Deri Sektörü Mercek Altına Alındı

Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) Gaziantep'teki ayakkabı sektörünü mercek altına aldı.

Deri Sektörü Mercek Altına Alındı
MPM Güneydoğu Anadolu Bölge Müdürü Mustafa Balaban, deri sektörünün, 1970'lerden beri Türk ekonomisinde giderek artan önemde bir rol oynadığını belirtti. Deri ve deri ürünleri sektörünün birçok disiplini alt sektör olarak kapsadığını ve bu sektörlerin içsel uyumuyla birlikte uzun yıllar boyunca ülke ihracatında sürükleyici bir rol oynadığını kaydeden Balaban, "Sektör, tarihimizin en eski ve yerleşik sektörlerinden biri olma özelliğini korumaktadır" dedi.

Sektörde kayıt dışı üretim, Çin'den ithal edilen ucuz ve kalitesiz ürünlerin yarattığı haksız rekabetin başlıca sorunlar olarak ortaya çıktığını ifade eden Balaban, şunları söyledi: "Bunun yanında çalışma ve vergi müfettişlerinin kayıt altında çalışan işletmelerimize uyguladığı denetim ve cezalar sanayicilerimizi bezdirmektedir. Ayrıca ağır vergiler, enerji, istihdam gibi girdilerin getirdiği yükler nedeniyle bazı hazır giyim firmalarının yurt dışında fason üretim yaptırmaları yerli konfeksiyon yan sanayicilerinin kapasitelerinde azalmalara neden olmaktadır. Yeni yatırımlara bölgedeki yatırımlar ve genel arz durumu gibi konular dikkate alınarak kontrollü izin verilmesi, gerek Ar-Ge yatırımlarında, gerek AB yolunda teknoloji ve iyileştirme yatırımlarında kullanılmak üzere, hazır giyim ihracatının mesela yüzde 10'u oranında bir miktarın Eximbank kaynaklarına aktarılması ve bu fonun sektör mensuplarımıza uzun vadeli kullandırılması yararlı sonuçlar verecektir. Aksi takdirde, yabancı sermayeyi davet ederken yerli sanayinin kaçması önlenemeyecektir."

Balaban, sektörün dünya piyasası ile daha iyi entegre olabilmesi için fuar, marka teşviklerinin artırılması ve yurt dışında pazarlama ofisleri, mağazalar açmak üzere bir araya gelecek firmaları destekleyici cazip finansal kaynakların kati suretle oluşturulmasının şart olduğuna dikkati çekerek, "Bu konudaki gecikme pazarların kısa sürede rakip (Çin, Hindistan gibi) ülkelere kaymasına neden olacaktır" uyarısında bulundu.
21. yüzyılın getirdiği çok hızlı ve global ticaret ve rekabet koşullarına deri sektörünün ayak uydurarak varlığını sürdürebilmesi için bilgi ve teknolojiye dayalı bilimsel altyapı oluşturması gerektiğini dile getiren Balaban, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Bu altyapının ciddi bir birikimi olmalı, sınai Ar-Ge çalışmalarına temel teşkil etmelidir. Mevcut şartlarda Türk deri sanayinde bir üretim birikimi mevcut olmakla birlikte; 21. yüzyıl teknoloji toplumlarının her türlü eşyalardan farklı beklentilerin içine girmesi, farklı karakteristiklere sahip yeni ürünlerin üretimini gerekli kılmış ve doğal ürünlerin taşıdığı bazı dezavantajları ortadan kaldıran yeni modifiye ürünlerin üretilme ihtiyacı, birçok sektörde; özellikle de tekstil sektöründe altyapının bu isteklere yönelik olarak şekillendirilmesini gerektirmiştir. Tekstil sektöründe özellikle akıllı tekstiller, teknik tekstiller ve çok fonksiyonlu ürünlerin pazara sunulmasıyla üretim yeni bir boyut kazanmıştır. Bu deri sektörünün de ileri ki yıllarda yaşayabileceği muhtemel bir gelişmedir."

Balaban, deri ve deri mamulleri sektörünün 2008 yılında 901 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sektörün en önemli ihraç kalemini 451 milyon dolar ve yüzde 50'lik pay ile deri eşyalar oluşturmaktadır. Ham ve işlenmiş deri, postlar ve kürkler ile deri ayakkabı ürünlerinin ihracatımızdaki payları sırasıyla yüzde 13, yüzde 16 ve yüzde 21'dir. 2008 deri ve deri mamulleri ihracatımızda en büyük pay yüzde 16 ile Rusya'nındır. Rusya'yı sırasıyla yüzde 12 ve yüzde 7'şerlik paylar ile Almanya, İtalya ve İngiltere izlemektedir. Deri ve deri mamulleri ihracatımızın yüzde 57'lik kısmı AB ülkelerine yapılmaktadır. Deri ayakkabı ihracatı 2008 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12 oranında artış kaydederek 188 milyon dolara ulaşmıştır. Sektörün en önemli ihraç pazarlarını Rusya, Bulgaristan, Hollanda, Romanya, İngiltere ve Yunanistan  oluşturmaktadır. Ayakkabı sektörünün ihracatı yetersiz olmakla birlikte özellikle İspanya, Portekiz gibi Avrupalı üreticilerle rekabet edebilecek büyük bir arz potansiyeli vardır. Ancak bu potansiyel dünyada bilinmemektedir. Özellikle İspanya, Portekiz ve İtalya gibi Avrupalı ayakkabı üreticisi ülkelerle rekabet etmemiz için sektörün tanıtım faaliyetlerinin sürdürülmesi gerekmektedir. Deri ve deri mamulleri sektöründe 2008 yılında gerçekleştirilmiş olan toplam ithalat 1,46 milyar dolardır. 2007 yılında ithalatın büyük bir kısmını ham ve işlenmiş deri oluştururken 2008 yılında ham ve işlenmiş deri ithalatının yüzde 15 gerilemesi ile yerini yüzde 14 artış sağlayan deri eşyaya bırakmıştır. 2008 yılında 537 milyon dolarlık deri eşya ithalatı gerçekleştirilmiştir ve bu miktar toplam deri ithalatının yaklaşık yüzde 37'sine karşılık gelmektedir. 518 milyon dolara gerileyen ham ve işlenmiş deri ithalatının payı ise yüzde 36'da kalmıştır. Deri ayakkabının toplam deri ithalatındaki payı ise yüzde  21'dir.

DERİ SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

MPM Bölge Müdürü Mustafa Balaban, sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:  "Deri sektörü için hayati öneme sahip konulardan birisi olan bavul ticaretine ilişkin her bir kısıtlama sektördeki üreticileri mağdur ederken ülkemiz ihracatına da olumsuz yansımaktadır. Tarafların haklı mağduriyetlerinin fikir birliği çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Halihazırda uygulanan kur politikası ülke genelinde olumlu sonuçlar verse de deri ve deri mamulleri sektörünün her geçen gün artan ithalat karşısında ve ihracatta rekabet edilebilir fiyat belirleyememekten daralma yaşamaktadır. Sektör Uzakdoğu menşeli ürünlerin ucuz ve düşük fatura bedelli olarak ithal edilebilmeleri nedeniyle haksız rekabete maruz kalmaktadır. Uzakdoğu'dan ithal edilen ve suni deriden mamul deri ve deri mamulleri ülke içinde doğal deri gibi lanse edilerek satışa sunulmakta ve böylece tüketici yanıltılmakta ve bu durum haksız rekabete neden olmaktadır. Diğer bir önemli sorun ise başta Çin olmak üzere Uzakdoğu ülkelerinin kendi pazarımızda ve uluslararası pazarlarda artan ithalat baskısı ve yarattığı haksız rekabettir. Hammadde temininde büyük oranda ithalata dayalı çalışan sektörde, vadeli olarak ithal edilen kalemlerde KKDF uygulaması rekabet kabiliyetini olumsuz yönde etkilemektedir. Deri ve deri mamullerinin üretiminde kullanılan enerji, işgücü gibi girdi maliyetleri rakip ülkeler seviyesinin çok üzerindedir. Sınırların olmadığı bir dünyada mevcut maliyetlerle rekabet avantajına sahip üretim yapılamamakta ve  mevcut pazarlar bir biri ardına kaybedilirken yeni pazarların bulunması da zorlaşmaktadır. Deri ve deri mamulleri sektörü ciddi finansman sıkıntısı çekmektedir. Kredi maliyetlerinin de rakip ülkeler seviyesinde olmaması bir diğer olumsuz unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Türk deri ürünleri üretiminde kullanılan büyükbaş hayvan derilerinin yüzde 46'sı, küçükbaş hayvan derilerinin ise yüzde 75'i ithalatla karşılanmaktadır. İthalat aşamasında ortaya çıkan sorunlar ise hem zaman hem de para kaybına neden olarak maliyetleri artırırken deri sanayicisinin pazara vereceği tepkiyi de geciktirmektedir. Hammadde tedarikinde yaşanan problemlerin giderilmesi amacıyla sektörün bu konudaki yurtdışı bağımlılığının azaltılması gerekmektedir. Türkiye'nin hayvan varlığının sayısal ve nitelik olarak yeterli hale getirilebilmesi için hayvancılık sektörü desteklenmelidir."

GAZİANTEP'TE DURUM

Balaban, Gaziantep'te deri sektöründe faaliyet gösteren toplam işletme sayısı 144 olduğunu, bunlardan 87'sinin Gaziantep Sanayi Odası'na (GSO) kayıtlı iken 57'sinin kayıtsız oluğunu kaydetti. Odaya kayıtlı işletmelerin 74'ünün plastik ayakkabı üretiminde, 11'inin deri ayakkabı üretiminde ve 2'sinin de deri işleme alanında faaliyet gösterdiğini kaydeden Balaban, şu bilgileri verdi: "Gaziantep deri ve ilgili ürünler sektöründe 18 işletme ziyaret edilerek, işletmelerdeki yetkili kişilerle yüz yüze görüşmelerle; kurumsallaşma, finansman, nitelikli işgücü eksikliği, SGK primlerinin yüksekliği, Pazar ve pazarlama sorunları, kar marjlarının düşüklüğü, enerji maliyetleri, hammadde temini, Ar-Ge eksikliği, rekabetin yoğunluğu, kayıtdışılık ve haksız rekabet, fuarların iyi organize edilmemesi ve fuar desteklerinin düşüklüğü, KDV iadesinin zamanında ödenmemesi başlıca sorunları oluşturmaktadır."