Bankkart Jest Lansman Kampanyası

Kılıçdaroğlu'nun derin CHP'yle imtihanı

Kılıçdaroğlu'nun CHP'yi iktidar alternatifine dönüştürebilmesi için önce 12 Haziran seçimine partideki fetreti bitirerek girmesi gerekiyor.


HP’nin bugünkü Parti Meclisi toplantısı sıradan bir toplantı değil. Sonuca göre CHP ya yerinde saymaya devam edecek ya da değişen Türkiye ve dünya koşullarına ayak uydurarak yürümeye başlayacak.
CHP’deki gelişmeleri biraz yakından izleyen herkes, yaşanan mücadelenin Genel Sekreter Önder Sav’ın yetkileriyle ilgili olmadığını görebilir. Sorun, CHP’nin, özetle bir yenileşme sürecine başlayıp başlayamayacağına ilişkindir.
Terazinin bir kefesinde Ankara argosunda ‘Derin CHP’ olarak adlandırılan anlayış var: İç politikada kendisine seçenek üretmekten çok frenleme görevi yükleyen, devlet yönetiminde elitist ve inisiyatifi bürokrasiye bırakmaya eğilimli, dış politikada içe dönük, “Muhalefette kalmak önemli değil, varlığımızı koruyalım” anlayışındaki bir vasatlar koalisyonu... 

Kılıçdaroğlu’nun durumu
Terazinin diğer kefesinde CHP’nin 2007 seçimlerindeki Meclis Grubu tercihleriyle somutlaşan mevcut anlayışıyla daha fazla ilerleyemeyeceğini fark edenler var. Bu grubun henüz kimlerden oluştuğu, iç, dış, ekonomi ve idarede tam olarak ne söylediğini anlamak mümkün değil. Çünkü Deniz Baykal’ın beklenmedik gelişmelerle istifa etmek zorunda kalması ardından, yine beklenmedik gelişmelerle -örneğin Önder Sav’ın destek vermesiyle- iş başına gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne ekibini kurabildiğini söylemek mümkün ne de bir CHP için yeni siyaset planlayabildiğini.
O zaman Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi bulunduğu yerden ileriye taşıyabilecek Türk siyasetine yeniden rekabet getirecek yenilikçi anlayışa sahip olduğunu nereden çıkarabiliriz? Yok, ikinci kadehin daha tadına bakmadan ‘iyidir’ diyen fıkradaki Bektaşi örneğini vermeyeceğim.
Meclis grubu direniyor
Ama örneğin daha seçildiği kurultayda CHP ezberinin üzerine kurulu olduğu noktalar arasında bulunan ‘Yüzde 10 seçim barajının düşürülmesinden’ yana tavır alması örneğini verebilirim. Üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasından yana konuşmasını, PKK’nın silahları bırakması halinde genel af talep etmesini verebilirim.
Diyebilirsiniz ki bu söylemlerin çoğunun arkası gelmedi, içi doldurulamadı, ciddiyet kaybına uğradı.
Doğrudur, ama bunun arkasında derin CHP’nin, örgütlerden de çok Meclis grubunun direnişe geçmiş olduğunu görmek mümkün.
Kılıçdaroğlu’nun bu CHP Meclis grubuyla yapmak istediklerini yapabilme ihtimali yok. Onlar da bunun farkında ki, birinci amaçları 12 Haziran seçimlerinden önce bir yolunu bulup Kılıçdaroğlu’nu partinin başından uzaklaştırıp, ya da etkisiz hale getirip 2011 Meclis grubunun da yine ‘Derin CHP’ ağırlıklı oluşmasını sağlamak için can havliyle harekete geçtiler.
Onlara kalsa, Baykal’ın arkasına geçip onu iş başına getirmek birinci tercihleri. Ancak; 1- Baykal’ın en azından seçimlere dek önceliği Sav’ın CHP yönetiminden uzaklaştırılması, 2- Yeniden aday olmayı düşünmediğini söyledi.
Bu durumda ‘Derin CHP’ umudunu Sav’a ve -tüzük değişikliği yetmiyor, seçimli- kurultaya gidilerek Kılıçdaroğlu’nun düşürülmesine bağladı. Bugünkü Parti Meclisi işte bu nedenle bir meydan muharebesi öneminde. Ancak dün bu konuda iki önemli gelişme oldu:
1- Bir süre önce CHP’ye yazdığı ‘Tüzüğü uygulayın’ yazısı ile fetretin açığa çıkmasını tetikleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, “Kurutaya gerek yok” diyerek Kılıçdaroğlu’nun işini kolaylaştırdı.
2- Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi sürecinde “Siyasette söz, sesten daha hızlı hareket eder” cümlesiyle teşkilatı harekete geçirme manevrasını başaran Genel Sekreter Sav, “Genel Başkanla ayrılığım yok. Olsa, onu çekecek, taşıyacak insanlardan değilim, gereğini yaparım” dedi. 

Sav ciddiye alınmalı
Sav, dediğinin ciddiye alınması gereken bir insan. Bu aşamada Kılıçdaroğlu ile istifayı gerektirecek bir çatışmaya girme ihtimali görülmüyor. Kılıçdaroğlu da Sav’la üç beş isim nedeniyle onu istifaya zorlayacak ya da CHP’ye yeni bir ruh verme ihtimaline bu kadar yaklaşmışken vazgeçecek yapıda ve henüz parti içinde o güçte değil.
O nedenle, Yalçınkaya’nın dünkü açıklamasından sonra makul olan Kılıçdaroğlu’nun Sav’ı teşkilat dahil önemli konulardan sorumlu birinci başkan yardımcısı olmaya ikna etmesi. Ama Derin CHP’de manevra bitmez; yine de son dakikada bir yerlerde bir sürpriz planlanmakta olduğunu hesaba katmak lazım.