4. Süs Bitkileri Kongresi

Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmaları (TAGEM) Genel Müdür Vekili Dr

Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmaları (TAGEM) Genel Müdür Vekili Dr. Müslüm Beyazgül, Türkiye'nin süs bitkileri ihracatının 50-60 bin dolar seviyesinde olduğunu, sektörün 25 bin insana doğrudan, 300 bin insana da dolaylı olarak istihdam sağladığını söyledi.
Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü ile Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi işbirliğiyle düzenlenen 4. Süs Bitkileri Kongresi'nde konuşan Dr. Müslüm Beyazgül, çiçeğin toplumda süs olarak görüldüğü ve lüks tüketim ürünü olarak değerlendirildiğini belirterek, "Çiçekçiliğe ekonomik olarak baktığımda hızla gelişen bir sektör, çok yüksek katma değer oluşturan ve aynı zamanda çok yoğun emek, insan gücü isteyen bir sektör olduğunu görüyoruz. Nitekim bazı ülke ekonomilerine baktığımızda örneğin
Hollanda ekonomisinin tamamen çiçekçiliğe dayandığını göreceğiz. Hollanda'nın kesme çiçek ihracatı 3-4 milyar Avro. Burada Hollanda'nın deniz seviyesinde olduğunu da hatırlatmak isterim. İsrail'in kesme çiçek ihracatı 200 milyon dolar, Türkiye'nin ise imkanlara rağmen 50-60 milyon dolar. Hollanda gibi suyun içinde bir ülke, kötü koşullar ve arazi sıkıntısı yaşayan ülke İsrail. Ülkemize bakıyoruz pazaryerine yakın, coğrafi konumu üç kıtanın birleştiği noktada. İklimimiz Akdeniz iklimi fakat bizim ihracatımız
50-60 milyon dolar seviyesinde kalıyor" dedi.

İHRACATIN YÜZDE 60'I KESME ÇİÇEK
Türkiye'nin süs bitkileri mazisinin 20-25 yıllık bir süre olduğunu dile getiren Beyazgül, "Ancak bu sürede çok iyi mesafe alındığını da biliyoruz. Şu an süs bitkileri sektörü 25 bin insana doğrudan, 300 bin insana da dolaylı olarak istihdam temin eden bir sektördür. Sektörün hızlı gelişimi de sürmektedir. Bu sektörün çok iyi organize olması, tanıtım faaliyetleri, bakanlığımızın verdiği teşvikler. Sağlanan kolaylıklar bu sektörün gelişmesine katkı sağlamaktadır. İhracat rakamlarımıza baktığımızda
ihracatın yüzde 60'ı kesme çiçek. Bununda yüzde 90'ı hemen hemen karanfil. Yani tek ürüne bağlıyız. İşte bütün sıkıntımız bu" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin konumunun yeni tür ve çeşitleri geliştirmede essiz fırsatlar sunduğunu da değinen Beyazgül, "Bu noktada çözüm için baktığımızda üç kıtanın buluştuğu nokta bize zengin biyolojik çeşitlilik sunmaktadır. Bu bize aynı zamanda yeni tür ve çeşitleri geliştirmede essiz fırsatlar sunmaktadır. Biyolojik çeşitlilik yani genetik kaynaklar olmadan çeşitlilik olamaz. Genetik kaynak bir ülkenin en önemli stratejik değeridir" diye konuştu.

"KAYNAKLARIMIZI KORUMAK ZORUNDAYIZ"
Türkiye'nin genetik kaynaklarını korumak zorunda olduğunu da anlatan Beyazgül, "Gelişmelere baktığımızda bu kaynaklarımızın tehlike altında olduğunu da görmekteyiz. Soğanlı bitkilerimiz 80'li yıllarda aşırı bir şekilde sökülmüş, satışlara konu olmuştur. Çoğu bitki yok olma noktasına gelmiştir. Kentleşme ve son yıllardaki iklim değişikliği ise bu varlıklarımızı tehdit etmektedir. Bitkilerimizin korunmasına dair önlemler de alınmıştır. Bu önlemler çerçevesinde şu ana kadar 2 bin 500 çeşitte 68 bin örnek
Bakanlığımca toplanmış ve ıslah çalışmalarında kullanılmaktadır" şeklinde konuştu.
Özel sektörden gelen 53 projeye ARGE desteği verildiğini de kaydeden Beyazgül, "En önemli projelerden biri de 'Türkiye Doğal Süs Bitkilerini Sektöre Kazandırılması' projesidir. Projede 7 araştırma enstitümüz, 8 üniversitemiz, 19 özel sektör kuruluşumuz yer almıştır. Bu projede bin 200 noktadan 260 tür toplanmıştır. 9 tane bitki tıbbi bitki olarak ilk defa keşfedilmiştir. Proje geçen yıl sonuçlandı. Ve bu projeden beklentimiz 20 milyon dolardır. Sektörün yıllık ihracatının 50-60 milyon dolar olarak
düşündüğümüzde bunun ne denli büyük bir çalışma olduğu görülecektir. TÜBİTAK tarafından desteklenen bu projeye harcanan para ise 1.5 milyon TL'dir" dedi.

İSRAİL ŞEHİR EFSANESİ
Türkiye'nin tohumda dışarıya bağımlı olduğuna dair söylentilerin doğru olmadığını vurgulayan Beyazgül konuşmasında şunları kaydetti:
"Bu konuda haksızlık yapıldığını düşünüyoruz. İsrail'den çok miktarda tohum ithal edildiği şehir efsanesidir. 2009 rakamlarına göre Türkiye'deki yıllık tohum ihracatı 158 milyon dolar. Türkiye'nin tohum ithalatı ise 70 milyon dolar. İsrail'den yapılan ithalat yüzde 6.4'tür. ABD'den ise yüzde 8'dir. Biz şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz ki; üretimde olan buğdayın, nohudun, mercimeğin, hemen hemen yüzde 100'ü, makarnalık buğday da yüzde 98, ekmeklik buğdayda da yüzde 95 düzeyinde tohum kendi
çeşitlerimizdendir. Biz söylenildiği gibi dışardan önemli miktarda tohum almamaktayız. Zayıf olduğumuz kısım hibrit sebze tohumculuğumuzdur. Bakanlığımız bunu tespit etmiş ve 2005 yılında 'Türkiye Sebze Tohumculuğunu Geliştirme' projesini ortaya koymuştur. 2005'te yüzde 5 düzeyinde olan yerli sebze tohumu bugün memnuniyetle söylüyorum ki yüzde 35 düzeyine çıkmıştır. Bu başarı küçümsenecek düzeyde değildir. Bu konuda maalesef toplumun kafası karıştırılmaya çalışılmaktadır. Geliştirilen çeşit bakımından
araştırma enstitülerin payı yüzde 50'dir. Özel sektörün payı yüzde 44'dır. Üniversitelerin ise yüzde 6'dır. Islah konusunun uzun yıllar aldığı da göz önünde alınmalıdır. İleride bioteknolojinin geliştirilmesiyle üniversitelerimizin çeşit geliştirmede önemli bir pay sahibi olacağına inanıyorum."
(OKİ-ADN-AŞ-E)