Ak Parti Meclis Grup Toplantısı (3)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin İsrail'de çıkan yangına yardımının ardından, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden gündeme gelmesi ile ilgili, "Eğer yeni bir dönem başlatmak isteyenler varsa; önce suçunu kabul edecek, özür dileyecek, tazminat ödeyecek, ambargolar kalkacak

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin İsrail'de çıkan yangına yardımının ardından, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden gündeme gelmesi ile ilgili, "Eğer yeni bir dönem başlatmak isteyenler varsa; önce suçunu kabul edecek, özür dileyecek, tazminat ödeyecek, ambargolar kalkacak. Bu adımlar atılmadığı sürece de hiç kimse bizden adım atmamızı beklemesin" dedi.
Başbakan Erdoğan, partisinin meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye seçim atmosferine tam manasıyla girmeden acil olan yasaları çıkaracaklarını belirterek, borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin tasarı ile Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu tasarılarının yasalaşacağını kaydetti. Erdoğan, anayasa değişikliğinin ardından çıkartılması gereken uyum yasalarının da en kısa sürede yasalaşacağını bildirdi.
Meclis'te iki hafta boyunca bütçe maratonunun süreceğini de hatırlatan Erdoğan, AK Parti hükümetlerinin hazırladığı 9. bütçenin de demokratik olgunluk içinde, sağduyu içinde müzakere edileceğine inandığını dile getirdi. TBMM'nin, özellikle AK Parti Grubu'nun özverili çalışmaları neticesinde son 8 yılda tarihi bir performans sergilediğini ifade eden Erdoğan, seçim belirsizlikleri ve tartışmaları ile vakit kaybedilmesinin önüne geçtiklerini anlattı. Kendi iktidarları öncesinde seçimden 3 ay sonra yeni bir
seçimin telaffuz edildiğini, seçim tarihlerinden aylar önce Meclis çalışmalarının durma noktasına geldiğini belirten Erdoğan, "Milletimiz, vekillerinden acil yasalar beklerken vekiller kendi dertlerine düşüyordu. Bunların tamamına son verdik. 8 yılda Meclisi azami verimlilik içinde çalıştırdık. Muhalefetin engellemelerine prim vermeden işimize baktık ve son derece önemli yasaları çıkardık. Aynı şekilde bu sürece devam edeceğiz. Meclis kapanıncaya kadar her saati değerlendirerek milletimize hizmete devam
edeceğiz" dedi.
Erdoğan, muhalefetin ise yorulabileceğini, bıkabileceğini, usanabileceğini belirterek, "Bunlar bizim lügatimizde yer almıyor. Son ana kadar gayretle, aşkla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

"SANAL KORKULAR, İDEOLOJİK TAKINTILAR"
Lübnan ve Libya'ya yaptığı ziyaretler hakkında bilgi veren Erdoğan, bu ülkelerde gördükleri yakın ilgi, heyecan ve coşkunun, aslında bölgede ne kadar büyük hasretin, özlemin var olduğunu da gösterdiğini kaydetti. Erdoğan, şöyle konuştu: "Bölgesiyle ilgilenmek bir ülke için eksen kaymasına işaret etmez. Bölgesine bigane kalmak eksenini yitirmekle izah edilebilir. Büyük devlet olmak büyük düşünmekle mümkündür. Kendi ülkesinde Sivas'ın ötesine geçemeyenler, uçağa binip yurt dışına gidemeyenler, Balkanlara,
Ortadoğu'ya, Orta Asya'ya bigane kalanlar, Türkiye'nin uluslararası çıkarlarını, milli menfaatlerini koruyamazlar. Türkiye'yi iddialarından, çıkarlarından tarihi rolünden uzaklaştıran bir dış politika anlayışını hakim kılmak isteyenler sadece bu ülkeye ve bu millete değil, bölge halklarına da büyük bir haksızlık yapmış olurlar. Kimse kendi çapsızlığını, kendi vizyonsuzluğunu, kendi yetersizliğini, bölgesel ve küresel bir güç olma gayretlerinin önüne engel olarak koyamaz. Sanal korkularla, ideolojik
takıntılarla Türkiye'nin uluslararası vizyonu daraltılamaz.''
Başbakan Erdoğan, dünyanın neresinde afet, felaket ve insani yardıma ihtiyaç duyulan halklar varsa, bütün imkanları ile o insanlara yardım ettiklerini belirterek, "Artık Türkiye alan el değil, veren el olmuştur" dedi. Türkiye'nin son olarak da İsrail Hayfa'daki orman yangınına yardım ettiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu: "Biz 'İsrail ile meselelerimiz var' deyip, ormanların yanmasına, tabiatın kül olmasına, insanların ölmesine seyirci kalamazdık. Bu, ne insanlığa ne de manevi değerlerimize
uygundur. Biz Gazze için haykırırken, Mavi Marmara için sesimizi yükseltirken, hangi hassasiyetle bunu yaptıysak, orman yangınına da aynı hassasiyetle yardım elimizi uzattık. Bizim insanlığımız, manevi değerlerimiz, çocukların öldürülmesine, sivillerin katledilmesine, yardım gemilerine korsanca saldırılmasına karşı çıkmamızı gerektiriyor. Bizim insanlığımız, vicdanımız, manevi değerlerimiz ölen insanlara, yanan tabiata sahip çıkmayı, onlara yardım elini uzatmayı bize emrediyor. Eğer bu noktada kafa karışıklığı
yaşayan varsa, onlar bizi yanlış tanımışlardır. Biz Mavi Marmara'nın, oradaki 9 şehidimizin ruhaniyeti ile ilgili hassasiyetimizi koruyoruz. Gazze'de yapılanları unutmadık. Eğer yeni bir dönem başlatmak isteyenler varsa; önce suçunu kabul edecek, özür dileyecek, tazminat ödeyecek, ambargolar kalkacak. Bu adımların atıldığını görürsek, biz de o zaman durumu değerlendiririz. Bu adımlar atılmadığı sürece de hiç kimse bizden adım atmamızı beklemesin. Biz kategorik düşünmüyoruz, biz kin ve nefretle hareket
etmiyoruz. Bizim amacımız, bölgede barış ve istikrarın hakim olmasıdır, adalet ve refahın tesis edilmesidir. Biz yapılan yanlışı asla sineye çekmeyiz, asla unutmayız. Ama yanlışından dönene de 'yok sen yanlışta ısrar et' demeyiz."
(MÜG-EA-Y)