Türkiye yargıçlar değil bir hukuk devletidir

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun aldığı karara karşı, hükümetin resmi tavrını Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından açıklandı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, beraberinde Ak Parti Grup başkanvekili Bekir Bozda ve genel başkan yardımcısı haluk İpek ile birlikte basın toplantısına geldi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yaptığı açıklama şöyle:

Hukuk sistemimize alt üst edecek bir darbe vurulmuştur. Demokrasi ve hukukun zaafa uğratacak bir karar alınmıştır. Yargıyı baskı altına alacak bir karara düşünülmeden imza atılmıştır. Şemdinli olayının etkileri henüz ortadan kaldırılmadan yeni bir darbe vurulmuştur. Bundan sonra hangi savcımız korkudan olayların üstüne gidecektir.
Sorumsuz ve düşüncesizce alınan bu karar bir demokrasi ayıbıdır. 72 milyon insanın geleceğini etkileyen bu karar nasıl alınır? Buna izin veremeyiz. Gerçek Türkiye bu değildir. Milletimiz bunu hak etmiyor.

Türkiye'nin itibarını gözetmek herkesten çok yargı mensuplarının görevidir. Millet iradesine karşı hazımsızlık hiç bu kadar kendini belirlememişti. Biz her seçimde milletimize hesap veririz ve yüce meclis denetleme hakkını kullanır ve yürütmeyi denetler. Peki, anayasadan güç alan kurumlar kime hesap veriyorlar.

Siyaset siyasetçilerin işidir. Dün HSYK tüm hukuk normlarını alt üst eden kararlardan birisini alırken Yargıtay ve Danıştay'ın destek veren açıklamaları da şaşırttı. İhsas-ı reyde olmak hukukçular için kırmızı çizgidedir. HSYK doğrudan taraf olmuş. Bağımsız yargının işleyişine engel olmuştur. Yargıya yine yargı tarafından ağır bir darbe vurulmuştur.

Yargının hükümete ilişkin açıklamaları hedef saptırmadır. Hiçbir kurum kendisini anayasa ve yasaların üzerinde göremeyeceği gibi ben yaptım oldu dayatmasına da gidemez.

Milletin seçilmiş temsilcilerine had bildirmeye kalkmak kimsenin hakkı değildir. Böyle yapanlar hakiki anlamda hukukçu sayılmaz. Kimse bu ülkenin vatandaşlarını ikinci sınıf demokrasilere layık göremez. Bu ülkenin kutlu yürüyüşü asla durdurulamaz.

Acilen yargı eliyle yargının bağımsızlığını zedeleyen bu karmaşaya son verilmelidir. Her kurum anayasa ve yasalarda tanımlanan yetki çerçevesine dönmelidir.

Buradan tüm miletimize bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Türkiye bir yargıçlar devleti değil, demokratik bir hukuk devletidir.

Dün akşam Adalet Bakanlığımızın yaptığı açıklama kendi bakanlığını ilgilendiren bir açıklamaydı. Peki hükümetin bir yol haritası var mı? TBMM yasama yetkisini kullanıyor ve kimse müdahale edemez. Bu meclis'te geçmişte Anayasa değişikliği fazlasıyla yapıldı. Nitelikli çoğunluk ve referandumla bu gerçekleşebilir. Biz yargının reforma ihtiyaç duyduğunu söylüyoruz. Çağdaş, AB ülkeleriyle uyuşacak bir anayasa değişikliği ve yargı reformu her zaman olabilir. Bu matematik olarak da mantık olarak da mümkündür. Biz neler beklediğimizi her zaman açıkladık. Bu konudaki düşüncemiz her zaman bellidir.

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısının sürekli bir tarikatla ilgili yaptığı soruşturma neticesinde tutuklandığı söyleniyor ama ona isnat edilen suç tarikat değil, Ergenekon terör örgütüne üye olmaktır. Biz sayın savcının evinde veya ofisinde ne ele geçirildiğini bilmiyoruz. Bunu sadece hakim ve savcı biliyor. Hükümetin emri ve talimatıyla bu soruşturma yapılmıyor, bu soruşturmayı yapan insanlar gözaltına alınmıyor. HSYK'nın görevleri kanunda çok açıkça bellidir. Yetkilerini alabilir, çünkü onları yetkilendiren de HSYK'dır. Ama orada yapılan soruşturmayı, o soruşturmada ne yaptıklarını ve orada yapılanların HSYK açısından bir suç teşkil ettiğini söylemek HSYK'nın görevi değildir.

HSYK'nın yetkililerine şu soruyu sormayı uygun buluyorum? Yetkileri kaldırılan bu savcılarla ilgili size ulaşan bir şikayet ve soruşturma raporu var mı? Eminim yok!

Suç duyurusunda adı geçenler hangi tespite dayanılarak yetkileri kaldırıldı. İnceleme ve soruşturma yapılmadan işlem yapılmasının gereği nedir? HSYK bu kararı alırken hangi bilgi ve belgelere dayanmıştır. Duyumlar mı vardır, telkinler mi vardır, yoksa belgeler mi vardır. Siz yargı kurulu değil, idari kurulsunuz.

Bir adalet bakanının bir savcıyı ne maksatla aradığı ve telefonda ne konuşulduğunu ne sizin de benim bir bilgim yok. Adalet bakanlığı tüm savcılarla görüşebilir. Önemli olan bu konuşmada telkinde bulunup bulunmadığı. Başsavcı bunu söyledi ve bir tutanak olduğunu söyledi. Ama tutanakta bir tek kendi imzası var. Bizim duyduğumuz sayın savcının konuşmadan birkaç ay sonra böyle bir konuşma yapıldı diye tutanak tutmuştur.

Müsteşar neden toplantıya girdi? Biz birbirimize hasım değiliz. Her kurum kendi anayasal görevini yapacaktır. Bu görevlileri engellemek için bir düşüncemiz yoktur. Müsteşarın toplantıya katılması gerekiyorsa katılacaktır. Konu gündem dışı konuma gelmiştir. Müsteşar mevcut gündemde bu konu yokken toplantıya girmiş ve son anda bu konu gündeme getirilmiştir. Müsteşarın itirazları da dikkate alınmamıştır.