Sanayi Zirvesi Bursa'da

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin büyük resminde, siyasi ve ekonomik olarak güçlenen ve itibarı her geçen gün artan bir ülkenin gözüktüğünü, bazı kesimlerin ise hala küçük resimlerle uğraştığını ifade etti.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin büyük resminde, siyasi ve ekonomik olarak güçlenen ve itibarı her geçen gün artan bir ülkenin gözüktüğünü, bazı kesimlerin ise hala küçük resimlerle uğraştığını ifade ederek, "Türkiye'de her şey taş atan çocuklardan ibaret değildir" dedi.

Türkiye'nin 2010 yılında yüzde 3.5'lük büyüme hedefleri olduğunu, tahminlerin bu sınırın aşılacağını gösterdiğini söyleyerek, "Bizim bu büyüme hedeflerine ulaşmakla tatmin olmamız yanıltıcı olur. Önemli olan ne kadar büyüdüğümüzden ziyade, reel sektörün değişim ve gelişimini ne kadar sağlayabildiğimiz olmalıdır" diye konuştu.

Sanayi ve ticaret erbabının yaşadığı sıkıntıların ele alınması için Bursa Valiliği tarafından Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda (BTSO) düzenlenen 'Sanayi ve Ticaret Zirvesi'nin açılışında konuşan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, zirvede sanayi ve ticaretin geniş bir analizini yapmayı, şehirlerin röntgenini net bir şekilde çekmeyi planladıklarını söyledi. İyi bir tedavi için iyi teşhisin şart olduğunu belirten Ergün, bir ülkenin sosyal ve ekonomik anlamda kalkınmasının, şehirlerin, işletmelerin ve hatta fertlerin daha iyi noktalara gelmesiyle mümkün olacağını dile getirdi. Türkiye'nin 1980'li yılların başından bu yana dışa açık ve dünyaya entegre bir ekonomi modeliyle yoluna devam ettiğini anlatan Bakan Ergün, "Özellikle son yıllarda ihracatımızda büyük bir artış oldu. 2002'de sadece 36 milyar dolar ihracat yapmıştık. 2008 yılında ise 132 milyar dolar seviyesine ulaştık. Üretim ve ihracatımızda düşüşler yaşandığı bir gerçektir. Ancak kriz bizde yapısal bir sorun ortaya çıkarmadı. Bizim kayıplarımız
birçok ülkeye göre daha rahat telafi edebilir. Örneğin Merkez Bankası rezervleri, 2002'de sadece 26.8 milyar dolardı. 2008 yılında ise 70.1 milyar dolara ulaşan  rezervimiz, 15 Ocak itibarıyla 72.5 milyar dolar seviyesine geldi. Yani Türkiye, bu kriz döneminde dahi Merkez Bankası rezervlerini korumayı başardı. Bir miktar artırmayı da başardı. Birçok gelişmiş ülkenin bu dönemde rezervlerinde ciddi azalmalar oldu" diye konuştu.

Türkiye'de 2009 yılında 52 milyar TL'lik bir bütçe açığı oluştuğunu açıklayan Ergün, birçok gelişmiş ve AB üyesi ülkede dahi ekonomi çevrelerinin bir numaralı gündem maddesinin büyük bütçe açıkları olduğuna dikkat çekti. Hükümetin piyasaya gerekli desteği sağlarken bütçe açığını orta vadede sorun oluşturmayacak bir seviyede tutmayı başardığını da vurgulayan Engün, Türkiye ekonomisinin kendi dinamikleri bakımından riskleri azaltmış ve güçlü bir ekonomi olduğunu söyledi. Gelinen noktada bazı dalgalanmalar olsa da dünyada küresel krizden çıkış sürecinin başladığını da belirten Ergün, "Sağlam ekonomik yapımız, kriz sonrası süreçte, Türkiye'nin yatırım yapılabilir, iş yapılabilir ülkeler arasındaki yerini çok daha fazla kuvvetlendirecek. Kriz ortamında dahi bu ülkede birçok önemli yatırımın yapıldığını da tanık olduk. Örneğin Bursa'da Renault Trucks ve KARSAN iş birliğiyle kurulan Akçalar Fabrikası, 2009'un Mart ayında açıldı. Aralık ayında kurulan şirket sayısı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 56'lık bir artış gösterdi. Bu rakamı da ekonomiyle ilgili beklentilerin olumluya döndüğünü göstermesi bakımından önemsiyoruz. Türkiye, bu yıl yüzde 3.5 büyüme hedefi belirledi. Birçok tahmin bu hedefi aşabileceğimizi gösteriyor. Bizim bu büyüme hedeflerine ulaşmakla tatmin olmamız yanıltıcı olur. Bizim için önemli olan ne kadar büyüdüğümüzden ziyade, reel sektörün değişim ve gelişimini ne kadar sağlayabildiğimiz olmalıdır" şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE'DE OTOMOTİV SEKTÖRÜ 1960'LI YILLARDAN BU YANA FAALİYET GÖSTERİYOR AMA HALA KENDİ MARKAMIZ YOK"

Bursa'nın krizden en çok etkilenen illerin başında geldiğini de ifade eden Ergün, Bursa'nın krizden etkilenerek güçlü olduğunu gösterdiğine işaret ederek, "Rüzgar estiğinde büyük ağaçlar daha çok sallanır. Ama büyük ağaçlar ayakta kalmayı başarır. Bursa, krizden etkileniyor çünkü üretim, sanayi ve ihracat şehridir. Bursa, üretmeyen, ihracat yapmayan, dünyaya açılmayan bir il olsaydı krizden etkilenmezdi. Üretim sürecinde teknoloji dönüşümünü başarırsak, tasarım ve markalaşmaya önem verirsek, Bursa sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da önemli sanayi şehirlerinden biri olabilir. Otomotiv sektörünün merkezi olan bu şehirde, ana sektör ile tedarikçiler arasındaki ilişkiler artmalı, iş birlikleri tesis edilmeli. Geçen hafta ziyaret ettiğimiz Brezilya'da otomotiv sektörü çok güçlüdür. Türkiye'de geçen yıl 369 bin otomobil satışı yapılırken, Brezilya'da ise 3.5 milyon otomobil satışı gerçekleştiğini öğrendik. Böyle büyük bir pazarı değerlendirmemiz gerekir. Özellikle yan sanayimiz, kendisine bu büyük pazarda çok önemli bir yer edinebilir" dedi.

Çevre hassasiyetinin arttığı bu dönemde, çevre dostu yakıtlara ve motor tiplerine olan ilginin günden güne arttığını anlatan Ergün, Bursa'nın bu konuya acilen önem vermesi gerektiğini hatırlattı. Ergün şöyle konuştu:

"Hep geriden gelerek, dünyadaki gelişmeleri sadece takip ederek büyük ülke olma hedefimize ulaşamayız. Dünyadaki gelişmelere yön vermek, öncülük etmek de gerekir. Türkiye'de otomotiv sektörü, 1960'lı yıllardan bu yana faaliyet gösteriyor. Yaklaşık 50 yıldan söz ediyoruz, ama hala kendi markamız, kendi tasarımımız yok. Bunun sebepleri de sorgulamak zorundayız. Tasarım konusu, sadece yüksek teknolojili ürünleri ilgilendiren bir konu da değil. Bursa için önemli olan gıda ve tekstil gibi sektörlerin de bu konuya eğilmeleri gerekiyor."

"TÜRKİYE'DE HER ŞEY TAŞ ATAN ÇOCUKLARDAN İBARET DEĞİLDİR"

Türkiye'nin büyük resminde, siyasi ve ekonomik olarak güçlenen ve itibarı her geçen gün artan bir ülkenin gözüktüğünü söyleyen Ergün, bazı kesimlerin ise hala küçük resimlerle uğraştığını ifade ederek, "Bunlar, Türkiye'de bazı televizyon kanallarının gösterdiği fotoğraflardır. Taş atan adamlar fotoğrafı. Türkiye'de her şey taş atan çocuklardan ibaret değildir. Zannedersiniz ki taş atan çocuklar veya birkaç eylemci adamdan ibaret Türkiye. 70 milyonluk ülkede iki kişinin kavgasından tartışmasından çok ne var? Bunu bulabilirsin. Büyük resim bu değil. Küçük resmi, büyük resim diye önümüze koymaya çalışanlar moralimizi bozamaz. Dünyadaki Türkiye imajı ortadadır" diye konuştu.