sağlandığı etkinlikte konuşan ÇETKODER Genel Başkanı Mustafa Göktaş, aile bağlarının oldukça önemli olduğuna dikkat çekerek, bugün örf ve adetlerle çelişen uygulamaların, toplumsal bir kirlenmeye neden olduğunu öne sürdü. Göktaş, eğitimin temelinin
aile olduğunun altını çizerek, bu nedenle aileye bağlarının polisiye tedbirlerle ayakta tutulamayacağının farkına varılması gerektiğini kaydetti.
"OKULLA HİÇBİR ALAKASI BULUNMAYAN KİŞİLER OKUL ÖNÜNDEN UZAKLAŞTIRILMALI"
Hızla gelişen teknolojiye bağlı olarak insanların yaşam biçiminin de değiştiğini ifade eden Göktaş, "Artık çocuklarımızı sadece okula göndermekle iş bitmiyor. Ona cep telefonu alma ve yaşamını kolaylaştırmak için sunduğumuz nimetler işi çözmüyor. Onları takip etmek, onların yaşamının her alanında bulunmak, okula giriş ve çıkış saatlerinde yanlarında olmak, derse geç kalmış mı, girmiş mi girmemiş mi, derslerini asıyor mu, okulunu asıyor mu, sürekli takip etmek zorundayız" dedi.
Bu noktada okul yönetiminin de ailelere yardımcı olması gerektiğini vurgulayan Göktaş, okul önlerinde ne olduğu belli olmayan ve okulla hiçbir alakası bulunmayan kişilerin de söz konusu eğitim kurumlarının önünden uzaklaştırılması gerektiğini dile getirdi.
Anne ve babalara da çağrıda bulunan Göktaş, çocuklarıyla yakından ilgilenip onların eğitimlerini de belirli aralıklarda denetleyip, öğretmenleriyle de sık sık görüşmeleri tavsiyesinde bulundu. Mustafa Göktaş, "Çocuklar derse 2 saat girip 3. saat kaybolmamalı. Bunun için idare ve aileler el ele vermeli, çocuklar sürekli takip altında tutulmalı. Sınıf yoklaması her derste yapılmalı. O derste olmayanı öğretmen, hemen okul idaresine bildirmeli, idareyse bu bilgiyi aileye ulaştırmalı. Bu ağ, mutlaka
kurulmalı. Çünkü uyuşturucu ve madde bağımlılığı ilkokullara kadar düştü" diye konuştu.
'DENETİMLİ SERBESTLİK UYGULAMASI'NA TEPKİ
Aile ile bağları kopuk olan ve okula gereken ilgiyi göstermeyen çocukların, aynı zamanda da terör örgütlerinin de hedefinde yer aldığına dikkat çeken Göktaş, konuşmasını da şöyle sürdürdü:
"O çocukların kanına giriyorlar. Uyuşturucu denen illeti önce bedava verip çocukları alıştırıyor, ardından da onları soyuyorlar. Ve çocukların geleceğiyle oynuyorlar. Aman. Çocuklarınızı çok sıkı takip ve kontrol edin. Onları asla kendi hallerine bırakmayın. Sık sık çantasını, kitabını, defterini, kıyafetlerini, eşyalarını kontrol edin. Eğer jilatin, folya, çubuk, küçük şeffaf pet boru gibi şeyler gördüyseniz takibe alın, araştırın, sürekli denetleyin. Okula gidiş saatinden önce çocuğu bırakmayın.
Mümkünse kendiniz götürün. 'Nasılsa servis alıp servis getiriyor' demeyin. Çocuklar da sizden bizden uyanık. Servis zamanı ortaya çıkıyorlar, diğer zamanda okuldan kaçıyorlar. Neticede çocuk olduklarını unutmayın. Onlar bizim geleceğimiz."
Okul kantinlerinde daha önce sabıkası olan kişilerin çalıştığının ortaya çıktığını hatırlatan Göktaş, bu durumun da asla kabul edilemeyeceğini ve her ne şekilde olursa olsun, sabıkası olan bir kişinin eğitim kurumlarında görev yapmasını da doğru bulmadıklarını söyledi. Göktaş, bu noktada başta okul kantini ve öğrenci servisleri olmak üzere çok sıkı bir denetim mekanizmasının işler kılınması gerektiğini ifade ederek, 'denetimli serbestlik uygulaması'na da sert tepki gösterdi. Kişinin mahkemece suçlu bulunmasına karşın, 'denetimli serbestlik' adı altında serbest bırakıldığını anlatan Göktaş, bu tür kişilerin de eğitim kurumlarında çalıştığını ve bu durumun da geleceğin güvencesi olan çocuklar açısından da oldukça riskli olduğunu dile getirdi.
"ÇOCUKLAR İÇİN BİNLERCE TUZAK KURULU"
Anne ve babaların, çocuklarının ders çalışmak için arkadaşında kalmasına izin vermemesi gerektiğini savunan Göktaş, "Ders çalışacaksa otursun evinde çalışsın. Bakın arkadaş seçimi insanı kötü yola sevk edebilir. 'Arkadaşıma gidiyorum' diyor ve siz takip etmiyorsanız yandınız. O da yandı. Ama o bu işin farkında değil. Sorumlu sizsiniz unutmayın. Bakın kötülük, fenalık, ahlaksızlık, şer işlerin tamamı kol geziyor. Resmen örgüt olmuşlar, örgütlü çalışıyorlar. Çocuklar için binlerce tuzak kurulu. Çocuklar
arkadaşlarıyla anlaşıyorlar birbirlerinin annesi babası oluyorlar. Sonra hiç umulmadık yerde polise yakalanıyorlar. 'İsterseniz annemi babamı arayın haberi var' diye de utanmadan numara çekiyorlar. Polis gencin verdiği numarayı arayıp konuşuyor, karşısındaki arkadaşı. Yani okuldan arkadaşı. Polis yutmuyor. Ama ya yutarsa? Ne olacak" diye sordu.
Bugün çocuklar için en önemli tehdidin uyuşturucu ve madde bağımlılığı olduğuna işaret eden Göktaş, madde ve madde bağımlılığıyla mücadelenin de sadece kolluk kuvvetlerine bırakılmasının doğru olmadığını, başta aileler olmak üzere herkesin sorumluluk üstlenmesi ve elini taşın altına koyması gerektiğini ifade etti. Göktaş, "Ortak çalışmalı ve ortak hareket etmeliyiz. Suç ve suç örgütlerine karşı mücadeleyi birlikte sürdürmeliyiz" dedi.
