Genç Öğretmen Adaylarına Seminer

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gönüllü Eğitimciler Kulübü tarafından, Zeka Tasarım Dükkanı ve Danışmanlık Hizmetleri'nin katkılarıyla düzenlenen seminerde Kişisel Gelişim Uzmanı Bülent Gündağ Mert, "Bir şeyleri değiştirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmeliyiz" dedi

Genç Öğretmen Adaylarına Seminer
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gönüllü Eğitimciler Kulübü tarafından, Zeka Tasarım Dükkanı ve Danışmanlık Hizmetleri'nin katkılarıyla düzenlenen seminerde Kişisel Gelişim Uzmanı Bülent Gündağ Mert, "Bir şeyleri değiştirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmeliyiz" dedi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gönüllü Eğitimciler Kulübü tarafından, Zeka Tasarım Dükkanı ve Danışmanlık Hizmetleri'nin katkılarıyla düzenlenen "Genç Öğretmen Adaylarını Güçlendirmek Amacı ile Sınıf Öğretmenliği ve İlköğretim Matematik Öğretmenliği Öğrencilerine Yönelik Çocukta Çoklu Zeka Gelişimi, Hızlı Matematik Teknikleri, Hızlı Okumaya Başlangıç Eğitimleri Yanında Öğrenci ile Sınıf İçi İletişim Kurarak Sınıfı Etkili Kullanma" konularını içeren seminer, OMÜ Eğitim Fakültesi Atakum Yerleşkesi
Konferans Salonu'nda düzenlendi. Zeka Tasarım Dükkanı ve Danışmanlık Hizmetleri'nin kurucusu, eğitmeni ve kişisel gelişim uzmanı Bülent Gündağ Mert'in konuşmacı olarak katıldığı seminere çok sayıda öğretmen adayı katıldı.
Etkinliğin açılış konuşmasını Gönüllü Eğitimciler Kulübü Başkanı Emre Ertan Yılmaz yaptı. Yılmaz konuşmasında böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi ve katılımından dolayı Bülent Gündağ Mert'e teşekkür etti.
Mert, "Daha 15 yaşındayken tüm dünyayı değiştirebileceğimizi zannederiz. Kendimizde o gücü görür, hayata adeta meydan okuruz. Yaşımız 25 olunca dünyayı değiştirmenin mümkün olmadığını görürüz. Memleketimizi değiştirmeye karar veririz. Yaş 35 olunca bunun da mümkün olmadığını anlarız. Yaşımız 45 olunca mahallemizi değiştirebileceğimizi zannederiz. Geçen zaman gösterir ki o da çok zor. En azından apartmanımızı, ailemizi değiştirebileceğimizi sanırız. Ama o zaman da artık kuşak farkı vardır. Dinlediğimiz
müzikler bile değişmiştir. Yaşlanmışızdır. Gücümüz yetmez, hiçbir şeyi değiştiremeyiz artık. Bir şeyleri değiştirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmeliyiz" diye konuştu.
Mert sözlerine şöyle devam etti, "Belki de Türkiye'nin en büyük eğitim sorunlarından biri sınıf öğretmenleridir. Günümüzde Türkiye'de dört grup sınıf öğretmeni vardır. Birinci grup; Köy Enstitülerinden mezun olanlar. Bu grup, en iyi öğretmenliğin eğitimini almış, her türlü donanıma sahip öğretmenlerdir. Ama bu grubu kaybettik. Bu grup artık yok. İkinci grup sözelci sınıf öğretmenleridir. Bu grup 2001 tarihine kadar eğitim fakültelerinden mezun olan gruptur. Bu gruptaki öğretmen arkadaşlarımız sınıf
öğretmenliğini Türkçe-Sosyal dediğimiz sözel bölümlerden sınava girerek kazanmışlardır. Yani sayısalı yapamayan öğrencilerdir. Matematik ve fen bilgisi gibi dersleri yapamıyordur. Bu gruba ait bir sınıf öğretmeninin çocuklarımıza matematiği öğretmesini ve sevdirmesini nasıl bekleyebilirsiniz? Üçüncü tip sınıf öğretmenleri ise daha vahim bir durumdur. Yaklaşık on yıl önce Meclis'ten geçen bir yasa ile öğretmen, sınıf öğretmeni, yani o en önemli eğitim kurumunun öğretmenini üniversite mezunu işsizlerden
toplayarak aldılar. Bu grup belki matematiği sınıf öğretmenlerinden daha iyi biliyordur. Ama o kadar. Yıllarca, iyi bilmenin, iyi öğretmek olmadığını bu grupla beraber öğrendik. Pedagojik bilgisi az olan bu arkadaşlar çocuklara yüklediler durdular. Verilen bilgiler güzeldi. Çocuklar her şeyi alıyordu üstelik. Ama bu eğitim, çocukların başarısını günü birlik başarıdan öteye geçiremedi. Gelişim seviyesine uygun verilmeyen bu eğitim, okul başarısının seçme sınavlarına yansıtılamamasına ve birçok okul
birincisinin açıkta kalmasına neden oldu. Gelelim dördüncü gurup sınıf öğretmenlerine; 2002 de mezun olmaya başlayan, eşit ağırlık mezunu olan, her dersin biraz da olsun eğitimini almış öğretmenler. İşte bu öğretmen arkadaşlar bugün için en ideal öğretmen adaylarıdır. Yeni eğitim sistemi önce anne babayı, öğretmeni ve daha sonra öğrenciyi eğitmek üzere kurulmuştur. Düne kadar bilgisayarı tanımayan öğretmenlerimiz şu anda birçok programa hakim duruma geldiler. Veliler, çocuklara verilen ödevler sayesinde
eğitimi tanıdı. Günümüz eğitim sisteminde ailenin çocuk üzerindeki etkisi oldukça büyüktür. Başarı ortalamasında en üstte öğretmen çocukları yer almaktadır. Son olarak çocuklar eğitildi. En kolayı çocukları eğitmekti. Çünkü işlenmemiş bir ham maddeyi işlemek daha kolaydır. Artık eğitim sistemi değişti. Düşünceyi ezberletmek yerine düşünmeyi öğretmeye başladı. Bunun da en kolay yolu çocukları hayal gücünden vazgeçirmeden öğretmektir. Öğretmenlik önce çocuğu sevmekten geçer. Özel okullardaki eğitim
sisteminin devlet okullarından daha avantajlı olan yanı sınıf öğrenci sayısının 15 ila 20 kişi ile sınırlı olmasıdır. Öğrenci sayısının az olması sınıf içerisinde öğretmenin öğrencilerine daha fazla zaman ayırmasını sağlar. Matematiksel olarak 40 kişilik bir sınıfta kırk dakikalık bir derste çocuk başına bir dakika düşerken, yirmi kişilik bir sınıfta iki dakika düşmektedir. Özel okullarda başarıyı sağlayan bilinçli velilerdir. Kaliteli bir öğretmenin öğrenciyle iletişime geçebilmek için sınırsız yöntemleri
vardır. Bizi başarıya götüren, yöntemlerdir."
Seminer sonunda "İletişim Örneği" ve "Problem Çözme Yeteneği" ile ilgili oyunlar oynandı.