EMASYA'ya askerler de karşı çıkmış

İmzalanmasından bu yana çok tartışılan EMASYA Protokolü 2002'de toplanan Mülki İdare Şûrâsı'ndaki askerlerin bile protokolü yasaya aykırı bulduğu ortaya çıktı.

Yenişafak yazarlarından Murat Aksoy köşe yazısında EMASYA Protokolü’nü yazdı.

Yeni Şafak'tan Murat Aksoy'un EMASYA Yazı Dizisinin 2. Bölümü...
Kamuoyunda birçok hukukçu EMASYA Protokolü'nün yasal olmadığını ifade etti. Bunlardan daha önemlisi 2002'de toplanan Mülki İdare Şûrâsı'nda aralarında 9 askerin de bulunduğu 105 mülki idare amiri protokolü yasaya aykırı buldu

EMASYA Protokolü imzalanmasından bu yana çok tartışıldı. Yasal içeriği alenen bilinmediği için hukuki gerekçeler açık biçimde ortaya sürülemese dahi, gizliliği yani şekli açıdan hukukiliği bile tek başına protokolü sorgulamak için yeterlidir. Protokolün yasal olmadığı ve iptal edilmesi gerektiği yönünde kamuoyunda ciddi bir talep ve beklenti var. Peki tam olarak durum nedir?
EMASYA Protokolü'nün hukuka aykırılığı yönünde bizzat bu protokolün muhataplarınını görüşleri var. 25-27 Nisan 2002 tarihlerinde yapılan Mülki İdare Şurası'nda aralarında Jandarma Genel Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanı Tümgeneral İbrahim Açıkmeşe, Adli Müşavir Kıdemli Albay Sadrettin Aktaş, eski Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner, rahmeti Recep Yazıcıoğlu'nun yer aldığı 2 Numaralı komisyonun raporunda EMASYA Protokolü'ne 11 yönden kanuna aykırı olduğu rapor edilmiştir. Şura raporunda bu durum; “5442 sayılı yasanın 11/D maddesine dayanarak, Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında düzenlenen protokol; yasaya aykırı hükümler taşıdığından uygulamadan kaldırılmalı; gerekmesi halinde, hukukun temel ilkelerinin gereği olarak bu düzenlemeler yönetmelikle yapılmalıdır” ifadeleri yer aldı. Raporun altında 51 vali, 16 kaymakam, 4 bilim adamı, Jandarma Genel Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanı Tümgeneral İbrahim Açıkmeşe, JGK Adli Müşaviri Hakim Albay Sadrettin Aktaş, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kurmay Başkanı Kd. Albay Tufan Ersoy ve hukuk müşaviri Hakim Binbaşı Turgut Sönmez'in aralarında olduğu 9 askeri yetkili, 23 bürokrat olmak üzere 105 imza bulunuyor.
Raporda ayrıca, “Protokolün mevzuat hükümlerine ve kamu yönetiminin temel ilkelerine aykırı olan birçok hüküm bulunmakta ve bunlar mülki idare amirlerinin askeri makamlarla olan ilişkilerinde çok önemli sorunların yaşanmasına neden olabilmektedir” görüşlerine yer verildi. Komisyonun protokolü yasalara aykırı olduğu 11 noktayı şöyle sıralandı:
PROTOKOL YASA SINIRLARINI AŞIYOR
1. PROTOKOLÜN amacını açıklayan birinci maddesi 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/D maddesinin “birden fazla ili içine alan bir bölgede olaylar çıkması durumunda, yardım isteme esaslarının İçişleri Bakanlığı ile Genelkurmay arasında belirlenecek esaslara göre yürütüleceği” amir hükmü bulunmaktadır. Oysa protokol, yasanın çizdiği bu sınırı aşıp yalnızca “bir ilde çıkan” asayişe müessir olaylarla ilgili yardım isteme esaslarını düzenlemektedir. “Bir ilde çıkacak olaylarla” ilgili durumun yasada ayrıntılı ele alındığı hatırlatılarak, yasanın “herhangi bir düzenleyici işlem çıkarılmasına gerek görmediği bir hususta, kendiliğinden hareket edilerek başka bir düzenleme getirilmesi hem biçim yönünden hem yetki yönünden yasaya aykırıdır.”
ASKER VALİNİN GÖREVİNİ ÜSTLENİYOR
2. “SORUMLULUĞUN birinci derecede kendilerinde bulunduğu ve bu sorumluluktan kaynaklanan görevlerin yerine getirilmesine ilişkin olarak yasa ile yetkilendirildikleri bir hususta, vali ve kaymakamların görev alanlarını daraltacak, takdir yetkilerini ortadan kaldıracak ve inisiyatif kullanma güçlerini fiilen kısıtlayacak bir düzenlemenin getirilmesi aynı zamanda taşra yönetiminin esasını oluşturan 'il sistemi'ne de aykırıdır.”
3. PROTOKOLÜN 5. maddesiyle “İl ve ilçe Güvenlik Koordinasyon Komisyonları” kurulması hükmünü getirdiği hatırlatılarak, il ve ilçelerde daha önceden kurulan benzer bir çok komisyonun bulunduğu belirtildi. “Diğer komisyonların görev ve yetki alanına giren hususlarda karar alma ve düzenleme yetkisinin verilmesi, söz konusu komisyonlar arasında yetki ve sorumluluk kargaşasına yol açacaktır. Üyeleri arasına garnizon komutanı sıfatıyla bir askeri yetkili dahil edilmek suretiyle karma bir yapıya büründürülmesi, mülki idare amirliğinin asayiş hizmetlerine ilişkin yetki ve sorumluluk düzeninin bütünlüğünü bozmaktadır.”
PROKOL İL İDARESİ KANUNU'NA AYKIRI
4. PROTOKOLÜN 5 ve 6. maddeleriyle getirilen düzenleme “aniden ortaya çıkan ve hakkında acilen karar alınması gereken sorunların çözümünde sürat ve etkinliği azaltabilecek bir işleyiş sistemi oluşturmakla mülki idare amirlerinin takdir yetkisini ve hareket serbestisini kısıtlamakta; bu yönüyle İl İdaresi Kanunu'na aykırı düşmektedir.”
5. PROTOKOLÜN 6. maddesi mülki idare amirlerinin kuvvet talebinde bulunmadan önce EMASYA Bölge ve Tali Komutanlıklarına bilgi verilerek kademeli hazırlık imkanı sağlanması hükmünü getirmekte. Mülki idare amirlerine açık bir yükümlülük getiren bu düzenleme “5442 Sayılı Kanun'un askeri birliklerden yardım istenilmesi konusunda getirdiği düzenlemenin esasını teşkil eden 'istisnailik' ve 'olağanüstülük' nitelikleriyle bağdaşmamakta.”
6. PROTOKOLÜN 6. maddesi (c) ve (d) fıkralarında “zorunluluk olmadıkça kuvvet talebinde bulunulmaması” yolundaki hüküm, valilerin statü ve sorumlulukları açısından pratik bir değer ifade etmemekte: “Valiler bu konudaki takdir yetkilerini en uygun zamanda ve en isabetli biçimde kullanabileceklerinden bu konuda 5442 sayılı yasada yer alan genel hükmün dışında ayrıca bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmamaktadır.”
7. PROTOKOLÜN 9. maddesi EMASYA komutanlıklarının mülki amirlerin yardım talebi olmaksızın olaylara müdahale edebilmesine imkan vermekte. Bu madde 5442 sayılı yasaya “şekil, yetki, konu ve maksat” yönlerinden aykırı düşmekte.
8. PROTOKOLÜN 10. maddesi ilden ile kuvvet kaydırılmasının ilgili EMASYA Tali Bölge Komutanı'nın, bu ilden sorumlu EMASYA Bölge Komutanlığı'ndan yardım istemesi üzerine yapılacağını hükme bağlamakta. Bu ise “Mevcut kuvvetlerin yeterlilik durumu ve yardım istenilmesine gerek olup olmadığı konusundaki değerlendirmenin kimin tarafından yapılacağını açıklığa kavuşturmamakta, buna karşılık kuvvet kaydırılmasının EMASYA Tali Bölge Komutanı'nın talebi üzerine yapılacağını hükme bağlamakta (...) yasaya açıkça aykırılık taşımakta.”
9. “YARDIM talep edilmesinden önceki aşamalara ilişkin olarak sivil ve askeri birimlere ortak görev ve tatbikat sorumluluğu yükleyen Protokol'ün 7 ve 16. maddelerine ve benzeri düzenlemelere gerek bulunmamaktadır. Ayrıca yasada da bu tür bir yükümlülükten söz edilmemektedir.”
HERKES ASKERİN EMRİNDE!
10. PROTOKOLÜN 14 ve 16. maddeleri vali tarafından görevlendirilip görevlendirilmediklerine bakılmaksızın bütün kolluk güçlerinin yardıma gelen askeri birlik komutanının emrine gireceği şeklinde düzenlenmiş. “Polis ve jandarma güçlerinin kaçınılmaz olarak askeri birliğin komutasına girmesini öngören düzenlemeler yasaya aykırı düşmektedir.”
11. PROTOKOLÜN 20. maddesi mülki amirlerden yardım talebi geldiği anda jandarma ve polisin EMASYA komutanlıkları nezdinde oluşturulan “Asayiş Harekat Merkezi”nde irtibat personeli bulundurması zorunluluğunu getirmekte. Bu, valilerin olaylara müdahalede askeri ve sivil birliklerin ortak görev yapabilmeleri hususundaki takdir yetkilerini ortadan kaldırıcı yönde sonuç doğurmakta. Yine protokolün 22 ve 23. maddeleri Jandarma, Emniyet ve MİT'in de katılacağı “Müşterek İstihbarat Merkezleri” kurulmasını ve EMASYA Komutanlıkları nezdinde müşterek tatbikat icra edilmesini öngörmekte. “Bu yönde düzenli ve sürekli örgütlenmelere gidilmesi, başta 5442 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu olmak üzere, iç güvenliği düzenleyen tüm yasalara aykırı bulunmaktadır.”
Demokratik rejimlerde gizli protokol suçtur
Protokolün hukuka aykırılığı yolunda yukarıda dile getirilen esasa dair hukuka aykırılıkların yanında önemli bir şekli hukuka aykırılık da söz konusudur. Zira bu protokolün Resmi Gazete'de yayınlanması ve gizliliğinin kaldırılması gereklidir. Protokol hukuki niteliği itibariyle adsız bir kural işlemdir. Yönetmeliklere uygulanan hukuki rejime tabidir. Bir yönetmeliğin taşıması gereken şekil şartlarını taşımak zorundadır. Protokol; 3011 numaralı 24.5.1984 tarihli, 1.6.1984 tarih ve Resmi Gazete'de yayınlanan Resmi Gazete'de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanunun 1/a maddesine göre bakanlıklar ve kamu tüzel kişiliklerinin işbirliğine, yetki ve görev alanlarına ait hükümleri düzenlediği ve 1/c maddesine göre kamuyu ilgilendirdiği için Resmi Gazetede yayınlanmak zorundadır. Protokol Resmi Gazete'de yayınlanmadığı gibi gizli gizlilik derecesi verilerek kamu tarafından bilinmesi engellenmiştir. Bakanlar Kurulunun 14.02.2000 tarih 2000/284 numaralı kararıyla 26.10.1- 994 - 4045 Kanuna dayanılarak 12.04.2000 tarih 24018 numaralı Resmi Gazete'de yayınlanan Güvenlik Soruşturması Ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği hangi belgelerin gizli olabileceğini anlatmaktadır. Yönetmeliğin Gizlilik Derecelerinin Sınıflandırılması başlıklı 5/b maddesi gizli belgeyi şöyle açıklamaktadır: 'Bilmesi gerekenlerin dışında diğer kişilerin bilmelerinin istenmediği ve izinsiz açıklandığı takdirde Devletin güvenliğine, ulusal varlık ve bütünlüğe, iç ve dış menfaatlerimize ciddi şekilde zarar verecek, yabancı bir devlete faydalar sağlayacak nitelikte olan mesaj, rapor, doküman, araç, gereç, tesis ve yerler için kullanılır.' Toplumsal olaylarda askerlerden yardım istenilmesini düzenleyen bir metnin gizli olmasının hukuken mümkün olmadığını yukarıdaki gizlilik tanım daha çok söze gerek bırakmadan anlatmaktadır. Ayrıca toplumsal olaylarda askerlerden yardım istenilmesine dair Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa dayanılarak çıkarılmış açık bir yönetmelik zaten bulunmaktadır.
EMASYA: Üç anlam, üç işlev
Türkiye'deki EMASYA yapılanması “bir” protokole dayanır ve şu üç anlamı taşır: Bir yasaya bağlı yönetmelik, genelge ve protokollerle bu yasayı ihlal etme modeli; mülki otorite ve askeri birim arasındaki hiyerarşinin ters yüz edilmesi; sivil emniyet alanının askerileşmesi ya da askeri alanın genişlemesi.
Protokol 28 Şubat günlerinde ve Güneydoğu'da olağanüstü hal rejiminin adım adım kaldırıldığı bir dönemde çıkarılmıştır. Bu açıdan hem belli toplumsal kesimlere ve sivil emniyet güçlerine güvensizliği merkez alan bir alan kontrolü stratejisi üzerine kuruludur.
Hem olağanüstü hal rejiminin boşluklarını, özellikle askeri otoritenin konumu ve hakimiyeti açısından ikame etme işlevi üstlenmiştir. Bu çerçevede 1999 yılından itibaren TSK İç Güvenlik Doktrini'ni ve yapılanmasını EMASYA Protokolü üzerine temellendirmiştir. Alan kontrolü ve ikame arayışı üç esasa ya da askerin arayışları açısından EMASYA Protokolünün hükümleri çerçevesinde üç işleve dayanır.
1. İç siyaset işlevi:
Asker her ilde garnizonlarda oluşturduğu “Asayiş Güvenlik Merkezleri”yle sivil emniyet ve mülki amiri istihbarat, değerlendirme ve planlama açısından askere bağımlı kılmıştır. Tüm toplumsal ve istihbari bilgiler askerin elinde birikmekte, fişleme doğal bir işlem haline gelmektedir. Öte yandan asker gerekli gördüğü durumlarda toplumsal hadiselere mülki amirin iznine gerek kalmadan el koyabilmektedir. Nitekim protokolün imzalanmasından sonra 3. Ordu Komutanlığı'ndan gelen 7130-27-9 sayılı emre istinaden 48. Piyade Tugay Komutanlığı'nın 15 Eylül 1997 tarihinde yazdığı 7130-326-97/169 sayılı emir ise uygulamayı açıkça ortaya koymaktadır. Emirde şöyle denmektedir: “Emasya komutanlıklarına gerektiğinde mülki makamların kuvvet talebi olmaksızın da olaylara direkt müdahale yetkisi veren protokolün 9. Maddesine göre EMASYA Planları tadil edilecektir...” Bu durum yaygın, tehlikeli ve “sıradan” bir askerileşme sürecine açıkça ve yeterince işaret eder.
2. Askerileşme işlevi:
Protokol hükümlerine göre herhangi bir iç güvenlik harekâtı süresince polis Özel Harekât Timleri EMASYA Bölge ve Tali Bölge Komutanlıkları'nın emrine, geçici köy korucuları, bölgedeki ilgili Jandarma komutanlığının emir-komutasında olarak, yine EMASYA Komutanlıkları'nın emrine verilir. İç Güvenlik Harekatlarında ve harekat bölgelerinde harekat kontrolü, yani komuta bölgedeki en üst askeri birimde, fiilen ülkenin ezici bir çoğunluğunda KKK karargahlarındadır. İç harekat durumunun özellikle Batman, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa ve Van'da geçici değil sürekli bir durum olduğu düşünülürse, ülkenin ciddi bir bölümünde asayiş alanının her bakımdan askerileştiği açıktır.
3. İkame işlevi:
Jandarmanın valilerden kimi tekil olaylarda ya da 1 yıla varan uzun sürelerle her tür konuda polis alanlarında görev yapma yetkisini alması son yıllarda sıkça görülen durumlardan birisidir. Bu tür görevlendirmeler istisna olmaktan çıkmış, askeri otoritenin sıradanlaşmış talepleriyle bir rutin haline dönüşmüştür. Nitekim 2006 yılında Ankara, Konya, İzmir gibi kentlerde, toplam 40 ilde polise ait olan operasyon, arama, kontrol ve baskın yetkilerinin valiler tarafından bir yıllığına jandarmaya verildiği ortaya çıkmış ve gerekçe olarak Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 10. maddesinin c fıkrası gösterilmiştir. Buna göre, “Jandarma veya Emniyet Teşkilatı, sorumluluk sahasında yetersiz kalmaları durumunda, mahalli mülki amirler tarafından birbirlerinin sorumluluk sahalarında geçici olarak görevlendirilebilir.” Bu hüküm İller İdaresi Kanunu'nun EMASYA Protokolü'yle şekillendirilen 11/D maddesine göre düzenlemiştir. Ayrıca jandarma ve emniyet güçlerinin mülki amir izni ve savcı talimatıyla yapılan ortak operasyonları sıklaşmaktadır.
Bunda EMASYA Protokolü'ne göre düzenlenen TSK iç güvenlik doktrinin iklimi ve siyasi etkisi dikkate değer önemdedir. Asayiş alanının adli takip açısından askerileşmesinin bu tür göstergeleri son olarak İzmir'de il ve ilçe merkezlerinde 24 Mayıs 2009'da yapılan KESK operasyonunda karşımıza çıkmıştır. Yaygınlaşan bu durum askeri otoritenin iç güvenlik doktrininin ruhuyla son derece uyumludur ve dolaylı olarak EMASYA Protokolüyle ilgidir.
Sonuç:Protokol açık olarak yasalara aykırı ve anti-demokratiktir zira askeri otoriteyi mülki amirin yönlendiricisi haline getirmektedir. Bu tür süreçlerin hedefleri ne irtica ne bölünme tehlikesidir, toplumsalın ve siyasetin özerkliğidir. EMASYA Protokolü işaret ettiği yapılanma, anlayış ve eğilimle askerileşen devlet alanının pratik-politik işleyiş şemasıdır ve askeri vesayet düzeninin kritik mekanizmalarından birisidir.